Evinizin enerjisi güneş perdesinden

Güneş panelli perde Solar Curtain, bir evin elektrik ihtiyacının üçte birini karşılayabiliyor.

Güneş enerjisi üretimindeki en büyük potansiyel, güneş enerjisi üreten hücrelerin farklı yüzeylerde kullanılmasında yatıyor. Daha önce duvar kağıdı, cam filmi, reklam panosu vb. pek çok farlı yüzeyde güneşten enerji üretimine örnekler paylaştık. Bugünkü konuğumuz ise güneş panellerini katlanır perdelere yerleştirerek ev ve ofislere taşımayı hedefleyen Solar Curtain.

Girişimci Ahmet Fuat Yalçın, tarafından geliştirilen Solar Curtain perdelerin güneş paneli olarak kullanılmasına dayanıyor. Solar Curtain, görüntüde bir stor perdeden farksız. Hatta geniş bir renk ve desen seçeneği de var. Onu diğer perdeden ayıran tarafı ise, perdenin dış tarafında bulunan güneş panelleri. Perde tüm gün güneş enerjisi üretiyor. Bu enerji perdeden çıkan kablo yoluyla güç kutusuna ve güç kutusundan çıkan kablo ile prize aktarılıyor. Böylece perdenin ürettiği elektrik ortamdaki diğer prizlere dağıtılıyor. Güç kutusunun üzerinde bulunan USB girişi sayesinde telefon şarj etmek veya güç kutusunun gece lambası özelliğiyle odanızı aydınlatmak da seçenekler arasında.
Solar Curtain‘ın paylaştığı bilgilere göre, 4 kişilik bir ailenin elektrik tüketiminin üçte birini karşılayan sistem, kolaylıkla kuruluyor. Solar Curtain’da kullanılan fotovoltaik hücreler %22 verim ile dünyada ticari amaçlı kullanılan en yüksek verimliliğe sahip hücreler. Tek bir perde ile kullanıcılar yılda yarım MWH elektrik üretirken, 372 KG karbon emisyonunu önlüyor ve 20 ağacın hayatını kurtarıyor. Tüm bunlara ek olarak elektrik faturasında da üçte birlik (yaklaşık 230 TL’lik) tasarruf sağlanıyor.
Solar Curtain’ın üzerindeki fermuar ile güneş paneli kolayca çıkarılıp kumaş kısım temizlenebiliyor.
Solar Curtain mobil uygulaması, perdeye uzaktan erişim imkanı da sağlıyor. Böylece üretilen elektrik ve engellenen karbon emisyonu, kurtarılan ağaç sayısı gibi rakamlara anlık olarak ulaşılabiliyor.
Solar Curtain Arı Kovanı‘nda fon topluyor. 100.000 TL’lik iddialı hedefi gerçekleştirmeleri için yaklaşık 50 günleri var. Projenin yaygınlaşacağı günü merakla bekliyoruz.
Paylaş:

ISO 50001:2018 Enerji Yönetim Sistemi Standardı yayınlandı.

ISO 50001:2018 Standardı nedir? 

En başta konuya pek hakim olmayanlar için kısaca ISO 50001:2018 nedir bunu bir açıklayalım.

ISO 50001, kuruluşların enerjiyi daha verimli kullanmalarına ve daha iyi enerji yönetimini, iş stratejisine entegre etmelerine yardımcı olan Uluslararası kabul görmüş bir standarttır. Bunu, kuruluşun enerji performansını sürekli olarak geliştiren ve para tasarrufu sağlayan bir enerji yönetim sisteminin (EnYS) nasıl uygulanacağını ve sürdürüleceğini özetleyerek yapar.

Bu standart kimin içindir?

Türü, boyutu, karmaşıklığı, coğrafi konumu, organizasyon kültürü veya sunduğu ürün ve hizmetlerden bağımsız olarak herhangi bir kuruluş tarafından kullanılmak içindir. Özellikle:

  • Maliyetleri ve karbon emisyonlarını azaltmak için enerji yönetimini geliştirmek isteyen herhangi bir kuruluş
  • Enerji yönetim sistemi uygulamak isteyen herhangi bir kuruluş
  • Enerji yönetimi için uluslararası kabul görmüş en iyi uygulama anlayışını geliştirmek isteyenler
  • Enerji yönetim sistemlerini geliştirmek isteyen ISO 14001 kullanıcıları

Bu standardı rahatlıkla kullanabilir ve uygulayabilirler.

Bu standardı neden kullanmalısınız?

Bir EnYS’nin uygulanması, enerji performansını sürekli olarak geliştirmek için gerekli sistematik bir yaklaşım sunar. EnYS, bir kuruluşun enerji hedeflerini belirlemesine ve ulaşmasına, enerji performansını iyileştirmek için harekete geçmesine ve sonuç olarak verimlilik ve maliyet tasarruflarından faydalanmasını sağlar.

Kuruluşların enerji maliyetlerini azaltmalarına, daha sürdürülebilir bir şekilde büyümelerine, daha esnek olmalarına ve mevzuatlara uymalarına yardımcı olur. Standart:

  • Kuruluş tarafından yönetilen ve kontrol edilen enerji performansını etkileyen faaliyetlere uygulanır.
  • Tüketilen enerji miktarından, kullanımından veya türünden bağımsız olarak uygulanır.
  • Sürekli enerji performansında iyileşme gösterilmesini gerektirir, ancak elde edilecek enerji performansı iyileştirme düzeylerini tanımlamaz.
  • Bağımsız olarak kullanılabilir veya diğer yönetim sistemleriyle uyumlu veya entegre edilebilir

Son güncellemeden bu yana ne değişti?

Bu revizyon, ISO’nun yeni üst düzey yapı (High Level Structure) terimlerini, tanımlarını ve başlıkları içermekte, böylece 2018 standardını diğer kilit yönetim sistemleri standartlarına uygun hale getirmektedir. Bu sürümü, şimdi de ‘HLS’ formatında olan ISO 9001 ve ISO 14001 ile uyumlu ve daha kolay entegre edilmesini sağlıyor.

Diğer önemli değişiklikler ve faydalar şunlardır:

  • Liderliğin sorumluluğuna daha güçlü bir vurgu
  • Enerji performansı ile ilgili temel kavramların netleştirilmesi
  • Veri toplama ve normalleştirme konusunda geliştirilmiş bölümler
  • Gerçek dünyadaki standardın kullanılmasının yedi yılını yansıtan ek küçük revizyonlar

 

Paylaş:

Güneş Panelleri Yağmurdan da Enerji Üretecek

Çin’de yer alan Soochow Üniversitesi araştırmacıların geliştirdiği paneller , yağmur yağdığı sürece geceleri de elektrik üretmeye devam ediyor. Bunu da Triboelektrik Nanojeneratör (TENG) aracılığıyla gerçekleştiriyor. TENG, yağmur damlalarının hareketinden gelen mekanik enerjiyi elektriğe dönüştürüyor. Nanojeneratörleri en basit anlatımla hareketi elektriğe dönüştürebilen cihazlar olarak tarif edebiliriz. TENG ise yağmur damlalarının haraketini yakalayabilmek için küçük ölçekte tasarlanmış bir Nanojeneratör.

Araştırmacılar 3-5 yıl içerisinde bir protitiopin hazır hale geleceğini belirtiyor. Bu hibrit paneller, güneş panelleriyle elektrik üretimini daha istikrarlı hale getirebilme, güneş enerjisi kullanımını daha da yaygınlaştırabilme potansiyeli taşıyor. Yaygınlaştığı takdirde ise güneş enerjisi donanımının maliyeti de düşebilir.

Paylaş:

Shell, Tam 30 Yıldır Küresel Isınmaya Sebep Olduğunu ve Sonuçlarının Ne Olacağını Biliyormuş!

Bu haber çoğu okuyucumuz tarafından tahmin edilebilecek bir bilgi olmasına karşın, bu olayın doğruluğunun belgeler ile kanıtlanması kesinlikle büyük bir olay. Zira olay, artık herkesin bildiği ama kimsenin dile getiremediği bir gerçek olmaktan çıkıp düpedüz kanıtlar ile ortaya atılmış durumda.

