Bilimkurgu filmleri gerçek oldu!; ‘Duman Yutan Kule’

Kurin Systems adlı hava filtreleme girişimi, Hindistan’ın başkenti Yeni Delhi’ye 12,9 metrelik bir hava temizleme kulesi inşa etmek istiyor.

Her yıl Ekim ayında Hindistan’ın başkenti Yeni Delhi, Diwali festivali yüzünden aşırı hava kirliliğine maruz kalıyor. Salı günü yapılan ölçümlere göre şehrin farklı noktalarındaki PM10 seviyeleri tehlikeli bir seviye olan 700’ün üzerindeydi. Bu sorunu çözmek için Yeni Delhi yakınlarında faaliyet gösteren bir girişim, dev bir kirli hava temizleme kulesi inşa etmek istiyor.

Kurin Systems adlı hava filtreleme girişimi, 12 metreden uzun bir hava temizleme filtresi inşa ederek, 3 km çevredeki 75 bin kişiye temiz hava sağlamayı planlıyor. Şirket günde 32 milyon metreküp temiz hava üretebileceğini iddia ediyor. Hava temizleyici, 48 adet fan ve 9 aşamalı filtreleme sistemi kullanarak saatte 1,3 milyon metreküp temiz hava üretecek.

Dünyanın en güçlü hava filtresi

Dünya Fikri Mülkiyet Organizasyonu yakın zamanda Kurin Systems’a dünyanın en büyük ve en güçlü hava filtresi için bir patent verdi. ‘City Cleaner’ adlı kule, 12,9 x 6,1 x 6,1 metre boyutlarında inşa edilecek. Şirket, kazaların engellenmesi için hava temizleyicinin etrafında 9,1 metre genişliğinde boş alan olması gerektiğini söylüyor.

Şirketin kurucusu Pavneeth Singh Puri “Bu cihaz sadece güneş enerjisi ile de çalışabilir ancak bunun için daha fazla alana ihtiyacımız var. Şimdiden, güneş panellerini yerleştirecek ortaklarla görüştük. Bu cihazın çevre dostu olması için şehrin elektriğini kullanmadan çalışmasını istiyoruz.” şeklinde konuştu.

Çin’deki kuleden daha farklı

Şu anda Çin’in Xian şehrinde bulunan 100 metre uzunluğundaki hava temizleme kulesi, dünyanın en uzun hava temizleyicisi olarak rekoru elinde bulunduruyor. Ancak farklı bir teknikle çalışan bu kule günde 10 milyon metreküp temiz hava sağlıyor. Puri “Bizim kulemiz Çin’dekinden farklı şekilde iyonlaşma teknolojisi kullanmayacak. Biz PM10 ve üstü görünür parçacıkları temizlemek için ön filtreleme kullanıyoruz. DAha sonra H14 seviyesi HEPA filtre PM 2,5 parçacıkların yüzde 99,99’unu temizliyor. Son olarak aktif karbon filtresi diğer tüm parçacıkları, uçucu organik bileşikleri (VOC) ve kokuları filtreliyor.” diyor.

Şirket şimdiden bu projenin hayata geçirilmesi için yetkililerle konuşmaya başladı. Puri, onay alınması durumunda kulenin inşaatının dört ay süreceğini ve 17,5 ila 20 milyon Rupi (1,3 – 1,5 milyon Lira) civarında maliyeti olacağını söylüyor.

Kaynak: The Next Web / DünyaHalleri
Paylaş:

ISO 50001:2018 Enerji Yönetim Sistemi Standardı yayınlandı.

ISO 50001:2018 Standardı nedir? 

En başta konuya pek hakim olmayanlar için kısaca ISO 50001:2018 nedir bunu bir açıklayalım.

ISO 50001, kuruluşların enerjiyi daha verimli kullanmalarına ve daha iyi enerji yönetimini, iş stratejisine entegre etmelerine yardımcı olan Uluslararası kabul görmüş bir standarttır. Bunu, kuruluşun enerji performansını sürekli olarak geliştiren ve para tasarrufu sağlayan bir enerji yönetim sisteminin (EnYS) nasıl uygulanacağını ve sürdürüleceğini özetleyerek yapar.

Bu standart kimin içindir?

