Temiz hava, 183 milyar Euro’luk tasarruf potansiyeli barındırıyor

InnoEnergy ve Deloitte’in hazırladığı Clean Air Challenge Raporuna göre, sanayi kaynaklı hava kirliliğinin azaltılmasıyla Avrupalılar 2025’e kadar 183 milyar Euro tasarruf sağlayabilir. Çözüm ise yenilikçi ulaşım ve ısıtma sistemlerinde…
Avrupa İnovasyon ve Teknoloji Enstitüsü (EIT) tarafından desteklenen sürdürülebilir enerjinin yaygınlaşması için çalışan InnoEnergy‘nin Deloitte ile birlikte hazırladığı Clean Air Challenge raporu açıklandı. Rapora göre, AB vatandaşlarının önümüzdeki yedi yıl içinde hava kirliliğini azaltmak için yenilikçi teknolojileri benimsemeleri durumunda 183 milyar Euro tasarruf sağlanabilir.
Rapor, Avrupa Komisyonu’nun “dünyadaki her 10 erken ölümün 1’inin hava kirliliği kaynaklı olabileceği ve hava kirliliğinin 2018-2025 döneminde AB’ye 475 milyar Euro maliyet getireceğine” ilişkin bulgusu üzerine hazırlandı. Bu maliyet, yıllık ortalama GSYİH’nın yüzde 2,9’u anlamına geliyor.
Clean Air Challenge raporu, Avrupalıları hava kirliliğinden ve bunun sağlık üzerindeki etkilerinden korumak için somut, yenilikçi ulaşım ve ısıtma çözümleri öneriyor.
Hava kirliliği Avrupa’da her yıl 400 binden fazla kişinin ölüm nedeni
Raporun tanıtıldığı etkinlikte konuşan Avrupa Parlamentosu Sanayi, Araştırma ve Enerji Komitesi Başkanı ve Avrupa Parlamentosu eski Başkanı Jerzy Buzek şunları söyledi: “Hava kirliliği, yüzyılın en önemli halk sağlığı sorunlarından biridir ve dünyadaki her on erken ölümden birinin, Avrupa’da ise her yıl 400 binden fazla erken ölümün nedenidir. Clean Air Challenge raporu, vatandaşlarımızın sağlığını iyileştirmeye yardımcı olabilecek ve tüm topluma fayda sağlayabilecek pratik çözümler sunuyor. Bunu, AB’de gecikmeksizin uygulamaya geçirmeliyiz.”
Deloitte Ortağı ve Orta Avrupa Sürdürülebilirlik Danışmanlık Lideri Irena Pichola ise şunları söyledi: “Kötü hava kalitesinin insanları farklı şekillerde etkilediğini unutmamalıyız. Örneğin, hava kirliliğinin nedenleri ve etkileri açısından bölgeler arasında büyük farklılıklar var; Batı Avrupa’daki kirliliğin büyük bölümü ulaşımdan kaynaklanırken, Doğu Avrupa’da en fazla kirliliğe ısıtma neden oluyor. Ancak, raporda da belirtildiği gibi, Avrupa’nın her yerinde özellikle çocuklar bu durumdan çok etkileniyor. PM’de (parçacıklı madde) 100 birimlik artış, 5 yaş itibariyle çocuklarda ortalama yaşam beklentisini yaklaşık 2,3 yıl azaltıyor.

Clean Air Challenge raporuna ulaşmak için lütfen tıklayın.

Paylaş:

Çin’deki 60.000 Asker, Hava Kirliliği ile Savaşmak İçin 32.400 Dönümlük Ağaç Dikecek

Çin’in hava kirliliği, şehirleri saran is ve pis kokular yüzünden yıllar boyunca haberlere konu oldu. Kötü hava kalitesi, okulların öğrenciler için saha gezilerini durdurmasına veya iptal etmesine, çiftçilerin mahsullerinin sağlığı üzerinde panik yapmasına ve ebeveynlerin çocuklarını dışarıda oynamalarını yeniden düşündürmeye sevk etmiştir.

Yılda bir milyondan fazla erken ölümün sebebi olarak görülen kirlilikle Çin, hava kirliliği ile mücadele etmenin yollarını aramaya devam ediyor. En son başlayan tedbir ise, yaklaşık olarak İrlanda büyüklüğünde bir alan olan 32.400 dönümlük araziye, 60.000 asker ile birlikte yeniden ağaçlandırılması projesi.

Halkın Kurtuluş Ordusu ve aynı zamanda ülkenin silahlı polis gücünün büyük bir alayı ülkenin orman alanını artırmak için görevlendirildi. China Daily gazetesinin bildirdiğine göre, Çin ormanlık alanlarını toplam arazi alanının yüzde 21’inden 2020 yılına kadar yüzde 23’e çıkarmak hedefleniyor.

Çin, 88.96 kirlilik endeksi ile dünyanın en kirli altıncı ülkesi.

2015 yılında, Çin’deki 1,1 milyondan fazla insanın hava kirliliğinden öldüğü tahmin ediliyor ve bu da zehirli havanın neden olduğu en yüksek ölüm sayısı.

Geçtiğimiz yıl, Çin hükümeti, Doğu Denizi’nin ortasından Orta Asya’nın uçlarına kadar 300 yeni eko kent inşa etme planları da dahil olmak üzere, hava kalitesini artırarak karbon ayak izini tersine çevirmek için diğer iddialı girişimleri açıkladı. Güneyde, tüm valilik düzeyindeki şehirlerin yüzde 80’i şu anda yapım aşamasında olan en az bir eko-şehir projesine sahip.

Hükümet ayrıca, her yıl yaklaşık 10.000 ton karbondioksitin ve her yıl 57 ton kirleticinin emilmesini sağlayacak kadar güçlü, 40 bin ağaçlık bir Orman Şehri’ni de oluşturdu. Mimar Stefano Boeri tarafından tasarlanan Liuzhou Orman Şehri, önümüzdeki birkaç yıl içinde 30.000 kişiye ev sahipliği yapacak.

Amaç, Çin’in yeni kentsel gelişmelerinin yüzde 50’sinden fazlasının “eko”, “yeşil” ve “düşük karbon” özellikli olması, çevreye ve bölgede yaşayan vatandaşlarının sağlığına büyük etkisi olabilecek bir proje. Ayrıca, 2040 yılına kadar fosil yakıtla çalışan araçların üretimini ve satışını yasaklama planlarını da açıkladı.

Paylaş:

Sera gazının yüzde 8’i “hesaba katılmayan” turizm kaynaklı

Bilim insanları artan küresel turizmin iklim değişikliğine yol açan sera gazı salınımlarını yükselttiğini açıkladı. Almanya, ABD ve Çin turizm ile çevreyi en çok kirletenler.

İklim değişikliği ile mücadele konusunda Almanya’nın Bonn kentinde bir araya gelen bilim insanları dünyadaki sera gazı salınımlarının on ikide birinin turizm sektörü kaynaklı olduğunu açıkladı.

Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Sekreteryası bünyesinde 2015 yılında imzalanan Paris Anlaşması’nın “kural kitabını” oluşturmak üzere toplanan bilim insanları, 160 ülkede yapılan araştırma uyarınca iklim değişikliğine en fazla olumsuz katkıyı Amerika Birleşik Devletleri, Çin, Almanya ve Hindistan’da seyahat eden insanların yaptığını kaydetti.

En son verilere göre turizm sektöründeki uçuşlar, konaklama ve yeme-içme, hatta hediyelik eşyaların üretimi 2013 yılında küresel çapta 4,5 milyar ton karbondioksit salınımına yol açtı. Bu sayı 2009’da 3,9 milyar ton olarak kayıtlara geçmişti.

Mevcut öngörülere göre 2025 yılına gelindiğinde turizm sektörü kaynaklı sera gazı salınımlarının yılda 6,5 milyar tona ulaşacağı tahmin ediliyor. Araştırmacılar uçak yolculuklarının tek başına en büyük paya sahip olduğunu kaydederken, jet yakıtı tüketmenin atmosfere verdiği zarar dikkate alındığında, uçak bileti fiyatlarının çok daha fazla olması gerektiğini savundu.

