Kirli suyu güneşle arıtan küre

Dünya’da 780 milyon insanın içme suyuna erişimi yok. İlerde su savaşlarının yaşanmasından kaygılanırken araştırmacılar da temiz suya erişim için çözümler üretiyorlar. İşte bunlardan biri kirli suyu veya deniz suyunu güneşle temizleyebiliyor…

Fotoğraftaki plastik küre, kirli suyu içme suyuna dönüştürüyor. Adı Helio ve Fransız firması Marine Tech tarafından geliştirildi.

Deniz suyu veya çamurlu su, Helio’nun ortasındaki kaba pompalanıyor. Güneş küreyi ısıtınca su buharlaşıyor. Kubbede toplanan damlalar yanlardan akarak kürenin tabanında birikiyor. Yüksek ısı mikropları da öldürüyor ve ortaya tamamen temiz içme suyu çıkıyor. %100 yenilenebilir enerjiyle temizlenen sistem, günde 10 litre içme suyu sağlayabiliyor. 1200 Euro değerindeki sistem 30 yıl dayanıyor.

 

Paylaş:

Drone’lar artık denizleri de temizliyor.

RanMarine tarafından geliştirilen ve denizlerdeki kirliliği önlemeyi amaçlayan su drone’u bir süredir gerçekleştirdiği pilot çalışmalardan olumlu geri dönüşler aldı ve pilot çalışma aşamasını başarıyla geçti. Denizlerde su yüzeyinde kalan çöpleri, plastikleri ve pis birikintileri toplayabilen drone bundan böyle daha farklı bölgelerde de karşımıza çıkabilir.

WasteShark adlı su drone’u iki farklı modelle geliyor. Bu modellerden bir tanesi uzaktan kumanda ile kontrol edilirken istenildiği yönlere yönlendiriliyor. Bir diğer model ise otonom sürüş özelliğine sahip. Daha önce belirlenmiş noktalarda devriye atan su drone’u, sürekli olarak o bölgedeki çöpleri temizliyor.

Günün 16 saati boyunca denizlerde çöp toplayan ve temizliği gerçekleştiren WasteShark, bu çalışma saatleri ile bir insan gücüne dayalı temizliğe göre çok daha verimli ve sürekli temizlik gerçekleştirebiliyor. WasteShark’ın çöp kapasitesi ise 200 litre hacminde. Bununla birlikte sadece çöp temizliği yapmayan akıllı drone, denizin derinliğini, sıcaklığı ve su kalitesini de ölçümleyerek önemli bir veri akışını sağlıyor ve bu verilerin biriktirilmesini sağlıyor.

Kullanım alanları olarak özellikle yoğun liman bölgelerinin belirlendiği WasteShark adlı drone, ilk testlerini de Rotterdam limanında tamamlamıştı. Drone ilk kez Dordrecht Belediyesi tarafından kullanıldı. Hollandalı firmanın amacı bu drone’un özelliklerini geliştirmeyi, Hollanda’da başka kentlerde de kullanılmasını ve belki de yakın gelecekte drone’u diğer ülkelere de ihraç etmeyi hedefliyor. RanMarine‘in bu hedefine ulaşması da mümkün gözüküyor, çünkü çevre dostu bu drone’un hem çevre temizliği hem de doğaya katkısı oldukça büyük.

Paylaş:

Musluk sularının çoğunda plastik kirliliği ortaya çıktı

Dünyanın dört bir yanındaki ülkelerden alınan su örneklerinde mikroplastik kirliliğine rastlandı. Guardian gazetesinin haberine göre her 100 örnekten 83’ünde mikroskobik boyutta plastik parçaları görüldü.

Bilim insanlarının Orb Media için yaptığı araştırmanın ardından uzmanlar, sudaki plastiğin insan sağlığı üzerine etkilerinin daha ciddi bir şekilde araştırılması çağrısında bulundu.

İncelenen onlarca ülke içinde su kaynakları en kirliği yüksek olan ülke ABD çıktı. Kongre binası ve ABD Çevre Koruma Ajansı ve Trump Tower da dahil olmak üzere çok sayıda yerden alınan sularda mikroplastiğe rastlanırken ülke çapında her 100 sudan 94’ünde bu tip kirlilik tespit edildi.

ABD’yi Lübnan ve Hindistan takip etti. En düşük plastik kirliliğinin gerçekleştiği Avrupa’da da bu oran yüzde 72’ydi. ABD’de her 500 ml’lik suda 4,8 mikrofiber, Avrupa’da ise 1,9 mikrofibere rastlandı.

Araştırmayı gerçekleştiren Galway-Mayo Institute of Technology’den Dr. Anne Marie Mahon ise “Mikroplastiklerin sağlık üzerindeki etkilerini bilmiyoruz. Bu yüzden bir an önce bu konuda daha fazla araştırma yapıp riskleri öğrenmeliyiz” diyor.

Plastik kirliliğinin önüne geçmek için plastik poşet kullanımı bazı ülkelerde yasaklandı
GETTY IMAGES Plastik kirliliğinin önüne geçmek için bazı ülkeler plastik poşet kullanımını yasaklandı

İki farklı etki

Mahon’a göre plastiklerin insan vücudu üzerinde iki farklı etkisi bulunuyor. Bunlardan biri, insan hücrelerinin içine girebilecek kadar küçük plastikler, ikincisi ise plastiklerin üzerinde üreyebilen bakteriler.

Orb Media için gerçekleştirilen analizde 2,5 mikrona kadar parçacıklar ölçülebiliyordu. Daha küçük parçacıkların ölçülmesi mümkün olmasa da Mahon “Bu boyutlarda mikrofiberleri gördüğümüze göre daha küçüklerinin orada bulunmadığını düşünmemiz için bir sebep yok. Bir mikronun binde biri olan nanometre boyutundaki plastikler hücrelere ve organlara girebilir” diyor. Mahon, mikroplastiklerin üzerinde zararlı bakterilerin üremesinin de mümkün olduğuna dikkat çekiyor.

İngiltere’deki Plymouth Üniversitesi’nden Prof. Richard Thompson ise doğadaki hayvanlar üzerinde yapılan araştırmalara göre mikroplastiklerin zehirli kimyasallar içerdiği ve vücuda girdikten sonra bunları salgılayabildiğini söylüyor. Thompson’ın yürüttüğü bir araştırmaya göre İngiltere’de tutulan her üç balıktan birinde mikroplastikler bulunuyor.

Mikroplastik kirliliğinin yaygınlığı, son yıllarda yürütülen araştırmalarla daha net bir şekilde anlaşılıyor. Daha önce Almanya’da yapılan bir araştırmada test edilen 24 bira markasının tümünde mikroplastikler bulunmuştu. Fransa’nın başkenti Paris’te ise araştırmacılar havada mikroplastikler tespit etmiş ve kente her yıl 3 ile 10 ton arasında mikroplastik yağdığı tahmininde bulunmuştu.

Üretilen plastiklerin yalnızca küçük bir kısmı geri dönüşüm tesislerinde değerlendiriliyor
GETTY IMAGES Üretilen plastiklerin yalnızca küçük bir kısmı geri dönüşüm tesislerinde değerlendiriliyor

Londra’daki King’s College’dan Frank Kelly, 2016’da bir parlamento oturumunda konuyla ilgili şunları söylemişti:

“Eğer mikroplastikleri solursak ciğerlerimizin alt kısımlarında veya dolaşım sistemimizde bu kimyasalları salgılayabilirler.”

Mikroplastiklerin içme sularına nasıl karıştığı bilinmese de havaya karışan plastiklerin bunda etkisi olduğu düşünülüyor. Bu parçacıklar kıyafetler ve halıların yanı sıra kurutma makinalarından da havaya karışıyor. Güncel bir araştırmaya göre çamaşır makinaları her çalışmalarında havaya 700 bin parçacık salabiliyor. Bu parçacıklar yağmur ve rüzgarlarla uzak noktalara taşınabiliyor. Su arıtma tesisleri ise bu parçacıkları arıtmakta yetersiz kalıyor.

Orb Media için yapılan araştırmada plastik kirliliği musluk sularının yanı sıra şişelenmiş sularda da tespit edildi.

Dünyada her yıl 300 milyon ton plastik üretiliyor. Bunun yalnızca yüzde 20’si geri dönüştürülüyor veya yakılıyor.

Kaynak: BBC

Paylaş:

3D yazıcıdan su kalite sensörü

Gelişen 3 boyutlu yazıcılarla artık minyatür su analiz sensörleri yapmak ve günümüzde saatler süren su analizlerini, su şebekesi boyunca anlık olarak gerçekleştirmek artık mümkün.

Su kalitesi, yalnızca gelişmekte olan ülkelerde değil, tüm dünyada önemli bir konu. Sürekli su analizi ve müdahalesinin gerekli olduğunu anlamak için Flint, Michigan gibi şehirlere bakmak yeterlidir.

Günümüzde su analizleri, periyodik olarak yapılmakta ve ne yazık ki suyun biz insanların evlerine ulaşmadan önce sisteme giren kirletici maddelerin miktarlarını anlık olarak izleyen bir sistem bulunmamaktadır.

Mühendislik Okulu Müdürü Profesör Mina Hoorfar liderliğindeki British Columbia Üniversitesi’ndeki araştırmacılar, bir su şebekesi boyunca bu olasılığı sürekli ve eksiksiz olarak izleyebilecek bir çözüm geliştirdi. Boyut olarak çok ufak olmasına dikkat edilen bu çözümü üretebilmek için 3 boyutlu yazıcı kullanıldı. Ve ortaya su kalitesi algılayıcı sensörü çıktı.

Sensör, bulanıklık, pH, sıcaklık, klor seviyeleri gibi aynı anda birçok farklı ölçüm de yapabilirken, aynı zamanda patojenler ve kontaminantları da bulabiliyor. Sensörün topladığı veriler daha sonra merkezi bir sisteme kablosuz olarak gönderilebiliyor.

Sensörler bir su dağıtım şebekesi boyunca konuşlandırılabilir ve bağımsız çalıştıkları için birisi başarısız olursa diğerleri çalışmaya devam ederek suyun kaynağından tüketimine kadar sürekli izlenmesini ve eğer şebekeye bir kirletici girişi var ise yerini anlık olarak tespit etmeyi sağlamaktadır. Algılayıcıların yerleştirileceği son yer ise tabi ki evlerimiz.

Tam ve sürekli olarak izlenmek istenen bir su şebekesi fikri  en başta kulağa pahalı gelmesine karşın, bu sensörlerin 3B yazıcılarla yapılması başarıldığı için üretimi kolay, hızlı ve ucuz olabilmektedir. Böyle bir sistem, kontaminantların, sisteme girdikleri zaman ve olduğu yerde tespit edilebileceği anlamına gelir; böylece halk sağlığı problemine başlamadan önce bu kirleticiler rahatlıkla yakalanabilir.

Unutmadan; Dünya üzerinde suların sadece %1’i içilebilir sudur!

Paylaş: