Geçen gün, bilgisayarın başında bir dosyayı açtım. İçinden bir iş çıkarmak niyetindeydim, hatta kafamda “bugün bunu da bitireyim” diye bir cümle vardı. Sonra bir mail düştü, ona cevap verdim. Ardından bir mesaj, sonra bir hatırlatma, sonra “madem açılmışken şu belgeye de bakayım” derken dosyayı kapattım. Ne yaptım? Çok şey yaptım…
Yazıların kategorisi: “Youtube”
Bir video fikrini notlara yazıp sonra hiçbir şey yapmadan kapattığın oldu mu? Benim oldu. Hatta bazen mesele video fikrinin zayıf olması da değildi; mesele, o fikri gerçekten kayda almakla birlikte gelen o garip görünürlük hissiydi. İnsan kendi odasında, kendi kamerasının karşısında bile “ya kötü olursa?” diye gerilebiliyor. İşin komik tarafı,…
Bazı insanlarla on dakika konuşup, sanki yıllardır tanışıyormuşuz gibi bir yere varabiliyoruz. Sonra aynı gün içinde, aynı ofiste yıllardır gördüğümüz biriyle iki saat konuşup, yine “ne demek istedi şimdi?” diye eve dönüyoruz. Ben bu farkı eskiden karakter meselesi sanıyordum. “Bazıları net, bazıları karmaşık” gibi. Sonra fark ettim ki mesele çoğu…
İş için yurtdışında olup hafta sonu otel odasında uyandın mı hiç? Dışarıda koca bir şehir var ama senin içinde bir boşluk var. Şimdi sana şunu göstereceğim: O boşluğu “kayıp zaman” olmaktan çıkarıp, iki saatliğine küçük bir atölyeye çevirebilirsin. Üstelik büyük motivasyonlara gerek yok; bir sayfa ve üç cümleyle başlıyor. İş…
Akşam olmuş, gün bitmiş, sen bitmemişsin. Bilgisayarın başına oturuyorsun, yapılacak iş belli, süre belli, her şey belli; ama içinde o işi başlatacak kıvılcım yok. Dosyayı açıyorsun, iki satıra bakıyorsun, sonra kendini mutfakta buluyorsun. Elde çay, kafada aynı düşünce: “Neden başlayamıyorum?” Ben bu sahneyi o kadar çok yaşadım ki artık tanıdık…
Bir sabah masanın başına oturuyorsun. Kahve hazır, bilgisayar açık, yapılacak iş belli. Ama daha dosyayı açmadan arkada bir video başlıyor, telefonda birkaç bildirim beliriyor, bir yandan da “şu podcasti de dinleyeyim, boş geçmesin” diye düşünüyorsun. Kağıt üzerinde çok üretken görünüyorsun; aynı anda öğreniyor, takip ediyor, haberdar oluyor, gündemden kopmuyorsun. Ama…
Geçen hafta sonu Guayaquil’de, “iki saatliğine çıkıp döneriz” diye başladığımız küçük bir plan, bana kendi iş hayatımı hatırlatan garip bir aynaya dönüştü. Şehrin tam merkezinde, neredeyse her yerden görünen bir deniz feneri ve hemen yanında bir kilise var. Oraya çıkmak için 444 basamak tırmanıyorsun. Ve basamakların üstünde numara yazıyor; yani…
Geçen gün sabah kahvemi alıp masaya oturdum. Bilgisayar açıldı, telefon masanın kenarında titreşti, takvim bildirimi düştü. Daha gün başlamadan, içimde görünmez bir kronometre çalışmaya başlamıştı. “Hadi, hadi, hadi…” hissi. Sonra aklıma bir cümle geldi ve garip bir şekilde o kronometrenin sesini kıstı: Pusula, saatten önce icat edildi. Bu cümle basit…
Bazı romanlar vardır; kapağına bakarsın, “tamam, bu bir macera” dersin. Bir soygun var, bir plan var, bir hedef var; en kötü ihtimalle birkaç ters köşe var, biter gider. Sonra okumaya başlarsın ve fark edersin ki roman aslında senin beklediğin yerden ilerlemiyor. Hikâyenin “olayı” bir elmas gibi dursa da, yazarın derdi…
Beni o sırmalı kaftanın sıcağında boğduğunuzu, Bursa sokaklarında bağıra çağıra sattığınız o kanlı ciğerlerle öldürdüğünüzü sanıyorsunuz, değil mi? Ben, Kadı Mahmud’un tahtıydım! Onun ilmi, şöhreti, itibarı, Bursa ehlinin ona eğilen boynundaki o eşsiz gururuydum. Oysa o ne yaptı? Gitti, Üftade denen birinin kapısına yüz sürdü. Koca Kadı Mahmud’u, sırf beni…
Sana çok dürüst bir soru sormam lazım. LinkedIn’de bir başarı hikayesi okuduğunda, Instagram’da birinin hayatına baktığında ya da kendi alanında inanılmaz işler yapan birini gördüğünde… Aklından ilk geçen şey ne oluyor? “O farklı. Ona doğuştan bir şeyler verilmiş. Ben o kadar zeki değilim, o kadar şanslı değilim, o kadar bağlantım…
“Spora başlamam lazım” diyorsun. Biliyorsun. “Kitap okumam lazım” diyorsun. Biliyorsun. “Erken kalkmalıyım” diyorsun. Yine biliyorsun. Ama bir türlü yapmıyorsun. Ve sonra kendini suçluyorsun: “Tembel miyim? İradem mi zayıf?” Hayır. Sorun senin karakterin değil. Sorun sisteminle. Bu yazıda sana dört tuzak göstereceğim. Her biri seni bildiğin şeyi yapmaktan alıkoyan görünmez engeller.…
Hepimizin hayal ettiği bir hayat var. Belki de sabah uyanıp mükemmel bir yaşamın içinde bulmayı umduğumuz o anı bekliyoruz. Ancak gerçek şu ki, hayatımızı değiştirmek için beklemek yeterli değil; harekete geçmemiz gerekiyor. Bir düşünün bakalım: Hayalleriniz neden gerçek olmuyor? İşte, birçok insan hayatlarını değiştirmek için bir sihirli değneğin dokunuşunu bekliyor.…
Geçtiğimiz günlerde bir billboardda gördüğüm “Ölünce beni kim yıkayacak?” sözü bende derin bir etki bıraktı. Bu sözle birlikte öğrendiğim bir gerçek daha vardı: Dünya genelinde her gün 150 binden fazla insan hayatını kaybediyor. Bu rakam, hayatın ne kadar kıymetli ve kırılgan olduğunu hatırlattı bana. Peki, bu gerçeği nasıl kabullenebiliriz? Ölüm…
Başarı, çoğu zaman tutarlılıkla ilişkilendirilir. Ancak, bu kavramın ardında yatan karmaşık dinamikleri anlamak, pek çok kişi için zorlu bir süreç haline gelebilir. Tutarlılık, özellikle günümüz dünyasında, sürekli olarak değişen şartlar ve artan beklentiler karşısında ne kadar sürdürülebilir? İşte bu sorunun yanıtını aramak üzere bir yolculuğa çıkıyoruz. Tutarlılığın Zorlukları Birçok insan,…
İşte uzun zamandır hayalini kurduğum, ara sıra denemeler yaptığım ama bir türlü hayata geçiremediğim kişisel projem. Bir taşla kaç kuş vuracağımı ben de tam kestirememiştim ama şimdi saymakla bitiremiyorum. 😊 Peki, neden İngilizce vlog? Öncelikle, İngilizcemi daha akıcı hale getirmek istiyorum ve bunun yolunun sürekli ve hatta yeri geldiğinde kendi…
Günümüzde, önemsizden önemliye kadar binlerce seçim yapmaktayız. Kimimiz maksimizer, kimimiz satisficeriz. Hangisi olduğumuzu bilmek karar verme sürecinde bize yardımcı olabilir. Ne zaman, ne kadar zaman ve çaba harcayacağımızı belirleyebiliriz. Yemekle ilgili olarak günde 200’den fazla karar veriyoruz. Ne yiyeceğimize, nerede yiyeceğimize, ne zaman yiyeceğimize ve nasıl yiyeceğimize karar veriyoruz. Garsonun…
Ne zaman düşünmeyi durdurup yapmaya başlamalı? Birçok kişinin yaşadığı bir durumu eminim ki sen de tanıyorsun: üretken düşüncelerin zihninizi sürekli olarak doldurduğu anlar – özellikle duşta. Ancak, hayata geçirme yolunda net bir yöntem olmadan düşünme süreci, somut sonuçlar elde etmeden sürekli bir fikir üretme döngüsüne dönüşebilir.Üretken yolculuğumda, düşünme sürecinden harekete…
Selam herkese! Bugün sizlere son zamanlarda üzerinde düşündüğüm bir konudan bahsedeceğim: Sıkılmak. Evet, yanlış duymadınız, sıkılmaktan bahsediyorum. Bu, yıllar boyunca kötü bir üne sahip olan bir durum gibi gözükebilir, ancak sürekli olarak içinde bulunduğumuz bu yoğun ve bağlantılı dünyada, sık sık sıkılmak aslında birçok fayda sağlayabilir, özellikle de üretkenlik açısından.…
Sürekli şikayet eden, “olmaz” diyen ve negatif enerji saçan kişilerin işyerinde hiç kimse tarafından sevilmediği bir gerçektir. Bir takım çalışması yürütmekte olan bir kişi, sürekli olarak takımı aşağı çeken bir çalışanla çalışmak istemez. Özellikle bu kişi, önerdiği fikirleriyle değil, bahaneleriyle tanınıyorsa. O kişi, çözüm bulamaz. Çünkü çok fazla şikayet üretmekle…
Büyük projeleri hayata geçirmek ve hedefleri gerçekleştirmek, birçok kişi için büyük bir hedef olabilir. Ancak, bu hedeflere ulaşmak için karşılaşılan yaygın zorluklar vardır. İşte bu zorlukların üstesinden gelmek için bazı öneriler: 1. Birden Fazla Projeyle Uğraşıyorsunuz Birden fazla projeyi aynı anda yönetmek, enerjinizi ve odaklanmanızı dağıtabilir. Bu nedenle, hedeflerinizi gerçekleştirmek…




