Ancak turizmin sera gazı salınımlarındaki yüzde 8’lik payına karşın, sektörün bu konuda “ilerleme” kaydettiğini belirten BM İklim Değişikliği Sekreteryası Başkanı Patricia Espinosa, “(Turizm) endüstrisinin sattığı birçok ürün çevrenin korunması, muhafaza edilmesi ve kollanmasına bağımlı” şeklinde konuştu.

Turizm sektörü küresel sera gazı salınımlarının yüzde 8’ine karşılık geliyor

“Karbon ticareti ve vergileri gerekli”

Araştırmacılar, turizm sektöründeki salınımı kontrol altında tutmak için daha fazla karbon vergisi uygulanması ve havacılık sektöründe karbondioksit ticaretinin arttırılması gerektiğini kaydetti.

Havacılık sektörünün tüm dünyadaki sera gazı salınımlarının yüzde 2’sine tekabül ettiğini kaydeden bilim insanları, bunun dünyadaki en fazla salınım yapan 12’inci ülke kadar yüksek bir miktara ulaştığını belirtti.

Uluslararası Hava Taşımacılığı Birliği (IATA)  verilerine göre hızla büyüyen havacılık sektörünü hacminin 2036 yılına kadar ikiye katlanarak yılda 7,8 milyar yolcuya ulaşması bekleniyor.

2015 yılında imzalanan Paris İklim Anlaşması turizm ve havacılık sektörlerini dikkate almadan hazırlanmıştı. Anlaşma uyarınca küresel ısınmanın 2 santigrat derecenin altında tutulması hedefleniyor.

Ancak bilim insanlarına göre hâlihazırda 1 santigrat derece ısınmış dünyadaki küresel ısınmayı toplam 3 santigrat derecede tutmak bile oldukça zor görünüyor.

Paylaş:

Havadan Yakıt

Bu gördüğünüz şişenin içinde ki yeni nesil bir yakıt. Bu yakıt havadaki karbondioksitten ve hidrojenden yapıldı. Ve bu yakıtın, iklim değişikliğine karşı mücadelede biz insanoğluna karşı yardımcı olacağını umuyoruz. Neden mi? Gelin kısaca açıklamaya çalışalım;

Alternatif yakıtlar doğamızı koruyabilir.

Bir benzin istasyonuna gittiğinizde normal veya karbonsuz yakıt arasında seçim yapabileceksiniz. Aynı günümüzde de yaptığınız dizel veya benzin tercihi yaptığınız gibi.

Kanadalı şirket olan Carbon Engineering şirketi, havada bulunan karbondioksiti (CO2) emerek ve emdiği bu karbondioksiti suda ki hidrojenle birleştirerek yeni nesil sıvı bir yakıt üretmeyi başardı. Bu iki taraftan da muazzam bir mühendislik çalışmasıdır. Bu yakıtı kullandığınızda havaya salınacak karbondioskit miktarı kadar karbondioksit zaten bu yakıtın üretimi esnasında havadan emilmiş oluyor.

Bu sebeple hem karbon temelli geleneksel bir yakıt kullanıyorsunuz ama hem de sıfır emisyon yaymış oluyorsunuz. Nasıl biraz kafa karıştırıcı değil mi?

Aşağıda ki şekille açıklamaya çalışalım;

Karbon yakalama neden önemlidir?

Şimdiye kadar, CO2 gideriminin maliyeti veya “doğrudan havadan CO2 yakalama” olarak bilinen şeyin ton başına en az 600 $ olduğu düşünülüyordu. Bu, atmosferden büyük miktarlarda CO2 emilmesinde yüksek maliyetler oluşturuyordu. Her yıl dünya çapında, 40 milyar ton CO2’ye yakın fosil yakıt yakılıyor. Bununla birlikte, küresel ısınmayı 2 derece indirmek için Uluslararası İklim Değişikliği Paneli’ne (IPCC) göre “negatif emisyon” yapılması gerekmektedir.

Peki bu yeni nesil yakıt nasıl yapılıyor?

Yine de, ton başına 100 $ ‘da bile, şu anda yeterli CO2 alıcısı yok. Bu yüzden şirket karbon nötr bir yakıt yapmaya karar verdi. Karbon Mühendisliği CEO’su Steve Oldham; “Yakalanan CO2, suyun elektrolizi yoluyla yapılan hidrojen ile birleştirilir. Süreç çok fazla elektrik gerektirirken, Squamish’teki pilot tesis yenilenebilir enerji kullanır. Elde edilen sentetik yakıt, benzin, dizel veya jet yakıtı olarak kendi başına karıştırılabilir veya kullanılabilir. Yandığında, buna karışan aynı miktarda CO2 havaya yayılır, dolayısıyla karbon nötrdür.” dedi.

Şirket şimdilerde günde 200 varil karbon nötr olan bu yakıttan üretebilmek için daha büyük ve yeni bir tesis inşa ediyor.

Umarım üretim maliyetleri düşer ve bu tarz tesisler artarak en azından havaya salınan karbon miktarını yavaşlatabiliriz.

http://carbonengineering.com/

Paylaş:

Shell, Tam 30 Yıldır Küresel Isınmaya Sebep Olduğunu ve Sonuçlarının Ne Olacağını Biliyormuş!

Bu haber çoğu okuyucumuz tarafından tahmin edilebilecek bir bilgi olmasına karşın, bu olayın doğruluğunun belgeler ile kanıtlanması kesinlikle büyük bir olay. Zira olay, artık herkesin bildiği ama kimsenin dile getiremediği bir gerçek olmaktan çıkıp düpedüz kanıtlar ile ortaya atılmış durumda.

Shell bu tür konularda araştırmalar yapıp kamuoyundan saklayan tek çok uluslu enerji firması tabii ki değil. 2015 yılında yapılan bir araştırmaya göre Amerikan enerji devi Exxon da küresel ısınmanın bu şekilde dönülemez bir noktaya geleceğini 40 yıl öncesinden hesaplamış ve bu konuya dair herhangi bir yaptırama girmekten kaçınarak üç maymunu oynamıştı.

‘Sera Etkisi’ olarak adlandırılan Shell raporlarının ilki oldukça eski bir tarihe dayanıyor. 1988 yılında Shell’in yaptığı araştırma sonuçlarına göre: o tarihlerde şirket, küresel ısınmanın bugünkü geri dönülemez anlamda ilerleyişini öngörebilmiş, üstüne fosil yakıtın küresel ısınma üstünde doğrudan etkisi olduğunu herkesten önce öğrenmiş. Hatta Shell’in kendi yaptığı araştırmanın sonucu bir öneriye dayanıyor:  ‘Düzensiz iklim değişiklikleri deniz seviyesinin yükselmesine, okyanusların asitleşmesine ve dünya geneli negatif anlamda göçlere sebep olacak, lütfen bu konuya dair önlem politikalarını mümkün olduğunca erken oluşturmaya başlayın.” Okumaya devam et Shell, Tam 30 Yıldır Küresel Isınmaya Sebep Olduğunu ve Sonuçlarının Ne Olacağını Biliyormuş!

Paylaş:

Havayı temizleyen bisiklet

SMOG FREE PROJECT, Daan Roosegaarde’ın hava kirliliği azaltması ve temiz bir geleceğin ilham verici bir deneyimi sunması amacıyla öncülük ettiği kentsel yeniliklerden oluşan bir seri girişim: SMOG FREE TOWER, SMOG FREE RING ve SMOG FREE BICYCLE.

Proje, kamusal alanlarda temiz havaya ulaşmak için yerel bir çözüm sağlıyor. Smog Free Project’te hükümet, öğrenciler ve temiz teknoloji endüstrisi ile birlikte insanlar, bütün bir şehri dumansız hale getirmek için birlikte çalışabiliyor.

SMOG FREE BICYCLE ise SMOG FREE PROJECT’e eklenen son halka. Proje, önde gelen Çinli bisiklet paylaşım programı OFO’yla özel bir ortaklık çerçevesinde geliştirildi.

Yenilikçi bisiklet tasarımı kirli havayı soluyor, temizliyor ve biniciye temiz hava veriyor. Bisikletin dumansız şehirler için yoğun şekilde kullanılan bir araç haline gelmesi amaçlanıyor.İlk prototipler 2018’de piyasaya çıktı. SMOG FREE BICYCLE, ilhamını 2017’de Tsinghua Üniversitesi’nden sanatçı Matt Hope ve Profesör Yang’ın katılımıyla Pekin’de gerçekleşen Smog Free atölyesinden alıyor.

studioroosegaarde.net

Paylaş:

Elektrik tüketimini düşürenlere para ödeyen girişim

San Francisco merkezli OhmConnect girişimi, ev sahiplerine ve apartmanda yaşayanlara para ödeyerek belirli zaman dilimlerinde evlerindeki cihazları kapatmalarını teşvik edip enerji tasarrufu sağlamayı amaçlıyor. Projeye katılmayı kabul edenler elektrik kullanımlarının OhmConnect tarafından takip edilmesini kabul etmiş oluyor. Kullanıcılar, özellikle de enerji kullanımının bir hayli yüksek olduğu zamanlarda bir saat boyunca evlerindeki ışıkları ve cihazları kapatmalarını talep eden bir bildirim alıyor.

Bireysel anlamda bakıldığında böyle bir çaba pek bir şey ifade etmezken OhmConnect’in Kaliforniya’da 290 binden fazla müşterisi olduğunu göz önünde bulundurunca işin rengi değişiyor. OhmConnect, kişinin bir saatlik süre zarfında sağladığı tasarruf ile normal kullanımını karşılaştırarak katılımcıya ödeme yapıyor.

Girişimin kurucu ortağı Curtis Tongue Fast Company’e yaptığı açıklamada “Birçok insan bu girişimi elektronik cihazlarını fişten çekip aileleriyle kutu oyunları oynamak için bir bahane olarak değerlendiriyor.” dedi. OhmConnect sayesinde yapılan tasarruf (‘negawatt‘ olarak adlandırılıyor) yerel kamu hizmeti şirketlerine veriliyor. Onlar da ürettikleri elektrik miktarını karşılamak için bu negawatt’ları kullanıyor. Bu girişimin, aralarında Pasifik Gaz ve Elektrik, Southern California Edison ve San Diego Gas & Electric gibi şirketlerin de bulunduğu büyük şirketlerde işe yaradığı görüldü. OhmConnect, varlığını sürdürebilmek için şirketlere sunduğu enerji tasarrufunun yüzde 20’sini alıyor.

Şirket, kurulduğundan bu yana geçen dört yılda Kaliforniya enerji şebekesinde 100 megawatt tasarruf edilmesini sağladığını söylüyor. Bu da, sadece talebin normal arzı aştığı zamanlarda çalışan, OhmConnect olmasaydı sürekli olarak kullanılmayı gerektirecek iki elektrik santraline tekabül ediyor. Şirket, projeye katılan ortalama bir tüketicinin yılda ortalama 40 ila 50 Dolar arası kazanabileceğini söylüyor. Bu meblağ küçük bir apartman dairesinde yaşayanlar için geçerli. Daha büyük bir evde yaşayanların yılda 200 Dolar’a kadar kazanması mümkün oluyor.

Kaynak: PSFK , Dünya Halleri

Paylaş:

Fotoğraf çekerken tarihi anlara tanıklık etti

Fotoğrafçı James Balog ve arkadaşları buzulların fotoğrafını çekerken inanılmaz bir olaya şahit oldular.

Olay Grönland’ta meydana geldi. James ve arkadaşları birkaç yıldır Kuzey Kutup Dairesi etrafında fotoğraflar çekiyorlardı.

James ve arkadaşları, hazırlayacakları belgesel için fotoğraf çekmeye başladılar. Ancak gözlerinin önünde gerçekleşecekleri muhtemelen onlar da tahmin etmiyordu.

Fotoğraf: Facebook

Amerikalı fotoğrafçı yıllardır doğa fotoğrafçılığı yapsa da iklim değişikliğine inanmıyordu.

Aslında 20 yıl boyunca bilim insanlarını küresel ısınma hakkında yaptıkları araştırmalar için eleştirdi.

Balog, “İnsanların küresel ısınmaya neden olabilecek kadar güçlü olduklarına inanmıyordum. Bana hiç inandırıcı gelmiyordu” dedi.

Fotoğraf: Imgur

Ancak 2005 yılında Balog küresel ısınmanın doğayı nasıl etkilediği konusunda daha fazla bilinçlendi.

National Geographic’nin Kuzey Kutup Bölgesi üzerine düzenlediği fotoğraf yarışmasında, fotoğrafçı inanılmaz bir şeye tanıklık etti.

Balog’un en iyi eseri olan ‘Chasing Ice’ belgeselinin ardından 10 yıl geçmişti ve Balog bu sefer eriyen buzullar üzerine fotoğraf çekmeye karar vermişti.

Fotoğraf çekmeye gittiği sırada Balog inanılmaz bir kare yakaladı.

Balog ve arkadaşları, 75 dakika içinde büyük bir şehir büyüklüğündeki buz kütlesinin okyanusa düştüğüne tanıklık etti.

Fotoğraf: Youtube

Fotoğrafçının yakaladığı kareler Guinness Rekorlar Kitabı’na girdi ve küresel ısınmanın ne kadar tehlikeli olduğunu gözler önüne serdi.

Küresel ısınma nedeniyle gerçekleşen ilk facia değil bu. Daha fazlası da olacak gibi gözüküyor.

Videoyu hemen izleyin!

2016’nın kasım ayında Arktika’nın sıcaklığı normalin 20 derece üstündeydi. Bu rakam bilim insanlarının tahminlerinin bile üstünde.

Maalesef 2070 yılına kadar gerekli önlemler alınmazsa buzulların teker teker yok olduğuna tanıklık edeceğiz. Yine de bir şeyler yapmak için zamanımız var.

Umarız ki videoyu izleyenler küresel ısınmanın ne kadar ciddi bir tehlike olduğunu şimdi daha iyi anlarlar.

Küresel ısınmaya karşı birkaç kişi bir şey yapamaz. Ancak hepimiz el ele verirsek ciddi değişiklikler yapabiliriz. Paylaşmayı ve insanları bilinçlendirmeyi unutmayın!

Kaynak: Newsner

Paylaş:

Bu konteynerli çözüm, uzak alanlara temiz su ve elektrik getiriyor

Şehir merkezlerinden uzaklara veya yerel şebekelerin bulunmadığı köylere elektrik ulaştırmak ve içilebilir temiz su iletmek, buralarda yaşamlarını sürdüren insanların hayatlarında farklılık oluşturabilir.

Fakat merkezi sistemleri bu alanlara ve köylere ulaştırmak çoğu zaman maliyetli bir durumdur. İtalyan bir girişimcinin ise tüm bu söylediklerimizi 15.000 $ ‘a gerçekleştiren modüler bir çözümü var.

OffGridBox adı verilen konteyner her gün 16 kw / saat güneş enerjisinden temiz elektrik ve yine her gün 24.000 litre süzülmüş ve strilize edilmiş içme suyu tedarik ediyor. Bu elektrik ve su da yaklaşık 300 kişilik bir köy için yeterlidir.

Sadece birkaç saat içinde kurulabilen bu sistemi teknik bilgiye sahip olmayan kişiler dahi, verilen günü birlik eğitimle bakımlarını yapabilir hale geliyorlar.

İncelemek isteyenler için adresi: https://www.offgridbox.com/

 

Paylaş:

2017 tarihte ki en sıcak ikinci yıl oldu, küresel ısınmaya teşekkürler!

Nasa’ya göre 2017 yılının ilk 6 ayı şimdiye kadar ölçülen en sıcak ikinci zaman dilimi olarak tarihe geçti. Değerler 1950-1980 yılları ortalamasının 0,94 ° C üzerinde. Bir önceki rekor ise çok uzak değil, 2016 yılına ait.

 

Bu değerler dikkat çekici çünkü bu ısınmaya El Nino etkisi dahil değil. Peki El Nino nedir; El Nino sıcak okyanus sularının yüzeye çıkarak küresel anlamda dünya yüzeyinin ısınması demektir.

 

Küresel ısınmayı inkar edenler 1998’den bu yana küresel ısınmanın olmadığını iddia etmektedirler. 1998 yılında El Nino sebebiyle aşırı derecede sıcak geçti. Ve bu inkarcılar 1998’den 2014 yılına kadar küresel ısınmanın olmadığını tüm sebebin El Nino olduğunu savundular.

 

Okumaya devam et 2017 tarihte ki en sıcak ikinci yıl oldu, küresel ısınmaya teşekkürler!

Paylaş: