Plastik kullanımını yasaklamamalıyız!

İnsanlığın plastikle ilişkisi şizofreniktir.

Modern yaşamın hemen her alanında, su şişelerinden uçağa kadar plastikler hayatımızın tam merkezindedir. Plastikler olmadan, hayatlarımız aynı kalitede ve kolaylıkta olmazdı. Bununla birlikte, kullandığımız plastiklerin atık haline geçmesiyle, sokaklarımızda, nehirlerimizde ve hatta okyanuslarda ki canlıların bünyelerinde rastlar hale geldik. Bilim adamları 30 yıl içinde okyanuslarda balıktan daha fazla plastik atıkların yer alacağını öngörüyorlar. Bu öngörü elbette çok ürkütücü. Çünkü hiçbir plastik okyanuslara karıştıktan sonra sonsuza kadar orada kalmaz. Bunu düşünmek aptallık olur. Balıklar veya diğer canlılar tarafından yenen plastikler büyük hasarlara yol açarak onları yiyen canlıların bedenlerinde yol almaya ve zarar vermeye devam eder.

Çevrecilerin birçoğu ise plastiklerin yasaklanması için çağrılarda bulunuyorlar. Yasaklanması talebinin temelinde plastiklerin doğada uzun süre bozulmadan kalabiliyor olması. Aslında işte tam da bu yüzden plastikler muazzam ve değerli varlıklar değil mi!

Düşünsenize, 500 yıl yok olmayacak bir malzeme gerçekten de değerlidir. Onu neredeyse sonsuz kez yeniden kullanabilirsiniz. Dolayısıyla asıl sorun plastiğin kendisi veya atığı değil. Plastiğin sorumsuzca kullanılması ve kullanıldıktan sonra yine sorumsuz şekilde doğaya terk edilmesi, yeniden kullanılmaması.

Dünya nüfusunun sürekli artması, buna paralel olarak tüketimin de artması sürecinde sonsuz kez yeniden kullanılabilen bu plastik malzemelerin varlığı biz insanoğlu için aslında çok büyük bir şans.

Asıl çözüm plastiği yasaklamak değil, plastikleri sorumlu şekilde kullanmak ve yine kullanılan plastiklerin geri dönüştürülmesini sağlamak.

İşte bu noktada yani plastiğin geri dönüştürülmesinde dikkat edilmesi gereken asıl nokta plastik geri dönüşümünün karmaşık bir konu olmasıdır. Çünkü plastiklerin kalite tipleri vardır. Bu kalite tiplerine göre bazıları ticari olarak geri dönüştürülebilir plastik tipine girmemektedir. İşte bu farklı tip kalitede ki plastikleri toplama, ayırma ve geri dönüştürülemediği için bertarafı ile ilgili çalışmaların ve sosyal farkındalığın arttırılması önem kazanmaktadır.

Plastiklerin geri dönüşüm sürecini hızlandırmak ve ticarileştirmek için kapsamlı bir yasal ve politika çerçevesi oluşturulmalıdır. Sorumlu kullanım ve geri dönüşüm hakkında gerekli sosyal farkındalığı arttırmak plastik endüstrisinin sorumluluğundadır. İnsanlara plastiğin değerli olduğunu gösterebilirsek, herhangi bir yere plastik atık bulamazsınız.

Dünya Çevre Günü 2018’in ev sahibi olan Hindistan, tek kullanımlık plastiği ortadan kaldırarak örnek teşkil etmektedir. Yasanın sıkı uygulanması burada kilit konu. Eğer Hindistan, Çin, ABD ve AB de dahil olmak üzere dünyanın en büyük güçleri bu yasağı bir politika düzeyinde ortaya koyarsa, dünyanın geri kalanına da kolayca yerleşecektir.

İnsanlık, mevcut karbon ayak izimiz göz önüne alındığında, her şeyi yeniden kullanmanın ve geri dönüştürmenin en önemli şey olduğunun farkına varmalıdır. Şu anda ekolojik kaygıları yerine getirme yükümlülüğü olarak düşünüyoruz. Fakat plastik kullanımını azaltmak bir yükümlülük değildir – yaşamlarımız onlara bağlıdır. Dünyayı korumak, kendimiz için iyi bir yaşam ortamı oluşturmaktan farklı değildir. Çünkü hayatlarımız entegre şekilde birbirine bağlıdır. İyi bir dünya olmadan iyi bir yaşam da olamaz.

Kalkınma ve ekonomi hakkındaki fikirlerimiz ve bakış açılarımız bizi bu gerçeklikten uzaklaştırdı. Yaşam ve dünya hakkında sahip olduğumuz hayali sonuçların artık işe yaramadığını anlamanın zamanı geldi. Daha olgun düşünebilmeli ve daha doğru şeyler yapmalıyız. Bu olgunluk iş, endüstri ve devletten gelmelidir.

Yaşamlarımızda, zaten yapamadığımız şeyi yapmazsak, bu bir problem olmaz ama yapabileceklerimizi yapmazsak, işte bu bir problemdir.

Yapabileceklerinizi gerçekten yapabilmeniz dileğiyle.

World Economic Forum sitesinde ki Sadhguru tarafından yazılan bu yazıdan yararlanılmıştır. 

Paylaş:

Mustafa Kurt

Bu yazıyla ilgili sen ne düşünüyorsun?