Bilimkurgu filmleri gerçek oldu!; ‘Duman Yutan Kule’

Kurin Systems adlı hava filtreleme girişimi, Hindistan’ın başkenti Yeni Delhi’ye 12,9 metrelik bir hava temizleme kulesi inşa etmek istiyor.

Her yıl Ekim ayında Hindistan’ın başkenti Yeni Delhi, Diwali festivali yüzünden aşırı hava kirliliğine maruz kalıyor. Salı günü yapılan ölçümlere göre şehrin farklı noktalarındaki PM10 seviyeleri tehlikeli bir seviye olan 700’ün üzerindeydi. Bu sorunu çözmek için Yeni Delhi yakınlarında faaliyet gösteren bir girişim, dev bir kirli hava temizleme kulesi inşa etmek istiyor.

Kurin Systems adlı hava filtreleme girişimi, 12 metreden uzun bir hava temizleme filtresi inşa ederek, 3 km çevredeki 75 bin kişiye temiz hava sağlamayı planlıyor. Şirket günde 32 milyon metreküp temiz hava üretebileceğini iddia ediyor. Hava temizleyici, 48 adet fan ve 9 aşamalı filtreleme sistemi kullanarak saatte 1,3 milyon metreküp temiz hava üretecek.

Dünyanın en güçlü hava filtresi

Dünya Fikri Mülkiyet Organizasyonu yakın zamanda Kurin Systems’a dünyanın en büyük ve en güçlü hava filtresi için bir patent verdi. ‘City Cleaner’ adlı kule, 12,9 x 6,1 x 6,1 metre boyutlarında inşa edilecek. Şirket, kazaların engellenmesi için hava temizleyicinin etrafında 9,1 metre genişliğinde boş alan olması gerektiğini söylüyor.

Şirketin kurucusu Pavneeth Singh Puri “Bu cihaz sadece güneş enerjisi ile de çalışabilir ancak bunun için daha fazla alana ihtiyacımız var. Şimdiden, güneş panellerini yerleştirecek ortaklarla görüştük. Bu cihazın çevre dostu olması için şehrin elektriğini kullanmadan çalışmasını istiyoruz.” şeklinde konuştu.

Çin’deki kuleden daha farklı

Şu anda Çin’in Xian şehrinde bulunan 100 metre uzunluğundaki hava temizleme kulesi, dünyanın en uzun hava temizleyicisi olarak rekoru elinde bulunduruyor. Ancak farklı bir teknikle çalışan bu kule günde 10 milyon metreküp temiz hava sağlıyor. Puri “Bizim kulemiz Çin’dekinden farklı şekilde iyonlaşma teknolojisi kullanmayacak. Biz PM10 ve üstü görünür parçacıkları temizlemek için ön filtreleme kullanıyoruz. DAha sonra H14 seviyesi HEPA filtre PM 2,5 parçacıkların yüzde 99,99’unu temizliyor. Son olarak aktif karbon filtresi diğer tüm parçacıkları, uçucu organik bileşikleri (VOC) ve kokuları filtreliyor.” diyor.

Şirket şimdiden bu projenin hayata geçirilmesi için yetkililerle konuşmaya başladı. Puri, onay alınması durumunda kulenin inşaatının dört ay süreceğini ve 17,5 ila 20 milyon Rupi (1,3 – 1,5 milyon Lira) civarında maliyeti olacağını söylüyor.

Kaynak: The Next Web / DünyaHalleri
Paylaş:

Havayı temizleyen bisiklet

SMOG FREE PROJECT, Daan Roosegaarde’ın hava kirliliği azaltması ve temiz bir geleceğin ilham verici bir deneyimi sunması amacıyla öncülük ettiği kentsel yeniliklerden oluşan bir seri girişim: SMOG FREE TOWER, SMOG FREE RING ve SMOG FREE BICYCLE.