Shell bu tür konularda araştırmalar yapıp kamuoyundan saklayan tek çok uluslu enerji firması tabii ki değil. 2015 yılında yapılan bir araştırmaya göre Amerikan enerji devi Exxon da küresel ısınmanın bu şekilde dönülemez bir noktaya geleceğini 40 yıl öncesinden hesaplamış ve bu konuya dair herhangi bir yaptırama girmekten kaçınarak üç maymunu oynamıştı.

‘Sera Etkisi’ olarak adlandırılan Shell raporlarının ilki oldukça eski bir tarihe dayanıyor. 1988 yılında Shell’in yaptığı araştırma sonuçlarına göre: o tarihlerde şirket, küresel ısınmanın bugünkü geri dönülemez anlamda ilerleyişini öngörebilmiş, üstüne fosil yakıtın küresel ısınma üstünde doğrudan etkisi olduğunu herkesten önce öğrenmiş. Hatta Shell’in kendi yaptığı araştırmanın sonucu bir öneriye dayanıyor:  ‘Düzensiz iklim değişiklikleri deniz seviyesinin yükselmesine, okyanusların asitleşmesine ve dünya geneli negatif anlamda göçlere sebep olacak, lütfen bu konuya dair önlem politikalarını mümkün olduğunca erken oluşturmaya başlayın.” Okumaya devam et Shell, Tam 30 Yıldır Küresel Isınmaya Sebep Olduğunu ve Sonuçlarının Ne Olacağını Biliyormuş!

Paylaş:

Elektrik tüketimini düşürenlere para ödeyen girişim

San Francisco merkezli OhmConnect girişimi, ev sahiplerine ve apartmanda yaşayanlara para ödeyerek belirli zaman dilimlerinde evlerindeki cihazları kapatmalarını teşvik edip enerji tasarrufu sağlamayı amaçlıyor. Projeye katılmayı kabul edenler elektrik kullanımlarının OhmConnect tarafından takip edilmesini kabul etmiş oluyor. Kullanıcılar, özellikle de enerji kullanımının bir hayli yüksek olduğu zamanlarda bir saat boyunca evlerindeki ışıkları ve cihazları kapatmalarını talep eden bir bildirim alıyor.

Bireysel anlamda bakıldığında böyle bir çaba pek bir şey ifade etmezken OhmConnect’in Kaliforniya’da 290 binden fazla müşterisi olduğunu göz önünde bulundurunca işin rengi değişiyor. OhmConnect, kişinin bir saatlik süre zarfında sağladığı tasarruf ile normal kullanımını karşılaştırarak katılımcıya ödeme yapıyor.

Girişimin kurucu ortağı Curtis Tongue Fast Company’e yaptığı açıklamada “Birçok insan bu girişimi elektronik cihazlarını fişten çekip aileleriyle kutu oyunları oynamak için bir bahane olarak değerlendiriyor.” dedi. OhmConnect sayesinde yapılan tasarruf (‘negawatt‘ olarak adlandırılıyor) yerel kamu hizmeti şirketlerine veriliyor. Onlar da ürettikleri elektrik miktarını karşılamak için bu negawatt’ları kullanıyor. Bu girişimin, aralarında Pasifik Gaz ve Elektrik, Southern California Edison ve San Diego Gas & Electric gibi şirketlerin de bulunduğu büyük şirketlerde işe yaradığı görüldü. OhmConnect, varlığını sürdürebilmek için şirketlere sunduğu enerji tasarrufunun yüzde 20’sini alıyor.

Şirket, kurulduğundan bu yana geçen dört yılda Kaliforniya enerji şebekesinde 100 megawatt tasarruf edilmesini sağladığını söylüyor. Bu da, sadece talebin normal arzı aştığı zamanlarda çalışan, OhmConnect olmasaydı sürekli olarak kullanılmayı gerektirecek iki elektrik santraline tekabül ediyor. Şirket, projeye katılan ortalama bir tüketicinin yılda ortalama 40 ila 50 Dolar arası kazanabileceğini söylüyor. Bu meblağ küçük bir apartman dairesinde yaşayanlar için geçerli. Daha büyük bir evde yaşayanların yılda 200 Dolar’a kadar kazanması mümkün oluyor.

Kaynak: PSFK , Dünya Halleri

Paylaş:

Sürdürülebilirlik Endeksi Ve Firmalara Katkısı

BIST Sürdürülebilirlik Endeksi, kurumsal sürdürülebilirlik konusundaki yüksek performansı ve Türkiye’de sürdürülebilirlik konusundaki bilinç, bilgi ve uygulamayı artıran Borsa İstanbul şirketleri için bir kriter sağlamayı amaçlıyor. Buna ek olarak endeks, kurumsal yatırımcıların şirketlerin çevresel, sosyal ve yönetsel (ESG) konularına yüksek performanslı bağlılıklarını göstermek için bir platform oluşturuyor.

Sürdürülebilirlik endeksi nasıl çalışıyor?
Borsa İstanbul, BIST sürdürülebilirlik endeksine giren firmalar adına sürdürülebilirlik endeksi yaratmak için Etik Yatırım Araştırma Hizmetleri Limited Şirketi (EIRIS) ile bir işbirliği anlaşması imzaladı. Bu anlaşmaya göre, EIRIS, Borsa İstanbul’da işlem gören şirketleri, uluslararası sürdürülebilirlik kriterlerine dayanarak değerlendirmektedir. Değerlendirme sadece kamuya açık bilgi ve değerlendirme maliyetlerine dayanmaktadır.
EIRIS, 30 yılı aşkın bir süredir çevre, sosyal ve yönetsel konular üzerine uzmanlaşmış, varlık sahiplerine, varlık yöneticilerine ve endeks sağlayıcılarına global olarak hizmet veren bağımsız bir Londra merkezli araştırma organizasyonudur. Johannesburg ve Meksika Menkul Kıymetler Borsaları, EIRIS’in sürdürülebilirlik araştırma hizmeti sağlayan diğer mübadeleleridir.
Değerlendirmelerin dayandığı farklı ESG kriterlerinin her birindeki göstergeleri kapsayan ayrıntılı Araştırma Metodolojisi belgesi, şirketler için daha anlaşılır ve basit hale getirmek üzere EIRIS tarafından revize edildi ve metodolojinin kapsamına; Aralık 2015’ten itibaren Bankacılık Kriterleri eklendi.
Bist sürdürülebilirlik endeksi
BIST sürdürülebilirlik endeksine giren firmalar için sürdürülebilirlik endeksi, XUSRD kodu ile 4 Kasım 2014’te başlatıldı. İndeksin başlangıç ​​değeri, 3 Kasım 2014’te BIST 30 endeksinin ikinci seans kapanış değerine dayanan 98.020,09’dur. Her bir bileşenin göreceli ağırlığı% 15 olarak sınırlandırılmıştır.
Kasım-Ekim döneminde BIST Sürdürülebilirlik Endeksi için bir endeks süresi var. EIRIS, 2014 yılında BIST 30 kurucu şirket ve 2015 yılında BIST 50 kurucu şirketleri değerlendirdi. 2016’dan itibaren BIST 100’ün gönüllü şirketleri değerlendirilecek şirketlerin listesine eklendi değerlendirme listesi her yıl revize edildi ve Aralık ayında Borsa İstanbul tarafından ilan edildi.
Endekste yer alabilmek için şirketler, her kriter grubu için eşiğin üzerinde çalışmalıdır. Şirketleri daha iyi sürdürülebilirlik performansı için teşvik etmek adına, gelecekte eşikleri yükseltmesi düşünülmektedir.
Sürdürülebilirlik endeksi kapsamında değerlendirilen firmalar
Adel, Akbank, Aksa Enerji, Anadolu Efes, Arçelik, Aselsan, Brisa, Coca Cola, Doğan Holding, Doğuş Otomotiv, Ereğli Demir Çelik, Ford Otosan, Garanti Bankası, Global Yat Holding, İş Bankası, İş GMYO, Koç Holding, Petkim, Sabancı Holding, Şişecam, Halk Bankası, Tat Gıda, Tav Havalimanları, Tekfen Holding, Tofaş Oto, Tüpraş, Türk Hava Yolları, Türk Telekom, Türk Traktör, Turcell, Ülker, Vakıflar Bankası, Vestel, Migros, Netaş, Otokar, Pegasus, Yapı ve Kredi Bankası, Zorlu Enerji sürdürülebilirlik endeksine giren firmalar arasındadır.
Endeksten beklenen katkı
Endeks, Türk şirketlerinin kurumsal risk ve fırsatlarını etkin bir şekilde yönetmelerinde rekabet avantajı sağlamaktadır. Şirketler için sermaye çekmek için yeni araçların geliştirilebileceği yatırım yapılabilir bir endeks bulunmaktadır. Endeks, şirketlerin küresel ısınma, doğal kaynakların tüketilmesi, sağlık, güvenlik ve istihdam dahil olmak üzere önemli sürdürülebilirlik konularına yaklaşımlarını yansıtıyor ve bu konularda ve bir bakıma kayıtlarıyla ilgili faaliyet ve kararlarının bağımsız bir değerlendirmesini yapıyor.
Endeks, şirketlere sürdürülebilirlik performansını hem yerel hem de global düzeyde karşılaştırma fırsatı sunuyor. Endeks ile Borsa İstanbul, şirketlere şeffaflık, hesap verebilirlik ve sürdürülebilirlik konularında risk yönetimi yeteneklerini geliştirmelerini sağlayarak performanslarını değerlendirmek ve sonuç olarak yeni hedefler benimsemek veya performanslarını artırmak için bir araç sunmaktadır. Bu, şirketlerin rekabet avantajı kazanmalarını sağlar. Endekse dahil olanlar marka bilinirliği ve prestijlerini artırıyor.
Endeks, şirketler için küresel müşterilere, sermayeye ve daha düşük maliyetli finansmana erişimi kolaylaştırıyor. Proje, yatırımcıların sürdürülebilirlik ve kurumsal yönetişim ilkelerini benimseyen şirketleri seçmesine ve yatırım yapmasına imkân tanıyan bir araç yaratmayı amaçlıyor.

Paylaş:

Bu konteynerli çözüm, uzak alanlara temiz su ve elektrik getiriyor

Şehir merkezlerinden uzaklara veya yerel şebekelerin bulunmadığı köylere elektrik ulaştırmak ve içilebilir temiz su iletmek, buralarda yaşamlarını sürdüren insanların hayatlarında farklılık oluşturabilir.

Fakat merkezi sistemleri bu alanlara ve köylere ulaştırmak çoğu zaman maliyetli bir durumdur. İtalyan bir girişimcinin ise tüm bu söylediklerimizi 15.000 $ ‘a gerçekleştiren modüler bir çözümü var.

OffGridBox adı verilen konteyner her gün 16 kw / saat güneş enerjisinden temiz elektrik ve yine her gün 24.000 litre süzülmüş ve strilize edilmiş içme suyu tedarik ediyor. Bu elektrik ve su da yaklaşık 300 kişilik bir köy için yeterlidir.

Sadece birkaç saat içinde kurulabilen bu sistemi teknik bilgiye sahip olmayan kişiler dahi, verilen günü birlik eğitimle bakımlarını yapabilir hale geliyorlar.

İncelemek isteyenler için adresi: https://www.offgridbox.com/

 

Paylaş:

Bilim İnsanları Yenilenebilir Enerjiyi Yenilebilir Enerjiye Dönüştürdü

Finlandiyalı araştırmacılar, yenilenebilir enerji ile çalışan bir sistem kullanarak, yemek olarak servis etmeye yetecek kadar besin içeren tek hücreli bir protein topluluğu yarattı. Tüm süreç yalnızca elektriğe, karbondiokside, suya ve mikroplara ihtiyaç duyuyor. Yapay besin, Lappeenranta Teknoloji Üniversitesinin ve Finlandiya’daki VTT Teknik Araştırma Merkezinin ortak projesi olan, Elektrikten Besin Projesinin bir parçası olarak üretildi.

Ham maddeler bir biyoreaktör içerisinde elektrolize maruz bırakıldığında, yüzde 50’den fazla protein ve yüzde 25 karbonhidrat içeren bir toz oluşturur. Oluşan ürün, kullanılan mikrobun türüne göre değişebilir.

VTT’de çalışan bilim insanı Juha-Pekka Pitkänen’e göre bir sonraki aşama sistemi geliştirmek. Çünkü kahve bardağı büyüklüğündeki bir biyoreaktörün, bir gram protein üretmesi yaklaşık iki hafta alıyor. “Şu anda odaklandığımız şey, reaktörün yapısını ve verimliliğini geliştirmek” diyor Pitkänen.
Pitkänen, sistemin yaygın olarak kullanılabilmesi için daha verimli bir şekilde yapılandırılmasının yaklaşık on yıl alacağını tahmin ediyor. 
Açlığın Olmadığı Bir Dünya
Elektrik ve diğer yaygın olarak kullanılan hammaddeler kullanılarak üretilen gıdanın potansiyel etkisi oldukça büyüktür. Şu anda, bu teknolojinin kullanılabileceği iki muhtemel yol vardır.

Tarım üretiminin olmadığı yerlerdeki açlık çeken insanlara besin üretmek, yani ihtiyacı olan insanlara ucuz ve besleyici besin kaynağı sağlamak, kullanılabilecek ilk yoldur. Pitkänen konu hakkında “Bu teknoloji çöl ve diğer besin kıtlığıyla karşı karşıya olan bölgelere götürülebilir” demekte.
İkinci olarak ise, hayvancılığa ve hayvanları beslemek için üretilen bitkilere olan talebi azaltmak. Şu anda et endüstrisi, salınan sera gazlarının yüzde 14 ila 18’inden sorumludur. Makine, çevresel faktörlerden bağımsız olarak çalışır. Yani, insanları sürekli olarak besleyebilir. Lappeenranta Teknoloji Üniversitesinde çalışan Jero Ahola, “Bu teknoloji; doğru sıcaklık, nem veya belli toprak türü gibi tarım koşullarına ihtiyaç duymaz” diyor.
Elektrikten Besin Projesi, karınlarımızı doyurmak için gerekli olan sürdürülemez tarımı azaltabilir. Bunu küçük, ucuz ve yenilenebilir yöntemler kullanarak yapar. Bu konu hakkında yapılan diğer çalışmalar ise, laboratuvarda yetiştirilen et ya da böcek çiftçiliği.

Paylaş:

Bilgisayarın ısısıyla cep telefonunuzu şarj edebilirsiniz

Dizüstü bilgisayarınızdan çıkan ısı, Piece Battery gibi konseptlerle yeniden kullanılabilir hale getirilebilir. TV ve bilgisayarlar gibi kaynaklardan açığa çıkan ısı enerjisini emme fikrine dayanan Piece Battery’nin yapışkanlı şeridi, soğurulan ısıyı, mobil cihazlar için kablosuz şarj olarak kullanılabilecek elektrik gücüne dönüştürüyor. Henüz geliştirilme aşamasında olan bu yeni konsept ileride çığır açabilecek bir teknoloji olarak görünüyor.

Tasarımcılar: Prof. Chai Chunlei, Zhang Kejun, Cheng Zirui, Jin Qi, Li Zhexin, Li Ziyao, Ma Xuna, Shao Shuai ve Yu Yijun

 

Kaynak: YankoDesign

Paylaş:

2017 tarihte ki en sıcak ikinci yıl oldu, küresel ısınmaya teşekkürler!

Nasa’ya göre 2017 yılının ilk 6 ayı şimdiye kadar ölçülen en sıcak ikinci zaman dilimi olarak tarihe geçti. Değerler 1950-1980 yılları ortalamasının 0,94 ° C üzerinde. Bir önceki rekor ise çok uzak değil, 2016 yılına ait.

 

Bu değerler dikkat çekici çünkü bu ısınmaya El Nino etkisi dahil değil. Peki El Nino nedir; El Nino sıcak okyanus sularının yüzeye çıkarak küresel anlamda dünya yüzeyinin ısınması demektir.

 

Küresel ısınmayı inkar edenler 1998’den bu yana küresel ısınmanın olmadığını iddia etmektedirler. 1998 yılında El Nino sebebiyle aşırı derecede sıcak geçti. Ve bu inkarcılar 1998’den 2014 yılına kadar küresel ısınmanın olmadığını tüm sebebin El Nino olduğunu savundular.

 

Okumaya devam et 2017 tarihte ki en sıcak ikinci yıl oldu, küresel ısınmaya teşekkürler!

Paylaş: