İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Başarıya Giden Yolda Herkesin Kaçırdığı Detay

Geçen hafta sonu Guayaquil’de, “iki saatliğine çıkıp döneriz” diye başladığımız küçük bir plan, bana kendi iş hayatımı hatırlatan garip bir aynaya dönüştü. Şehrin tam merkezinde, neredeyse her yerden görünen bir deniz feneri ve hemen yanında bir kilise var. Oraya çıkmak için 444 basamak tırmanıyorsun. Ve basamakların üstünde numara yazıyor; yani ilerlediğini saklayamıyorsun. Ne kadar yol aldığını da, ne kadar yolun kaldığını da yüzüne vuruyor.

Ben daha 100. basamakta durup nefeslenirken şunu düşündüm: “Bu kadar yorulduysam, daha 344 basamak var. Ben bu işi niye kendime yaptım?” İşin komik tarafı şu: Çıkarken zaman geçmek bilmiyor. İnerken ise birkaç dakika içinde aşağıdasın ve “Az önce neredeydim ben?” diyorsun. Tam burada, hayatın ve işin o tanıdık hissi devreye giriyor.

Biz çoğu zaman yavaşlamayı, yorulmayı, zorlanmayı “yanlış yoldayım” diye okuyoruz. Hâlbuki bazen tam tersi oluyor: Zorlanıyorsun çünkü yükseliyorsun. Sorumluluk artıyor, bakış açısı genişliyor, “kolay” sandığın şeylerin aslında emek istediğini görüyorsun. Yani problem her zaman sende değil. Bazen sadece çıkışta oluyorsun.

Ecuador’la ilgili bana en çok söylenen şey, “Güvenli yerler var, güvenli olmayan yerler var” oldu. Ben kötü bir şey yaşamadım ama ekipteki Ecuadorlu arkadaşlar da aynı şeyi tekrar edince ister istemez kulağını açıyorsun. Bu da başka bir şeye benziyor: İnsan bir hedefe doğru yürürken, etraftan gelen uyarıları bazen büyütüyor, bazen küçümsüyor. Oysa asıl mesele şu: Dikkatini kaybetmeden yürümek. Panik yapmadan. “Ben hallederim” şişkinliğine de kapılmadan.

Benim için o 444 basamak şunu netleştirdi: Büyük şeyler genelde bir anda olmuyor. Bir basamak daha. Sonra bir basamak daha. Ve çoğu gün, motivasyonun değil, sadece “devam etme” kararın iş görüyor.

Şimdi sana küçük bir soru sorayım: Son zamanlarda yorulduğun için “yavaş gidiyorum” dediğin bir şey var mı? Belki de yavaş gitmiyorsundur. Belki sadece çıkıyorsundur.

Bunu nasıl test edebilirsin?

İki pratik şey:

  • Hedefini değil, bir sonraki basamağını tanımla: “Bu projeyi bitireceğim” yerine “Bugün şu tek dokümanı açıp ilk taslağı çıkaracağım.”
  • Yorulduğun noktayı ‘dur’ değil ‘ölçüm’ kabul et: “Tıkandım” demeden önce “Şu an kaçıncı basamaktayım?” diye sor.

Çünkü çoğu zaman ilerleme, hızla değil; sayıyla görünür olur.

İlk yorum yapan siz olun

    Düşüncelerin benim için önemli...

    Mustafa Kurt sitesinden daha fazla şey keşfedin

    Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

    Okumaya Devam Edin