Proje, kamusal alanlarda temiz havaya ulaşmak için yerel bir çözüm sağlıyor. Smog Free Project’te hükümet, öğrenciler ve temiz teknoloji endüstrisi ile birlikte insanlar, bütün bir şehri dumansız hale getirmek için birlikte çalışabiliyor.

SMOG FREE BICYCLE ise SMOG FREE PROJECT’e eklenen son halka. Proje, önde gelen Çinli bisiklet paylaşım programı OFO’yla özel bir ortaklık çerçevesinde geliştirildi.

Yenilikçi bisiklet tasarımı kirli havayı soluyor, temizliyor ve biniciye temiz hava veriyor. Bisikletin dumansız şehirler için yoğun şekilde kullanılan bir araç haline gelmesi amaçlanıyor.İlk prototipler 2018’de piyasaya çıktı. SMOG FREE BICYCLE, ilhamını 2017’de Tsinghua Üniversitesi’nden sanatçı Matt Hope ve Profesör Yang’ın katılımıyla Pekin’de gerçekleşen Smog Free atölyesinden alıyor.

studioroosegaarde.net

Paylaş:

Sürdürülebilirlik Endeksi Ve Firmalara Katkısı

BIST Sürdürülebilirlik Endeksi, kurumsal sürdürülebilirlik konusundaki yüksek performansı ve Türkiye’de sürdürülebilirlik konusundaki bilinç, bilgi ve uygulamayı artıran Borsa İstanbul şirketleri için bir kriter sağlamayı amaçlıyor. Buna ek olarak endeks, kurumsal yatırımcıların şirketlerin çevresel, sosyal ve yönetsel (ESG) konularına yüksek performanslı bağlılıklarını göstermek için bir platform oluşturuyor.