Türü, boyutu, karmaşıklığı, coğrafi konumu, organizasyon kültürü veya sunduğu ürün ve hizmetlerden bağımsız olarak herhangi bir kuruluş tarafından kullanılmak içindir. Özellikle:

  • Maliyetleri ve karbon emisyonlarını azaltmak için enerji yönetimini geliştirmek isteyen herhangi bir kuruluş
  • Enerji yönetim sistemi uygulamak isteyen herhangi bir kuruluş
  • Enerji yönetimi için uluslararası kabul görmüş en iyi uygulama anlayışını geliştirmek isteyenler
  • Enerji yönetim sistemlerini geliştirmek isteyen ISO 14001 kullanıcıları

Bu standardı rahatlıkla kullanabilir ve uygulayabilirler.

Bu standardı neden kullanmalısınız?

Bir EnYS’nin uygulanması, enerji performansını sürekli olarak geliştirmek için gerekli sistematik bir yaklaşım sunar. EnYS, bir kuruluşun enerji hedeflerini belirlemesine ve ulaşmasına, enerji performansını iyileştirmek için harekete geçmesine ve sonuç olarak verimlilik ve maliyet tasarruflarından faydalanmasını sağlar.

Kuruluşların enerji maliyetlerini azaltmalarına, daha sürdürülebilir bir şekilde büyümelerine, daha esnek olmalarına ve mevzuatlara uymalarına yardımcı olur. Standart:

  • Kuruluş tarafından yönetilen ve kontrol edilen enerji performansını etkileyen faaliyetlere uygulanır.
  • Tüketilen enerji miktarından, kullanımından veya türünden bağımsız olarak uygulanır.
  • Sürekli enerji performansında iyileşme gösterilmesini gerektirir, ancak elde edilecek enerji performansı iyileştirme düzeylerini tanımlamaz.
  • Bağımsız olarak kullanılabilir veya diğer yönetim sistemleriyle uyumlu veya entegre edilebilir

Son güncellemeden bu yana ne değişti?

Bu revizyon, ISO’nun yeni üst düzey yapı (High Level Structure) terimlerini, tanımlarını ve başlıkları içermekte, böylece 2018 standardını diğer kilit yönetim sistemleri standartlarına uygun hale getirmektedir. Bu sürümü, şimdi de ‘HLS’ formatında olan ISO 9001 ve ISO 14001 ile uyumlu ve daha kolay entegre edilmesini sağlıyor.

Diğer önemli değişiklikler ve faydalar şunlardır:

  • Liderliğin sorumluluğuna daha güçlü bir vurgu
  • Enerji performansı ile ilgili temel kavramların netleştirilmesi
  • Veri toplama ve normalleştirme konusunda geliştirilmiş bölümler
  • Gerçek dünyadaki standardın kullanılmasının yedi yılını yansıtan ek küçük revizyonlar

 

Paylaş:

Bir dönem sona eriyor! Plastik Poşetler ücretli olacak…

Uzun zamandan beri gündemde olan ve geçtiğimiz ocak ayında yürürlüğe girmesi beklenirken 1 yıl ertelenerek yürürlük tarihi 1 Ocak 2019 olarak değiştirilen plastik poşetlerin ücretlendirilmesi uygulamasında sürpriz bir gelişme yaşandı.

TARİH ERKENE ALINDI

Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından açıklanan 100 günlük eylem planında plastik poşetlerin çevre koruma faaliyetleri kapsamında ücretlendirilmesi de yer aldı. Eylem planın açıklanmasıyla birlikte plastik poşetler için öngörülen takvim de erkene alınarak ücretlendirme işleminin ekim ayı sonuna kadar başlatılması bekleniyor.

RESMİ GAZETE’DE YAYIMLANDI

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından Avrupa Birliği (AB) mevzuatına uyum çalışmaları kapsamında hazırlanan Ambalaj Atıklarının Kontrolü Yönetmeliği, geçtiğimiz yılın Aralık ayında Resmi Gazete’de yayımlanmıştı.

ÜCRETSİZ DAĞITIM SONA ERECEK

Yeni yönetmeliğe göre plastik torbalar, mesafeli sözleşmelerle yapılan satışlar da dahil olmak üzere satış noktalarında tüketiciye ücretsiz temin edilemeyecek ve ücretsiz teminine imkan verecek herhangi bir promosyona veya kampanyaya dahil edilemeyecek. 15 mikron ila 50 mikron arası kalınlıkta olan plastik alışveriş poşetleri, market kasalarında tüketiciye ücretli olarak verilmeye başlanacak. Bu kalınlığın altında veya üstünde olan poşetler, eskiden olduğu gibi ücretsiz verilmeye devam edecek.

POŞET MALİYETİNDEN KURTARACAK

Bir poşetin doğada yok olmasının yüz yılları bulduğu göz önünde bulundurulursa çevreye pozitif anlamda ciddi katkı sunacak olan uygulama başta marketler olmak üzere çok sayıda iş yerini de büyük bir poşet yükünden kurtarmış olacak.

2025’TE YÜZDE 40’I GEÇEMEYECEK

Yönetmelik çerçevesinde 15-50 mikron arasında kalınlıktaki torbaların ülke genelinde yıllık kişi başına kullanılan torba adedinin; 31 Aralık 2019’a kadar yüzde 90’ı, 31 Aralık 2025’den itibaren ise yüzde 40’ı aşmayacak şekilde kullanımının azaltılması yönünde çalışma yapılıyor.

FİYATI BAKANLIK BELİRLEYECEK

3 ay içerinde yürürlüğe girmesi beklenen plastik torbalara ücret uygulamasında poşetlerin ücretleri sektör temsilcilerinin görüşleri de dikkate alınarak Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından belirlenecek. Söz konusu ücretin altında ise ücret tarifesi uygulanamayacak.

Poşete ücret uygulaması yerel yönetimler ve bakanlık personeli tarafından denetlenecek.

Paylaş:

Yılda 18.000.000 (18 Milyon) ton sebze çöpe gidiyor.

Türkiye Gıda ve İçecek Sanayii Dernekleri Federasyonu verilerine göre Türkiye’de her yıl 214 milyar liralık gıda israfı yapılıyor.

Bu miktarla 100 yataklı 80 hastane, yıllık 500 bin yolcu kapasiteli 18 havaalanı, 16 derslikli 500 okul, 300 öğrenci kapasiteli 250 yurt ve 500 kilometrelik bölünmüş yol gibi hizmetlerin herhangi biri yapılabilir.

Günde 4,9 milyon yılda 1,7 milyar ekmeği çöpe atan Türkiye’nin yıllık 18 milyon ton sebze ve meyvesi de çöpe gidiyor.

Küresel boyutta da durum pek iç açıcı değil. Dünya genelinde üretilen tüm yemeklerin üçte biri, yani yılda 1,3 milyar ton yemek israf ediliyor.

Ülke bazında ise; ABD’de de her yıl 38 milyon ton, Japonya’da 19 milyon ton yemek çöpe gidiyor. Diğer yandan Kanada’da israf edilen yemekler 31 milyar Dolar’a ulaşmış durumda. İspanya’da ise hanelerdeki yemek israfı yılda yaklaşık 3 milyar euroya karşılık geliyor.

Okumaya devam et Yılda 18.000.000 (18 Milyon) ton sebze çöpe gidiyor.

Paylaş:

Eisenhower Yöntemi

Yazar ve başarılı blogger James Clear’a göre Eisenhower kutusu, bu profesyoneller tarafından kullanılan en ünlü karar verme aracı. Bu yöntem oldukça basit bir kalıptır, sadece iki sütun ve iki sıradan oluşur. Sütunlar, acil olan ve acil olmayan görevleri; satırlar ise önemli olan ve önemli olmayan görevleri temsil eder. Hangi görevlerin önemli ve acil olduğuna karar vermek veya bu dört seçeneğin kombinasyonu size yapmanız gereken eylemi bildirecektir:

Önemli ve Acil: Bu işleri hemen yap.Elini çabuk tut!

Önemli ama Acil Değil: Başlamak için kesinlikle zaman ayarla, sadece şimdi değil, daha sonra.

Önemsiz ama Acil: Mümkünse bu görevi devret. Bi’ el atmak isteyen kimse var mı?

Önemsiz ve Acil Değil: Bu görev neden aklında ki? Hadi ama. Bırak ve daha büyük şeylere yönel.

Clear, bu kalıbı çok yönlülüğünden dolayı sevdiğini belirtiyor. Bunu uzun vadeli görevlere de, bir günde yapıp geçmek istediğiniz şeylere de uygulayabilirsiniz. Uzun lafın kısası bu, yapmak istediklerinizi tüm zamanınızı harcamayacak şekilde sıraya koymanızın bir yoludur.

Sıralama Kutusu

Dwight Eisenhower bir keresinde “Önemli olan ne varsa nadiren acildir ve acil olan ne varsa nadiren önemlidir.” demiş. Bi’ de bunlara anlat, Ike. Yapılacakları, Eisenhower kutusunun bölümlerine yerleştirmek başka bir şey, onları sıralamaksa bambaşka…

Acil görevleri, yanıtlamaya ihtiyaç duyduğunuz şeyler gibi düşünün: Mesajlar, emailler, son teslim tarihleri vb. Önemli görevleri; sizin için bir şey ifade eden ve hedeflerinizi gerçekten daha da ileri götüren şeyler olarak düşünün: Arkadaşlarınızı ve ailenizi aramak, araştırma yapmak, hobilerinizden zevk almak,vb.

Bazı kutuları sıralamak zor olsa bile,en azından “Önemli ve Acil Değil” kutunuza özellikle dikkat edin. Bu kutunuzun boş olmaması, gereksiz görevleri şimdiden başınızdan atmış olduğunuzu gösterir, bu nedenle zaten kazanmaya başladınız bile. İşte bu!

“Eisenhower yönteminin özellikle kullanışlı olduğunu düşünüyorum çünkü bir eylemin gerçekten gerekli olup olmadığını sorgulamaya itiyor.” diye yazıyor Clear. “Ki bu da görevleri anlamsızca tekrarlayıp durmak yerine onları ‘Sil’ çeyreğine götürme ihtimalim daha yüksek demektir.”

Paylaş:

Elektrik tüketimini düşürenlere para ödeyen girişim

San Francisco merkezli OhmConnect girişimi, ev sahiplerine ve apartmanda yaşayanlara para ödeyerek belirli zaman dilimlerinde evlerindeki cihazları kapatmalarını teşvik edip enerji tasarrufu sağlamayı amaçlıyor. Projeye katılmayı kabul edenler elektrik kullanımlarının OhmConnect tarafından takip edilmesini kabul etmiş oluyor. Kullanıcılar, özellikle de enerji kullanımının bir hayli yüksek olduğu zamanlarda bir saat boyunca evlerindeki ışıkları ve cihazları kapatmalarını talep eden bir bildirim alıyor.

Bireysel anlamda bakıldığında böyle bir çaba pek bir şey ifade etmezken OhmConnect’in Kaliforniya’da 290 binden fazla müşterisi olduğunu göz önünde bulundurunca işin rengi değişiyor. OhmConnect, kişinin bir saatlik süre zarfında sağladığı tasarruf ile normal kullanımını karşılaştırarak katılımcıya ödeme yapıyor.

Girişimin kurucu ortağı Curtis Tongue Fast Company’e yaptığı açıklamada “Birçok insan bu girişimi elektronik cihazlarını fişten çekip aileleriyle kutu oyunları oynamak için bir bahane olarak değerlendiriyor.” dedi. OhmConnect sayesinde yapılan tasarruf (‘negawatt‘ olarak adlandırılıyor) yerel kamu hizmeti şirketlerine veriliyor. Onlar da ürettikleri elektrik miktarını karşılamak için bu negawatt’ları kullanıyor. Bu girişimin, aralarında Pasifik Gaz ve Elektrik, Southern California Edison ve San Diego Gas & Electric gibi şirketlerin de bulunduğu büyük şirketlerde işe yaradığı görüldü. OhmConnect, varlığını sürdürebilmek için şirketlere sunduğu enerji tasarrufunun yüzde 20’sini alıyor.

Şirket, kurulduğundan bu yana geçen dört yılda Kaliforniya enerji şebekesinde 100 megawatt tasarruf edilmesini sağladığını söylüyor. Bu da, sadece talebin normal arzı aştığı zamanlarda çalışan, OhmConnect olmasaydı sürekli olarak kullanılmayı gerektirecek iki elektrik santraline tekabül ediyor. Şirket, projeye katılan ortalama bir tüketicinin yılda ortalama 40 ila 50 Dolar arası kazanabileceğini söylüyor. Bu meblağ küçük bir apartman dairesinde yaşayanlar için geçerli. Daha büyük bir evde yaşayanların yılda 200 Dolar’a kadar kazanması mümkün oluyor.

Kaynak: PSFK , Dünya Halleri

Paylaş:

Güneş ve havadan içme suyu üretebilen panel: SOURCE

Her evin, gelecekte yalnızca güneş ışınlarının gücünü kullanarak, kuru veya çöl ortamlarında bile, ihtiyaç duyduğu suyu oluşturabilen bir cihazı olduğunu hayal edin. ABD merkezli Zero Mass Water, geliştirdiği ürün SOURCE ile hayal edilen geleceği günümüze bir adım daha yaklaştırıyor.

SOURCE, depolanan suyun güvenliğini sağlayan, entegre bir sistemle içme suyu oluşturmak için inşa edilen bir panel. Su üretimi, bulunduğunuz yerdeki havaya göre değişse de, SOURCE teknolojisi ile geniş bir yelpazedeki koşullara uyarlanabiliyor.

SOURCE, standart paneller gibi herhangi bir binanın üzerine kurulabiliyor. Sadece güneş enerjisi toplamak yerine, güneş ışınlarını kullanarak suyu havadan çekebiliyor. Gelişmiş su yakalama teknolojisini kullanarak, standart bir SOURCE  dizisi ile, günde 4 ila 10 litre su temin edebilmek mümkün.

İnsanlık için ziller çalıyor

2030 yılına gelindiğinde içme suyu bulmak için insanlığın büyük sorunlar yaşayacağı sık sık raporlarda yer alıyor. Birleşmiş Milletler‘in 2015’te yayınladığı rapora göre dünya, önemli bir küresel politika değişikliği olmaksızın, 2030 yılına kadar ihtiyacı olan suyun yalnızca yüzde 60’ına sahip olacak.

Birçok ülke hızla yer altı suyunu tüketiyorken küresel ısınmaya bağlı olarak dünya genelindeki yağış modelleri daha öngörülemez hale geliyor. Artan nüfus, tarım alanlarındaki yanlış sulama politikaları gibi nedenlerden dolayı  su rezervleri  giderek insanlık için yetersiz kalıyor. .

SOURCE, kendi alanında üretilen ilk ürün değil aslında. Bu yıl MIT de tanıttığı MOC ile benzer bir misyon üstlenerek Dünya’nın her yerinde su üretilebileceği bilgisini paylaşılmıştı.

Son olarak SOURCE’un hali hazırda 3 kıtada 8 ülkeye kurduğu paneller ile içilebilir su ürettiğini de paylaşalım.

Kaynak: webrazzi

Paylaş:

150.000 Pet Şişe ile Yüzen Ada Yapan Adam

İngiliz müzisyen ve çevreci Richart Sowa, yıllarca yüzen bir ada yapabilmenin hayalini kurar. 2005 yılındaki ilk denemesi kasırgalar tarafından başarısızlığa uğratılsa da pes etmez. İkinci denemesinde yüzen adasını yapabilmek adına 7 yıl harcar.  Meksika Cancun yakınlarında 150.000 pet şişeyi geri dönüştürerek kendine bir ada inşâ eder. Bununla da kalmaz, yıllarca hayalini kurup; çalışıp didinip gerçeğe dönüştürdüğü adasını “ruh eşi” ile paylaşmak ister. Eski bir model olan Jodi Bowlin ile Facebook üzerinden tanışır ve kendisiyle yaşaması için adaya davet eder. Bowlin, teklifi kabul eder ve yüzen adaya “kadınsı dokunuşlar” yapmak için adanın yolunu tutar…

Sowa hayalini kurduğu adayı yapabilmek için önce bir tasarım gerçekleştirir.

Sowa hayalini kurduğu adayı yapabilmek için önce bir tasarım gerçekleştirir.

61 yaşındaki Sowa’nın ada projesi.

Projesi için gerekli atık şişeleri yerel çöplüklerden temin eder.

Projesi için gerekli atık şişeleri yerel çöplüklerden temin eder.

Çevreci adam, elde ettiği şişeleri çuvallara doldurup, onları paletlerle birbirine bağlayarak yapar adasını.

Sowa, kendisinin uzman bir bilim adamı olmadığını ama bu yolla doğanın korunabileceğine inandığını belirtir.

Sowa, kendisinin uzman bir bilim adamı olmadığını ama bu yolla doğanın korunabileceğine inandığını belirtir.

Olağan Dışı Bir Geri Dönüşüm Hikâyesi: 150.000 Pet Şişe ile Yüzen Ada Yapan Adam

Adaya ulaşım yine pet şişelerden yapılan bir bot ile sağlanıyor…

Adaya ulaşım yine pet şişelerden yapılan bir bot ile sağlanıyor...

Yüzen adada konfor da ihmâl edilmemiş.

Yüzen adada konfor da ihmâl edilmemiş.

Adada yapay kumsal, iki gölet, ve hatta bir de güneş enerjisiyle çalışan şelâle bulunuyor.

Olağan Dışı Bir Geri Dönüşüm Hikâyesi: 150.000 Pet Şişe ile Yüzen Ada Yapan Adam

Olağan Dışı Bir Geri Dönüşüm Hikâyesi: 150.000 Pet Şişe ile Yüzen Ada Yapan Adam

Spor yapmak için de pet şişeler unutulmamış.

Spor yapmak için de pet şişeler unutulmamış.

Olağan Dışı Bir Geri Dönüşüm Hikâyesi: 150.000 Pet Şişe ile Yüzen Ada Yapan Adam

Robinson Crusoe’muz, adadaki hayatını daha da fantastik kılmak ister.

Robinson Crusoe'muz, adadaki hayatını daha da fantastik kılmak ister.

Yukarıda da belirttiğimiz gibi Sowa, eski bir model olan Jodi Bowlin ile Facebooküzerinden tanışır ve kendisiyle yaşaması için adaya davet eder. Kendisinin “ruh eşi” olduğunu düşünmektedir.

Ve adaya kadın eli dokunur…

Ve adaya kadın eli dokunur...

Teklifi kabul eden Bowlin, önerileriyle daha yaşanabilir bir mekân oluşturulmasına yardımcı olur.

Yapay yüzen adanın muhteşem bir görüntüsü.

Yapay yüzen adanın muhteşem bir görüntüsü.

 Haberin Devamı: Onedio
Paylaş:

Apple’ın yeni Iphone’u çevre için neden kötü?

Yeni iPhone daha şık tasarımı ve geliştirilmiş işlevleri ile geldi ancak aynı zamanda ağır bir çevre / fiyat etiketi taşıyor.

Salı günü Apple, akıllı telefon cihazının üç yeni modelini duyurdu: Daha üst düzey iPhone X (999 $ ) ve daha mütevazı fiyatlı iPhone 8 (64 gigabayt için 699 $ ‘dan başlayan fiyatlarla) ve iPhone 8S modelleri (64GB için 799 Dolar’dan başlayan fiyatlarla). Yeni iPhone’un yüz tanıma teknolojisi ve kablosuz şarj özelliği var ve önceki iPhone’lara göre iki saat daha uzun bir bataryası var.

Ancak bu maliyet bile çevreye kıyasla sönük kalır. Greenpeace’e göre, dünyadaki hemen hemen her insanı bir cihazla donatmaya yetecek kadar, 2007’den beri üretilen 7,1 milyar akıllı telefon var. Yine de, tüketicilerin yeni ve gelişmiş modeller aradıklarından, iPhone 8 gibi yeni cihazlar üretilmeye devam ediliyor ve çevreye etkileri olan akıllı telefonlarla ilgili önemli endişeler oluşturuyor.

Akıllı telefon satışı yapan Kanada şirketi Orchard’ın kurucularından Alex Sebastian, “Bu durum sorunu çok önemli ölçüde büyütüyor” dedi. “Bir bilgisayara bakarsanız, çoğu insan bilgisayarını kullanılamayacak duruma gelene kadar kullanıyor. Ancak insanlar her iki yılda bir telefonda yeni güncellemelere alıştı.”

Milyonlarca insan yeni iPhone’u alacak. Apple, iPhone 7’nin piyasaya sürülmesini izleyen aylarda 78.2 milyon iPhone sattı – (eski modelleri de içeren bir rakam.) Ancak bu başarı, artan bir e-atık sorununa katkıda bulunuyor. Cihaz ticareti yapan bir şirket olan HYLA Mobile tarafından toplanan verilere göre, Nisan 2017 ile Haziran 2017 arasında işlem gören bir akıllı telefonun ortalama yaşı 2.58 yıl idi.

Ne yazık ki, insanların çok az bir kısmı yeni bir akıllı telefon satın aldıklarında eski telefonlarını geri dönüştürüyor. BM’nin araştırma kolu olan Birleşmiş Milletler Üniversitesi’nden 2014’te yapılan bir araştırma, e-atıkların% 16’sından azının geri dönüştürüldüğü tahmininde bulundu. Aynı çalışma, yalnızca 2014 yılında 3 milyon ton e-atık üretildiğini hesapladı. Bu atıkların çoğu düzenli depolama alanlarına giriyor ya da içinde bulunan metallerin geri kazanılması için ayrıştırılmak üzere gelişmekte olan ülkelere gönderiliyor.

Fakat yanlış işlendiğinde, kobalt veya tungsten gibi ağır metallerin yeraltı sularına sızması ve sağlık üzerindeki olumsuz etkilere neden olma ihtimali çok yüksektir. Çünkü ” Ağır metalden kurtulmanın hiçbir yolu yok “

Örneğin akıllı telefonlar eritilirken yakılan ağır metaller, bilim insanlarının iklim değişikliğine olumsuz katkıda bulunduğu söylenen atmosferik kirliliği artırıyor. Geçen yıl Washington Post gazetesinin yayınladığı bir rapora göre, Çin’deki hava kirliliği de sağlık üzerindeki olumsuz etkilerle ilişkilendirildi.

Akıllı telefonlar için madencilik metali ekosistemleri harap edebilir.

Ancak akıllı telefonlar atıldıklarında sadece kirlilik yaratmazlar. Metal madenciliği onları oluşturmak için gerekli ekosistemleri harap etmektedir. ABD’ye göre akıllı telefonlarda ve diğer elektronik cihazlarda bulunan şarj edilebilir lityum iyon pillerde kullanılan dünyanın en büyük kobalt üreticisi  Kongo Demokratik Cumhuriyeti’dir (DRC).

Bağımsız, kar amacı gütmeyen bir araştırma ve ağ organizasyonu olan Çokuluslu Şirketler Araştırması Merkezi (SOMO) tarafından yapılan araştırmaya göre, kobalt maden şirketleri düzenli olarak doğal kaynakların ve vatandaşların korunması için çıkarılan yasaları çiğnedi. SOMO, sonuç olarak, kobalt madenlerinden gelen atık suyun ülkede içme suyu kaynaklarını kirlettiğini tespit etti.

Kirliliğin ötesinde olan diğer konular da gelişmekte olan ülkelerdeki madencilik uygulamalarında devam etmektedir. Washington Post’un araştırmasına göre, örneğin Kongo’da, çocuk işçiliği yaygın ve madencilik faaliyetlerinden elde edilen gelirler, ülkedeki sürmekte olan çatışmaları beslemek için kullanılmaktadır. İşin ilginci Mart ayında Apple, geçici olarak Kongo’dan kobalt alışı yapacağını açıkladı.

“Çevre dostu elektronik bir cihaz yapmak mümkün değildir.”
Kyle Wiens, iFixit’in CEO’su

Karbon emisyonları akıllı telefonlarla ilgili bir başka sorun

Buna ek olarak, Greenpeace’e göre akıllı cihazlarla ilişkili karbondioksitin büyük çoğunluğu (% 73) imalat sırasında  yayılıyor.

Apple çevresel izini azaltmak için adımlar attı. Şirket, ürünlerinden materyalleri geri kazanmak için gerekli olan yöntemlere yatırım yapıyor ve müşterileri geri dönüşüm programıyla ürünlerini geri göndermeye teşvik etmek için çalışıyor. Bu program aracılığıyla nitelikli cihazlar bağışlayan Apple müşterileri bir hediye kartı almaya hak kazanıyor.

Apple’ın ilerlemesine rağmen, bazıları şirketin çevresel etkisini ele alabileceğine inanmaktadır. Wiens, kulaklık jakını iPhone 7’den çıkarma kararı eski kulaklıkların yeni bir adaptör olmadan kullanılmaz hale gelmesi sebebiyle e-atıklara eklendiğini söyledi.

AirPods kablosuz kulaklıklar, şarj edilebilir bir pille güçlendirildi – ancak Wiens, pilin değiştirilemeyeceğini söyledi. Geleneksel kulaklıklar, kabloları ve kolayca geri dönüştürülebilen mıknatısları kullandığını belirtti.

Yeni cihazlar satın alan tüketiciler çevresel izlerini de araştırmalıdır. Global bir bağımsız güvenlik bilim şirketi olan United Laboratories, yakın zamanda “çevreci elektronik” için daha çevre dostu olan standartlar oluşturdu. Şimdiye kadar Samsung yeni sertifikayı alan tek akıllı telefon üreticisi olduğunu belirtelim.

Paylaş: