Entegre Yönetim Sistemi Standartları arasındaki ilişki

ISO 9001:2015, ISO 14001:2015, ISO 14001:2004, ISO 50001:2011 ve OHSAS 18001:2007 standart maddelerinin birbirleriyle eşleştirmesini yapmaya çalıştım. Entegre yönetim sistemi kurmaya çalışan veya 2015 revizyonlarına geçiş yapacak arkadaşların ihtiyacını karşılayacağını düşünüyorum.

Yönetim Sistemleri karşılaştırma tablosu

Evinizin enerjisi güneş perdesinden

Güneş panelli perde Solar Curtain, bir evin elektrik ihtiyacının üçte birini karşılayabiliyor.

Güneş enerjisi üretimindeki en büyük potansiyel, güneş enerjisi üreten hücrelerin farklı yüzeylerde kullanılmasında yatıyor. Daha önce duvar kağıdı, cam filmi, reklam panosu vb. pek çok farlı yüzeyde güneşten enerji üretimine örnekler paylaştık. Bugünkü konuğumuz ise güneş panellerini katlanır perdelere yerleştirerek ev ve ofislere taşımayı hedefleyen Solar Curtain.

Girişimci Ahmet Fuat Yalçın, tarafından geliştirilen Solar Curtain perdelerin güneş paneli olarak kullanılmasına dayanıyor. Solar Curtain, görüntüde bir stor perdeden farksız. Hatta geniş bir renk ve desen seçeneği de var. Onu diğer perdeden ayıran tarafı ise, perdenin dış tarafında bulunan güneş panelleri. Perde tüm gün güneş enerjisi üretiyor. Bu enerji perdeden çıkan kablo yoluyla güç kutusuna ve güç kutusundan çıkan kablo ile prize aktarılıyor. Böylece perdenin ürettiği elektrik ortamdaki diğer prizlere dağıtılıyor. Güç kutusunun üzerinde bulunan USB girişi sayesinde telefon şarj etmek veya güç kutusunun gece lambası özelliğiyle odanızı aydınlatmak da seçenekler arasında.
Solar Curtain‘ın paylaştığı bilgilere göre, 4 kişilik bir ailenin elektrik tüketiminin üçte birini karşılayan sistem, kolaylıkla kuruluyor. Solar Curtain’da kullanılan fotovoltaik hücreler %22 verim ile dünyada ticari amaçlı kullanılan en yüksek verimliliğe sahip hücreler. Tek bir perde ile kullanıcılar yılda yarım MWH elektrik üretirken, 372 KG karbon emisyonunu önlüyor ve 20 ağacın hayatını kurtarıyor. Tüm bunlara ek olarak elektrik faturasında da üçte birlik (yaklaşık 230 TL’lik) tasarruf sağlanıyor.
Solar Curtain’ın üzerindeki fermuar ile güneş paneli kolayca çıkarılıp kumaş kısım temizlenebiliyor.
Solar Curtain mobil uygulaması, perdeye uzaktan erişim imkanı da sağlıyor. Böylece üretilen elektrik ve engellenen karbon emisyonu, kurtarılan ağaç sayısı gibi rakamlara anlık olarak ulaşılabiliyor.
Solar Curtain Arı Kovanı‘nda fon topluyor. 100.000 TL’lik iddialı hedefi gerçekleştirmeleri için yaklaşık 50 günleri var. Projenin yaygınlaşacağı günü merakla bekliyoruz.

Temiz hava, 183 milyar Euro’luk tasarruf potansiyeli barındırıyor

InnoEnergy ve Deloitte’in hazırladığı Clean Air Challenge Raporuna göre, sanayi kaynaklı hava kirliliğinin azaltılmasıyla Avrupalılar 2025’e kadar 183 milyar Euro tasarruf sağlayabilir. Çözüm ise yenilikçi ulaşım ve ısıtma sistemlerinde…
Avrupa İnovasyon ve Teknoloji Enstitüsü (EIT) tarafından desteklenen sürdürülebilir enerjinin yaygınlaşması için çalışan InnoEnergy‘nin Deloitte ile birlikte hazırladığı Clean Air Challenge raporu açıklandı. Rapora göre, AB vatandaşlarının önümüzdeki yedi yıl içinde hava kirliliğini azaltmak için yenilikçi teknolojileri benimsemeleri durumunda 183 milyar Euro tasarruf sağlanabilir.
Rapor, Avrupa Komisyonu’nun “dünyadaki her 10 erken ölümün 1’inin hava kirliliği kaynaklı olabileceği ve hava kirliliğinin 2018-2025 döneminde AB’ye 475 milyar Euro maliyet getireceğine” ilişkin bulgusu üzerine hazırlandı. Bu maliyet, yıllık ortalama GSYİH’nın yüzde 2,9’u anlamına geliyor.
Clean Air Challenge raporu, Avrupalıları hava kirliliğinden ve bunun sağlık üzerindeki etkilerinden korumak için somut, yenilikçi ulaşım ve ısıtma çözümleri öneriyor.
Hava kirliliği Avrupa’da her yıl 400 binden fazla kişinin ölüm nedeni
Raporun tanıtıldığı etkinlikte konuşan Avrupa Parlamentosu Sanayi, Araştırma ve Enerji Komitesi Başkanı ve Avrupa Parlamentosu eski Başkanı Jerzy Buzek şunları söyledi: “Hava kirliliği, yüzyılın en önemli halk sağlığı sorunlarından biridir ve dünyadaki her on erken ölümden birinin, Avrupa’da ise her yıl 400 binden fazla erken ölümün nedenidir. Clean Air Challenge raporu, vatandaşlarımızın sağlığını iyileştirmeye yardımcı olabilecek ve tüm topluma fayda sağlayabilecek pratik çözümler sunuyor. Bunu, AB’de gecikmeksizin uygulamaya geçirmeliyiz.”
Deloitte Ortağı ve Orta Avrupa Sürdürülebilirlik Danışmanlık Lideri Irena Pichola ise şunları söyledi: “Kötü hava kalitesinin insanları farklı şekillerde etkilediğini unutmamalıyız. Örneğin, hava kirliliğinin nedenleri ve etkileri açısından bölgeler arasında büyük farklılıklar var; Batı Avrupa’daki kirliliğin büyük bölümü ulaşımdan kaynaklanırken, Doğu Avrupa’da en fazla kirliliğe ısıtma neden oluyor. Ancak, raporda da belirtildiği gibi, Avrupa’nın her yerinde özellikle çocuklar bu durumdan çok etkileniyor. PM’de (parçacıklı madde) 100 birimlik artış, 5 yaş itibariyle çocuklarda ortalama yaşam beklentisini yaklaşık 2,3 yıl azaltıyor.

Clean Air Challenge raporuna ulaşmak için lütfen tıklayın.

Kirli suyu güneşle arıtan küre

Dünya’da 780 milyon insanın içme suyuna erişimi yok. İlerde su savaşlarının yaşanmasından kaygılanırken araştırmacılar da temiz suya erişim için çözümler üretiyorlar. İşte bunlardan biri kirli suyu veya deniz suyunu güneşle temizleyebiliyor…

Fotoğraftaki plastik küre, kirli suyu içme suyuna dönüştürüyor. Adı Helio ve Fransız firması Marine Tech tarafından geliştirildi.

Deniz suyu veya çamurlu su, Helio’nun ortasındaki kaba pompalanıyor. Güneş küreyi ısıtınca su buharlaşıyor. Kubbede toplanan damlalar yanlardan akarak kürenin tabanında birikiyor. Yüksek ısı mikropları da öldürüyor ve ortaya tamamen temiz içme suyu çıkıyor. %100 yenilenebilir enerjiyle temizlenen sistem, günde 10 litre içme suyu sağlayabiliyor. 1200 Euro değerindeki sistem 30 yıl dayanıyor.

 

Atıklar Otomobil Yakıtına Dönüşecek

Geleceğe Dönüş (Film)

Geleceğe dönüş filmini yaşı 30’un üzerinde olanlar çok iyi bilirler. 2. filmin sonunda Emitt Brown nam-ı diğer Doktor ve genç arkadaşı Marty McFly geçmişe gideceklerdir ve Marty, doktoru gidecekleri zamanda petrolün henüz bulunmadığı konusunda uyarır. Doktor da tam bu esnada hepimizin ağzını açık bırakacak bir hareket yapar. Meşhur arabasının üzerinde daha önce görmediğimiz ve mutfak robotuna benzeyen Mr. Fusion markalı bir cihazın kapağını açar, içine bir kaç parça yanında ki çöp kovasından aldığı atığı atar ve şu efsanevi ve hepimizin ağzını açık bırakan cümleyi söyler; “Gideceğimiz yerde petrole ihtiyacımız yok!“. Hepimizi o dönemde çok etkileyen bu replik artık gerçek oldu.

Günümüzde hızla yaygınlaşmaya başlayan elektrikli araçlar, planlar doğru işlerse yakıt olarak plastik atıkları kullanabilecek. Doğaya salındıktan sonra kaybolması ortalama 450 yıl süren plastik atıkların bu denli efektif bir şekilde kullanılabilmesi halinde dünya nüfusunun petrol ihtiyacı biraz olsun hafifleyebilecek.

Atık özel bir işleme uğramadan kullanılabiliyor

Plastik atığı yakıta çevirmek konusunda seçici olmayan proje hakkında konuşan kimyacı Dr. Moritz Kuehnel, “Bu projenin en güzel yanı, kullandığınız maddenin özel bir işlemden geçmesi gerekmiyor. Bir sıvı yağ kabını mı kullanmak istiyorsunuz; kabın içinde kalan yağ sizin için bir sorun olmayacak, aksine süreci güçlendireceğini bile söylemek mümkün.” açıklamasında bulundu.

Henüz emekleme aşamasında olan bu projenin orta ölçekli bir gelecekte elektrikli otomobillere rakip olabileceği kuvvetli bir ihtimal. Pek tabii petrol devlerinin bu tür bir teknolojiye karşı nasıl bir tutum izleyeceği henüz bilinemiyor. Bilinen tek bir şey varsa o da insanlığın artık yaşam ve çevre şartlarını daha iyi hale getirecek teknolojik altyapıya sahip olduğu.

Geri Dönüşümde Dünya Şampiyonu Olan Ülke

g1

Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı (OECD)’nin araştırmalarına göre, Almanlar çöplerinin %65’ini ayrıştırıyorlar ve değerlendirilmelerini sağlıyorlar. Öyle ki, bütün atık çeşitleri için ayrı renk kodları geliştirmişler ve çöplerini atarken karıştırma ihtimalleri neredeyse sıfır. Geri dönüştürülemeyen çöpleri ise tekrar kullanarak yakıt üretiyorlar veya farklı tasarımlarla yeni ürünler elde ediyorlar.

Geri dönüşüm ve çevreyi koruma konusunda Almanya’yı takip eden Güney Kore atıklarının %59’unu geri dönüştürüyor, Amerika ise %35’lik bir oranla gelişmiş ülkelerin ortalamasının biraz üzerinde yer alıyor. Belki şaşırtıcı olmayacak ama, örnek verdiğimiz bu ülkeler Türkiye’den kilometrelerce ilerideler. Çünkü Türkiye’deki çöpün %99’u depolama sahalarına gömülüyor.

Almanya’da da bu sisteme başkaldıranlar ve çöplerini ayrıştırmadan bir tek kutuya atanlar da oluyor. Hatta bu bireylerin bazıları, çöpünü ayrıştırarak atan komşularıyla alay ediyorlar. Fakat bu davranış Almanya’da cezasız kalmıyor.

Almanya’da plastikler ve diğer ambalaj atıkları sarı kutuya, kağıt ve kartonlar mavi kutuya, şişeler ise renklerine göre de ayrıştırılarak yeşil ve beyaz renkli kutulara atılıyor. Bir de kahverengi kutu var, yalnızca kompost atıkları, yani organik atıklar için ayrılmış çöp kutusu…

g2

Avrupa Çevre Ajansı’nın (EEA) verilerine göre, diğer Avrupa ülkeleri de çöp konusunda en az Almanya kadar gayretli görünüyor. Avusturya, Belçika, İsviçre, Hollanda ve İsveç çöplerinin en az %50’sini geri dönüştürüyor ve büyük bir kısmı yeniden kullanılıyor.

Almanya’nın bu alandaki başarısının en önemli sebeplerinden biri ise çöp ve geri dönüşüm kutularının Otobüs durakları, tren istasyonları, okullar, parklar, şehir merkezleri ve hatta stadyumlar gibi pek çok noktada  ulaşılabilir olması olarak görünüyor

Tüm kutuların üzerinde yer alan Almanca ve İngilizce açıklamalar ise kutuların doğru kullanım oranının artmasını sağlıyor, ülkeyi ziyaret eden turistler de tıpkı yerliler gibi çöplerini nereye atacakları konusunda yönlendirilmiş oluyor. Bu da yeterli değilse, Almanların yere çöp atan insanları uyarma konusunda hiç utangaç olmadıkları aşikar…. Çöpünüzü ayrıştırmadığınızda uyarıldığınız bir ülkede yere çöp atmak gibi bir hata yapmak istemezsiniz.

Sonuç olarak hep birlikte hem Almanya’da, hem de Türkiye’de çöpümüze sahip çıkmamız gerektiğini hatırlatıyor,Türkler olarak kısa zaman içerisindeyaşadığımız dünyanın değerini Almanlar kadar iyi bilebilmeyi umuyoruz.

Bu yazı Çöpüne Sahip Çık web sitesinden alınmıştır. Benzeri bir çok güzel yazıyı bu web sitesinden bulabilirsiniz.

 

ISO 50001:2018 Enerji Yönetim Sistemi Standardı yayınlandı.

ISO 50001:2018 Standardı nedir? 

En başta konuya pek hakim olmayanlar için kısaca ISO 50001:2018 nedir bunu bir açıklayalım.

ISO 50001, kuruluşların enerjiyi daha verimli kullanmalarına ve daha iyi enerji yönetimini, iş stratejisine entegre etmelerine yardımcı olan Uluslararası kabul görmüş bir standarttır. Bunu, kuruluşun enerji performansını sürekli olarak geliştiren ve para tasarrufu sağlayan bir enerji yönetim sisteminin (EnYS) nasıl uygulanacağını ve sürdürüleceğini özetleyerek yapar.

Bu standart kimin içindir?

Türü, boyutu, karmaşıklığı, coğrafi konumu, organizasyon kültürü veya sunduğu ürün ve hizmetlerden bağımsız olarak herhangi bir kuruluş tarafından kullanılmak içindir. Özellikle:

  • Maliyetleri ve karbon emisyonlarını azaltmak için enerji yönetimini geliştirmek isteyen herhangi bir kuruluş
  • Enerji yönetim sistemi uygulamak isteyen herhangi bir kuruluş
  • Enerji yönetimi için uluslararası kabul görmüş en iyi uygulama anlayışını geliştirmek isteyenler
  • Enerji yönetim sistemlerini geliştirmek isteyen ISO 14001 kullanıcıları

Bu standardı rahatlıkla kullanabilir ve uygulayabilirler.

Bu standardı neden kullanmalısınız?

Bir EnYS’nin uygulanması, enerji performansını sürekli olarak geliştirmek için gerekli sistematik bir yaklaşım sunar. EnYS, bir kuruluşun enerji hedeflerini belirlemesine ve ulaşmasına, enerji performansını iyileştirmek için harekete geçmesine ve sonuç olarak verimlilik ve maliyet tasarruflarından faydalanmasını sağlar.

Kuruluşların enerji maliyetlerini azaltmalarına, daha sürdürülebilir bir şekilde büyümelerine, daha esnek olmalarına ve mevzuatlara uymalarına yardımcı olur. Standart:

  • Kuruluş tarafından yönetilen ve kontrol edilen enerji performansını etkileyen faaliyetlere uygulanır.
  • Tüketilen enerji miktarından, kullanımından veya türünden bağımsız olarak uygulanır.
  • Sürekli enerji performansında iyileşme gösterilmesini gerektirir, ancak elde edilecek enerji performansı iyileştirme düzeylerini tanımlamaz.
  • Bağımsız olarak kullanılabilir veya diğer yönetim sistemleriyle uyumlu veya entegre edilebilir

Son güncellemeden bu yana ne değişti?

Bu revizyon, ISO’nun yeni üst düzey yapı (High Level Structure) terimlerini, tanımlarını ve başlıkları içermekte, böylece 2018 standardını diğer kilit yönetim sistemleri standartlarına uygun hale getirmektedir. Bu sürümü, şimdi de ‘HLS’ formatında olan ISO 9001 ve ISO 14001 ile uyumlu ve daha kolay entegre edilmesini sağlıyor.

Diğer önemli değişiklikler ve faydalar şunlardır:

  • Liderliğin sorumluluğuna daha güçlü bir vurgu
  • Enerji performansı ile ilgili temel kavramların netleştirilmesi
  • Veri toplama ve normalleştirme konusunda geliştirilmiş bölümler
  • Gerçek dünyadaki standardın kullanılmasının yedi yılını yansıtan ek küçük revizyonlar

 

Çin’deki 60.000 Asker, Hava Kirliliği ile Savaşmak İçin 32.400 Dönümlük Ağaç Dikecek

Çin’in hava kirliliği, şehirleri saran is ve pis kokular yüzünden yıllar boyunca haberlere konu oldu. Kötü hava kalitesi, okulların öğrenciler için saha gezilerini durdurmasına veya iptal etmesine, çiftçilerin mahsullerinin sağlığı üzerinde panik yapmasına ve ebeveynlerin çocuklarını dışarıda oynamalarını yeniden düşündürmeye sevk etmiştir.

Yılda bir milyondan fazla erken ölümün sebebi olarak görülen kirlilikle Çin, hava kirliliği ile mücadele etmenin yollarını aramaya devam ediyor. En son başlayan tedbir ise, yaklaşık olarak İrlanda büyüklüğünde bir alan olan 32.400 dönümlük araziye, 60.000 asker ile birlikte yeniden ağaçlandırılması projesi.

Halkın Kurtuluş Ordusu ve aynı zamanda ülkenin silahlı polis gücünün büyük bir alayı ülkenin orman alanını artırmak için görevlendirildi. China Daily gazetesinin bildirdiğine göre, Çin ormanlık alanlarını toplam arazi alanının yüzde 21’inden 2020 yılına kadar yüzde 23’e çıkarmak hedefleniyor.

Çin, 88.96 kirlilik endeksi ile dünyanın en kirli altıncı ülkesi.

2015 yılında, Çin’deki 1,1 milyondan fazla insanın hava kirliliğinden öldüğü tahmin ediliyor ve bu da zehirli havanın neden olduğu en yüksek ölüm sayısı.

Geçtiğimiz yıl, Çin hükümeti, Doğu Denizi’nin ortasından Orta Asya’nın uçlarına kadar 300 yeni eko kent inşa etme planları da dahil olmak üzere, hava kalitesini artırarak karbon ayak izini tersine çevirmek için diğer iddialı girişimleri açıkladı. Güneyde, tüm valilik düzeyindeki şehirlerin yüzde 80’i şu anda yapım aşamasında olan en az bir eko-şehir projesine sahip.

Hükümet ayrıca, her yıl yaklaşık 10.000 ton karbondioksitin ve her yıl 57 ton kirleticinin emilmesini sağlayacak kadar güçlü, 40 bin ağaçlık bir Orman Şehri’ni de oluşturdu. Mimar Stefano Boeri tarafından tasarlanan Liuzhou Orman Şehri, önümüzdeki birkaç yıl içinde 30.000 kişiye ev sahipliği yapacak.

Amaç, Çin’in yeni kentsel gelişmelerinin yüzde 50’sinden fazlasının “eko”, “yeşil” ve “düşük karbon” özellikli olması, çevreye ve bölgede yaşayan vatandaşlarının sağlığına büyük etkisi olabilecek bir proje. Ayrıca, 2040 yılına kadar fosil yakıtla çalışan araçların üretimini ve satışını yasaklama planlarını da açıkladı.

Drone’lar artık denizleri de temizliyor.

RanMarine tarafından geliştirilen ve denizlerdeki kirliliği önlemeyi amaçlayan su drone’u bir süredir gerçekleştirdiği pilot çalışmalardan olumlu geri dönüşler aldı ve pilot çalışma aşamasını başarıyla geçti. Denizlerde su yüzeyinde kalan çöpleri, plastikleri ve pis birikintileri toplayabilen drone bundan böyle daha farklı bölgelerde de karşımıza çıkabilir.

WasteShark adlı su drone’u iki farklı modelle geliyor. Bu modellerden bir tanesi uzaktan kumanda ile kontrol edilirken istenildiği yönlere yönlendiriliyor. Bir diğer model ise otonom sürüş özelliğine sahip. Daha önce belirlenmiş noktalarda devriye atan su drone’u, sürekli olarak o bölgedeki çöpleri temizliyor.

Günün 16 saati boyunca denizlerde çöp toplayan ve temizliği gerçekleştiren WasteShark, bu çalışma saatleri ile bir insan gücüne dayalı temizliğe göre çok daha verimli ve sürekli temizlik gerçekleştirebiliyor. WasteShark’ın çöp kapasitesi ise 200 litre hacminde. Bununla birlikte sadece çöp temizliği yapmayan akıllı drone, denizin derinliğini, sıcaklığı ve su kalitesini de ölçümleyerek önemli bir veri akışını sağlıyor ve bu verilerin biriktirilmesini sağlıyor.

Kullanım alanları olarak özellikle yoğun liman bölgelerinin belirlendiği WasteShark adlı drone, ilk testlerini de Rotterdam limanında tamamlamıştı. Drone ilk kez Dordrecht Belediyesi tarafından kullanıldı. Hollandalı firmanın amacı bu drone’un özelliklerini geliştirmeyi, Hollanda’da başka kentlerde de kullanılmasını ve belki de yakın gelecekte drone’u diğer ülkelere de ihraç etmeyi hedefliyor. RanMarine‘in bu hedefine ulaşması da mümkün gözüküyor, çünkü çevre dostu bu drone’un hem çevre temizliği hem de doğaya katkısı oldukça büyük.

Sera gazının yüzde 8’i “hesaba katılmayan” turizm kaynaklı

Bilim insanları artan küresel turizmin iklim değişikliğine yol açan sera gazı salınımlarını yükselttiğini açıkladı. Almanya, ABD ve Çin turizm ile çevreyi en çok kirletenler.

İklim değişikliği ile mücadele konusunda Almanya’nın Bonn kentinde bir araya gelen bilim insanları dünyadaki sera gazı salınımlarının on ikide birinin turizm sektörü kaynaklı olduğunu açıkladı.

Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Sekreteryası bünyesinde 2015 yılında imzalanan Paris Anlaşması’nın “kural kitabını” oluşturmak üzere toplanan bilim insanları, 160 ülkede yapılan araştırma uyarınca iklim değişikliğine en fazla olumsuz katkıyı Amerika Birleşik Devletleri, Çin, Almanya ve Hindistan’da seyahat eden insanların yaptığını kaydetti.

En son verilere göre turizm sektöründeki uçuşlar, konaklama ve yeme-içme, hatta hediyelik eşyaların üretimi 2013 yılında küresel çapta 4,5 milyar ton karbondioksit salınımına yol açtı. Bu sayı 2009’da 3,9 milyar ton olarak kayıtlara geçmişti.

Mevcut öngörülere göre 2025 yılına gelindiğinde turizm sektörü kaynaklı sera gazı salınımlarının yılda 6,5 milyar tona ulaşacağı tahmin ediliyor. Araştırmacılar uçak yolculuklarının tek başına en büyük paya sahip olduğunu kaydederken, jet yakıtı tüketmenin atmosfere verdiği zarar dikkate alındığında, uçak bileti fiyatlarının çok daha fazla olması gerektiğini savundu.

Ancak turizmin sera gazı salınımlarındaki yüzde 8’lik payına karşın, sektörün bu konuda “ilerleme” kaydettiğini belirten BM İklim Değişikliği Sekreteryası Başkanı Patricia Espinosa, “(Turizm) endüstrisinin sattığı birçok ürün çevrenin korunması, muhafaza edilmesi ve kollanmasına bağımlı” şeklinde konuştu.

Turizm sektörü küresel sera gazı salınımlarının yüzde 8’ine karşılık geliyor

“Karbon ticareti ve vergileri gerekli”

Araştırmacılar, turizm sektöründeki salınımı kontrol altında tutmak için daha fazla karbon vergisi uygulanması ve havacılık sektöründe karbondioksit ticaretinin arttırılması gerektiğini kaydetti.

Havacılık sektörünün tüm dünyadaki sera gazı salınımlarının yüzde 2’sine tekabül ettiğini kaydeden bilim insanları, bunun dünyadaki en fazla salınım yapan 12’inci ülke kadar yüksek bir miktara ulaştığını belirtti.

Uluslararası Hava Taşımacılığı Birliği (IATA)  verilerine göre hızla büyüyen havacılık sektörünü hacminin 2036 yılına kadar ikiye katlanarak yılda 7,8 milyar yolcuya ulaşması bekleniyor.

2015 yılında imzalanan Paris İklim Anlaşması turizm ve havacılık sektörlerini dikkate almadan hazırlanmıştı. Anlaşma uyarınca küresel ısınmanın 2 santigrat derecenin altında tutulması hedefleniyor.

Ancak bilim insanlarına göre hâlihazırda 1 santigrat derece ısınmış dünyadaki küresel ısınmayı toplam 3 santigrat derecede tutmak bile oldukça zor görünüyor.

En yukarı