Sürdürülebilirlik endeksi nasıl çalışıyor?
Borsa İstanbul, BIST sürdürülebilirlik endeksine giren firmalar adına sürdürülebilirlik endeksi yaratmak için Etik Yatırım Araştırma Hizmetleri Limited Şirketi (EIRIS) ile bir işbirliği anlaşması imzaladı. Bu anlaşmaya göre, EIRIS, Borsa İstanbul’da işlem gören şirketleri, uluslararası sürdürülebilirlik kriterlerine dayanarak değerlendirmektedir. Değerlendirme sadece kamuya açık bilgi ve değerlendirme maliyetlerine dayanmaktadır.
EIRIS, 30 yılı aşkın bir süredir çevre, sosyal ve yönetsel konular üzerine uzmanlaşmış, varlık sahiplerine, varlık yöneticilerine ve endeks sağlayıcılarına global olarak hizmet veren bağımsız bir Londra merkezli araştırma organizasyonudur. Johannesburg ve Meksika Menkul Kıymetler Borsaları, EIRIS’in sürdürülebilirlik araştırma hizmeti sağlayan diğer mübadeleleridir.
Değerlendirmelerin dayandığı farklı ESG kriterlerinin her birindeki göstergeleri kapsayan ayrıntılı Araştırma Metodolojisi belgesi, şirketler için daha anlaşılır ve basit hale getirmek üzere EIRIS tarafından revize edildi ve metodolojinin kapsamına; Aralık 2015’ten itibaren Bankacılık Kriterleri eklendi.
Bist sürdürülebilirlik endeksi
BIST sürdürülebilirlik endeksine giren firmalar için sürdürülebilirlik endeksi, XUSRD kodu ile 4 Kasım 2014’te başlatıldı. İndeksin başlangıç ​​değeri, 3 Kasım 2014’te BIST 30 endeksinin ikinci seans kapanış değerine dayanan 98.020,09’dur. Her bir bileşenin göreceli ağırlığı% 15 olarak sınırlandırılmıştır.
Kasım-Ekim döneminde BIST Sürdürülebilirlik Endeksi için bir endeks süresi var. EIRIS, 2014 yılında BIST 30 kurucu şirket ve 2015 yılında BIST 50 kurucu şirketleri değerlendirdi. 2016’dan itibaren BIST 100’ün gönüllü şirketleri değerlendirilecek şirketlerin listesine eklendi değerlendirme listesi her yıl revize edildi ve Aralık ayında Borsa İstanbul tarafından ilan edildi.
Endekste yer alabilmek için şirketler, her kriter grubu için eşiğin üzerinde çalışmalıdır. Şirketleri daha iyi sürdürülebilirlik performansı için teşvik etmek adına, gelecekte eşikleri yükseltmesi düşünülmektedir.
Sürdürülebilirlik endeksi kapsamında değerlendirilen firmalar
Adel, Akbank, Aksa Enerji, Anadolu Efes, Arçelik, Aselsan, Brisa, Coca Cola, Doğan Holding, Doğuş Otomotiv, Ereğli Demir Çelik, Ford Otosan, Garanti Bankası, Global Yat Holding, İş Bankası, İş GMYO, Koç Holding, Petkim, Sabancı Holding, Şişecam, Halk Bankası, Tat Gıda, Tav Havalimanları, Tekfen Holding, Tofaş Oto, Tüpraş, Türk Hava Yolları, Türk Telekom, Türk Traktör, Turcell, Ülker, Vakıflar Bankası, Vestel, Migros, Netaş, Otokar, Pegasus, Yapı ve Kredi Bankası, Zorlu Enerji sürdürülebilirlik endeksine giren firmalar arasındadır.
Endeksten beklenen katkı
Endeks, Türk şirketlerinin kurumsal risk ve fırsatlarını etkin bir şekilde yönetmelerinde rekabet avantajı sağlamaktadır. Şirketler için sermaye çekmek için yeni araçların geliştirilebileceği yatırım yapılabilir bir endeks bulunmaktadır. Endeks, şirketlerin küresel ısınma, doğal kaynakların tüketilmesi, sağlık, güvenlik ve istihdam dahil olmak üzere önemli sürdürülebilirlik konularına yaklaşımlarını yansıtıyor ve bu konularda ve bir bakıma kayıtlarıyla ilgili faaliyet ve kararlarının bağımsız bir değerlendirmesini yapıyor.
Endeks, şirketlere sürdürülebilirlik performansını hem yerel hem de global düzeyde karşılaştırma fırsatı sunuyor. Endeks ile Borsa İstanbul, şirketlere şeffaflık, hesap verebilirlik ve sürdürülebilirlik konularında risk yönetimi yeteneklerini geliştirmelerini sağlayarak performanslarını değerlendirmek ve sonuç olarak yeni hedefler benimsemek veya performanslarını artırmak için bir araç sunmaktadır. Bu, şirketlerin rekabet avantajı kazanmalarını sağlar. Endekse dahil olanlar marka bilinirliği ve prestijlerini artırıyor.
Endeks, şirketler için küresel müşterilere, sermayeye ve daha düşük maliyetli finansmana erişimi kolaylaştırıyor. Proje, yatırımcıların sürdürülebilirlik ve kurumsal yönetişim ilkelerini benimseyen şirketleri seçmesine ve yatırım yapmasına imkân tanıyan bir araç yaratmayı amaçlıyor.

Paylaş:

Yosundan çevre dostu ayakkabı

Yosundan çevre dostu ayakkabı yaptılar

BUGÜN dünyamızda imal edilen ayakkabıların çoğunun malzemesi PVC, petrokimyasal gibi toksik plastik malzemeler. Bunların çoğu kullanıldıktan sonra bir kenara atılıp doğayı kirletmekle son buluyor. Ancak, Londra’da faaliyet gösteren VIVOBAREFOOT ayakkabı firması, Amerikan BLOOMköpük firmasıyla birleşerek yeni bir ayakkabı üretti. ULTRA markasıyla üretilen ayakkabılar yosundan yapılıyor ve doğada çözünebiliyor. Böylece sular hem yosunların toksik zararlarından kurtarılıyor hem de petrol ürünü malzemelerin doğayı kirletmesi azaltılmış oluyor.

2015’te kurulan BLOOM, dünyanın çeşitli yerlerinde yosun patlaması riski yaşaynan tatlı su kaynaklarından (göller, nehirler, havuzlar) temizlenmiş yosun biokütleleri kullanarak performansa dayalı malzeme üretiyor. Yosun biokütleleri kullanmak teknik performansı artırıyor ve geleneksel sünger, strafor ve köpüklerde bulunan petrol içerikleri kullanımının yerine geçiyor.

BLOOM‘un CEO’su Mike Van Drunen, “Hedefimiz en yüksek çevre duyarlılığıyla en çok performans gösterecek malzemeyi üretmek” diyor. “Bu, sürekli iyileştirmeye çalıştığımız bir hedeftir ve VIVOBAREFOOT ile yeni Ultra markasında işbirliği yapmaktan heyecan duyuyoruz.”

Vivobarefoot’tan Galahad Clark ise, “Bu, her yerde kullanılan petro-köpüklere alternatif ilk bitki kökenli ayakkabı endüstrisi için gerçek bir devrim. Bloom’u bir ayakkabı için kullanan ilk şirket olmaktan ve mükemmel ayakkabıyı üretme görevimizden dolayı çok heyecanlıyız” diyor.

Suda da giyilebilen “amfibik” ULTRA III ayakkabılar geçen Temmuz’da piyasaya çıktı.

Yosundan çevre dostu ayakkabı yaptılar

Her bir çift ayakkabının 215 litre filtrelenmiş suyu doğaya geri kazandırmaya yardımcı olduğu ve dünyanın atmosferine 40 balon dolusu karbondioksitin yayılmasını engellediği bildiriliyor.

Bloom Köpük adını ilk kez dünya sörf şampiyonu Kelly Slater, yosunlardan yapılmış sörf tahtasıyla duyurmuştu.

Paylaş:

Gücünü çimlerden alan bir çim biçme makinesi

Bu, göründüğü üzere olağanüstü bir fikir: Gücünü çimlerden alan bir çim biçme makinesi. Temelleri Fairfax, Virginia’da bulunan George Mason Üniversitesi’nde atılan çalışmayla projenin prototipi oluşturulmuştur. Esasen “ekolojik çim biçme” anlamına gelen EcoMow, taze biçilmiş çimleri yanmalı motor kullanarak kendi içinde kurutuyor ve bunları sıkıştırarak biyokütle topakları haline getiriyor. Çim biçme makinesi, bu topaklardan bir kısmını çalışabilmek için kendisi kullanıyor. Kalan topaklar, örneğin fırın yakıtı olarak kullanılabiliyor.

Kaynak: Ecomow

Paylaş:

Bu konteynerli çözüm, uzak alanlara temiz su ve elektrik getiriyor

Şehir merkezlerinden uzaklara veya yerel şebekelerin bulunmadığı köylere elektrik ulaştırmak ve içilebilir temiz su iletmek, buralarda yaşamlarını sürdüren insanların hayatlarında farklılık oluşturabilir.

Fakat merkezi sistemleri bu alanlara ve köylere ulaştırmak çoğu zaman maliyetli bir durumdur. İtalyan bir girişimcinin ise tüm bu söylediklerimizi 15.000 $ ‘a gerçekleştiren modüler bir çözümü var.

OffGridBox adı verilen konteyner her gün 16 kw / saat güneş enerjisinden temiz elektrik ve yine her gün 24.000 litre süzülmüş ve strilize edilmiş içme suyu tedarik ediyor. Bu elektrik ve su da yaklaşık 300 kişilik bir köy için yeterlidir.

Sadece birkaç saat içinde kurulabilen bu sistemi teknik bilgiye sahip olmayan kişiler dahi, verilen günü birlik eğitimle bakımlarını yapabilir hale geliyorlar.

İncelemek isteyenler için adresi: https://www.offgridbox.com/

 

Paylaş:

Bilgisayarın ısısıyla cep telefonunuzu şarj edebilirsiniz

Dizüstü bilgisayarınızdan çıkan ısı, Piece Battery gibi konseptlerle yeniden kullanılabilir hale getirilebilir. TV ve bilgisayarlar gibi kaynaklardan açığa çıkan ısı enerjisini emme fikrine dayanan Piece Battery’nin yapışkanlı şeridi, soğurulan ısıyı, mobil cihazlar için kablosuz şarj olarak kullanılabilecek elektrik gücüne dönüştürüyor. Henüz geliştirilme aşamasında olan bu yeni konsept ileride çığır açabilecek bir teknoloji olarak görünüyor.

Tasarımcılar: Prof. Chai Chunlei, Zhang Kejun, Cheng Zirui, Jin Qi, Li Zhexin, Li Ziyao, Ma Xuna, Shao Shuai ve Yu Yijun

 

Kaynak: YankoDesign

Paylaş:

3D yazıcıdan su kalite sensörü

Gelişen 3 boyutlu yazıcılarla artık minyatür su analiz sensörleri yapmak ve günümüzde saatler süren su analizlerini, su şebekesi boyunca anlık olarak gerçekleştirmek artık mümkün.

Su kalitesi, yalnızca gelişmekte olan ülkelerde değil, tüm dünyada önemli bir konu. Sürekli su analizi ve müdahalesinin gerekli olduğunu anlamak için Flint, Michigan gibi şehirlere bakmak yeterlidir.

Günümüzde su analizleri, periyodik olarak yapılmakta ve ne yazık ki suyun biz insanların evlerine ulaşmadan önce sisteme giren kirletici maddelerin miktarlarını anlık olarak izleyen bir sistem bulunmamaktadır.

Mühendislik Okulu Müdürü Profesör Mina Hoorfar liderliğindeki British Columbia Üniversitesi’ndeki araştırmacılar, bir su şebekesi boyunca bu olasılığı sürekli ve eksiksiz olarak izleyebilecek bir çözüm geliştirdi. Boyut olarak çok ufak olmasına dikkat edilen bu çözümü üretebilmek için 3 boyutlu yazıcı kullanıldı. Ve ortaya su kalitesi algılayıcı sensörü çıktı.

Sensör, bulanıklık, pH, sıcaklık, klor seviyeleri gibi aynı anda birçok farklı ölçüm de yapabilirken, aynı zamanda patojenler ve kontaminantları da bulabiliyor. Sensörün topladığı veriler daha sonra merkezi bir sisteme kablosuz olarak gönderilebiliyor.

Sensörler bir su dağıtım şebekesi boyunca konuşlandırılabilir ve bağımsız çalıştıkları için birisi başarısız olursa diğerleri çalışmaya devam ederek suyun kaynağından tüketimine kadar sürekli izlenmesini ve eğer şebekeye bir kirletici girişi var ise yerini anlık olarak tespit etmeyi sağlamaktadır. Algılayıcıların yerleştirileceği son yer ise tabi ki evlerimiz.

Tam ve sürekli olarak izlenmek istenen bir su şebekesi fikri  en başta kulağa pahalı gelmesine karşın, bu sensörlerin 3B yazıcılarla yapılması başarıldığı için üretimi kolay, hızlı ve ucuz olabilmektedir. Böyle bir sistem, kontaminantların, sisteme girdikleri zaman ve olduğu yerde tespit edilebileceği anlamına gelir; böylece halk sağlığı problemine başlamadan önce bu kirleticiler rahatlıkla yakalanabilir.

Unutmadan; Dünya üzerinde suların sadece %1’i içilebilir sudur!

Paylaş: