Dikkat çekici bir farkındalık çalışması: Çöpler file içinde billboard’a asıldı

Bursa’da çevre temizliğine dikkat etmek için ilginç bir yönteme başvuruldu. İnegöl ilçesinde billboard’a ‘Bu çöpler 1 saatte bu caddeden toplandı’ yazısıyla file içinde çöp asıldı.

Bursa’nın İnegöl ilçesinde çevre temizliğine dikkat çekilmesi amacıyla, billboard’a ‘Bu çöpler 1 saatte bu caddeden toplandı’ yazısıyla file içinde çöp asıldı.

Temiz şehir İnegöl‘ sloganıyla ilçe halkının dikkatini çevre temizliğine çekmek isteyen İnegöl Belediyesi, daha önce en işlek cadde olan Atatürk Bulvarı’nda bir kamyon çöpü kontrollü dökerek, ‘Şehrimiz temiz tutulmazsa böyle olur’ mesajı vermişti.

İnegöl Belediyesi görevlileri, bu defa da billboard’a çöp astırdı. Asıl olanın ‘temizlemek’ değil ‘kirletmemek’ olduğuna dikkat çekilirken, vatandaşların da bu konuda bilinçlenmesi için Atatürk Bulvarı üzerinde bulunan billboard’a ‘Bu çöpler 1 saatte bu caddeden toplandı’ yazısıyla file içinde çöp asıldı. Çalışma, vatandaşların dikkatini çekti.

Paylaş:

Geri Dönüşümde Dünya Şampiyonu Olan Ülke

g1

Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı (OECD)’nin araştırmalarına göre, Almanlar çöplerinin %65’ini ayrıştırıyorlar ve değerlendirilmelerini sağlıyorlar. Öyle ki, bütün atık çeşitleri için ayrı renk kodları geliştirmişler ve çöplerini atarken karıştırma ihtimalleri neredeyse sıfır. Geri dönüştürülemeyen çöpleri ise tekrar kullanarak yakıt üretiyorlar veya farklı tasarımlarla yeni ürünler elde ediyorlar.

Geri dönüşüm ve çevreyi koruma konusunda Almanya’yı takip eden Güney Kore atıklarının %59’unu geri dönüştürüyor, Amerika ise %35’lik bir oranla gelişmiş ülkelerin ortalamasının biraz üzerinde yer alıyor. Belki şaşırtıcı olmayacak ama, örnek verdiğimiz bu ülkeler Türkiye’den kilometrelerce ilerideler. Çünkü Türkiye’deki çöpün %99’u depolama sahalarına gömülüyor.

Almanya’da da bu sisteme başkaldıranlar ve çöplerini ayrıştırmadan bir tek kutuya atanlar da oluyor. Hatta bu bireylerin bazıları, çöpünü ayrıştırarak atan komşularıyla alay ediyorlar. Fakat bu davranış Almanya’da cezasız kalmıyor.

Almanya’da plastikler ve diğer ambalaj atıkları sarı kutuya, kağıt ve kartonlar mavi kutuya, şişeler ise renklerine göre de ayrıştırılarak yeşil ve beyaz renkli kutulara atılıyor. Bir de kahverengi kutu var, yalnızca kompost atıkları, yani organik atıklar için ayrılmış çöp kutusu…

g2

Avrupa Çevre Ajansı’nın (EEA) verilerine göre, diğer Avrupa ülkeleri de çöp konusunda en az Almanya kadar gayretli görünüyor. Avusturya, Belçika, İsviçre, Hollanda ve İsveç çöplerinin en az %50’sini geri dönüştürüyor ve büyük bir kısmı yeniden kullanılıyor.

Almanya’nın bu alandaki başarısının en önemli sebeplerinden biri ise çöp ve geri dönüşüm kutularının Otobüs durakları, tren istasyonları, okullar, parklar, şehir merkezleri ve hatta stadyumlar gibi pek çok noktada  ulaşılabilir olması olarak görünüyor

Tüm kutuların üzerinde yer alan Almanca ve İngilizce açıklamalar ise kutuların doğru kullanım oranının artmasını sağlıyor, ülkeyi ziyaret eden turistler de tıpkı yerliler gibi çöplerini nereye atacakları konusunda yönlendirilmiş oluyor. Bu da yeterli değilse, Almanların yere çöp atan insanları uyarma konusunda hiç utangaç olmadıkları aşikar…. Çöpünüzü ayrıştırmadığınızda uyarıldığınız bir ülkede yere çöp atmak gibi bir hata yapmak istemezsiniz.

Sonuç olarak hep birlikte hem Almanya’da, hem de Türkiye’de çöpümüze sahip çıkmamız gerektiğini hatırlatıyor,Türkler olarak kısa zaman içerisindeyaşadığımız dünyanın değerini Almanlar kadar iyi bilebilmeyi umuyoruz.

Bu yazı Çöpüne Sahip Çık web sitesinden alınmıştır. Benzeri bir çok güzel yazıyı bu web sitesinden bulabilirsiniz.

 

Paylaş:

Bir dönem sona eriyor! Plastik Poşetler ücretli olacak…

Uzun zamandan beri gündemde olan ve geçtiğimiz ocak ayında yürürlüğe girmesi beklenirken 1 yıl ertelenerek yürürlük tarihi 1 Ocak 2019 olarak değiştirilen plastik poşetlerin ücretlendirilmesi uygulamasında sürpriz bir gelişme yaşandı.

TARİH ERKENE ALINDI

Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından açıklanan 100 günlük eylem planında plastik poşetlerin çevre koruma faaliyetleri kapsamında ücretlendirilmesi de yer aldı. Eylem planın açıklanmasıyla birlikte plastik poşetler için öngörülen takvim de erkene alınarak ücretlendirme işleminin ekim ayı sonuna kadar başlatılması bekleniyor.

RESMİ GAZETE’DE YAYIMLANDI

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından Avrupa Birliği (AB) mevzuatına uyum çalışmaları kapsamında hazırlanan Ambalaj Atıklarının Kontrolü Yönetmeliği, geçtiğimiz yılın Aralık ayında Resmi Gazete’de yayımlanmıştı.

ÜCRETSİZ DAĞITIM SONA ERECEK

Yeni yönetmeliğe göre plastik torbalar, mesafeli sözleşmelerle yapılan satışlar da dahil olmak üzere satış noktalarında tüketiciye ücretsiz temin edilemeyecek ve ücretsiz teminine imkan verecek herhangi bir promosyona veya kampanyaya dahil edilemeyecek. 15 mikron ila 50 mikron arası kalınlıkta olan plastik alışveriş poşetleri, market kasalarında tüketiciye ücretli olarak verilmeye başlanacak. Bu kalınlığın altında veya üstünde olan poşetler, eskiden olduğu gibi ücretsiz verilmeye devam edecek.

POŞET MALİYETİNDEN KURTARACAK

Bir poşetin doğada yok olmasının yüz yılları bulduğu göz önünde bulundurulursa çevreye pozitif anlamda ciddi katkı sunacak olan uygulama başta marketler olmak üzere çok sayıda iş yerini de büyük bir poşet yükünden kurtarmış olacak.

2025’TE YÜZDE 40’I GEÇEMEYECEK

Yönetmelik çerçevesinde 15-50 mikron arasında kalınlıktaki torbaların ülke genelinde yıllık kişi başına kullanılan torba adedinin; 31 Aralık 2019’a kadar yüzde 90’ı, 31 Aralık 2025’den itibaren ise yüzde 40’ı aşmayacak şekilde kullanımının azaltılması yönünde çalışma yapılıyor.

FİYATI BAKANLIK BELİRLEYECEK

3 ay içerinde yürürlüğe girmesi beklenen plastik torbalara ücret uygulamasında poşetlerin ücretleri sektör temsilcilerinin görüşleri de dikkate alınarak Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından belirlenecek. Söz konusu ücretin altında ise ücret tarifesi uygulanamayacak.

Poşete ücret uygulaması yerel yönetimler ve bakanlık personeli tarafından denetlenecek.

Paylaş:

Ücretli torba uygulaması başarılı sonuç verdi

İngiltere’de 5 Ekim 2015’ten beri yürürlükte olan, tek kullanımlık plastik torbaların ücretli olması uygulamasının bu ürünlerin kullanımını önemli oranda düşürdüğü bildirildi.

Birleşik Krallık Çevre ve Kırsal İşler Bakanlığı açıklamasına göre ülkenin yedi büyük süpermarketindeki plastik torba kullanımı sayısı, torba başına 5 penilik ücret getirilmesinin ardından yüzde 86 oranında geriledi.

Bakanlığın açıkladığı verilere göre ülkedeki tüm süpermarket zincirlerinde ise 2017/2018 mali yılında, 2016/2017 mali yılına göre 289 milyon daha az poşet kullanıldı.

Ülkedeki süpermarketlerde kişi başı torba kullanımı sayısı ise aynı dönemlerde 38’den 32’ye geriledi.

Ülkedeki en büyük yedi market zincirinde uygulama yürürlüğe girmeden önce 2014 yılında 7,4 milyar torba kullanılmıştı.

Paylaş:

Bu firmalar sayesinde her şey geri dönüştürülebilir

Her yıl ekosisteme 2,1 milyar ton çöp döküyoruz. Bu atıkların sekiz milyon tonu, okyanuslarımıza sessizce giriyor. İstatistiklere rağmen, değişim acı verici bir şekilde yavaştır. Ve biz insanoğlu her zamankinden daha fazla tüketiyoruz ama atıklarla mücadele için yeterli protokolleri ne yazık ki henüz yazmadık bile.

Her şeye rağmen, birkaç cesur şirket gittikçe çoğalan atık dağlarını yeniden kullanılabilir maddelere dönüştürüyor. Bunun son örneği ise; TerraCycle.

Çöp, gıda jelatinlerinden, sigara izmaritlerine kadar her şeyi içerebilir. Çöp kutularımızın üzerlerinde doğru atık sembolleri olsa dahi ve plastik karışımından yapılan şişe kapakları gibi zararsız ürünler geri dönüşüme kazandırılmaya çalışılsa bile çoğu belediye tarafından ne  yazık ki hala kabul edilmemektedir, edilememektedir.

TerraCycle’ın modeli ise basittir; “Her şey geri dönüştürülebilir – tek sorun, toplama ve ayırmadır.”

Şirket bu işi yapmanı sağlayarak bunu çözüyor. Müşteri, atıkları okullardan evlere kadar değişen toplama noktalarına göre götürür ya da ücretsiz olarak gönderir. Alınan her bir kilo karşılığında, kar amacı gütmeyen küçük bir ücret alınır. Diğer tüm masraflar Febreze, Colgate ve Bic gibi uluslararası markalarla yapılan ortaklıklar yoluyla ödenir. Bu şirketlerde yaptıkları bu harcamaların reklamlarını yapıyor ve çevre için yapacakları faaliyetleri bu cesur geri dönüşüm şirketlerine paslıyor. (Parası neyse verelim siz halledin diyorlar işin özü.)

Bu süreç boyunca hurda kotlar, postacı çantalarına dönüştürülür; cerrahi eldivenler park bankı haline gelir; eski faks makineleri ve bilgisayarlar bitki saksıları olarak yeniden doğuyor; kalem kutuları cips paketlerinden üretilir. Ve kullanılan şişe mantarları bir mantar tahtası / panosu haline gelir. (Neden böyle bir şey düşünmediniz? )  Sigara izmaritleri dahi toplanır, temizlenir ve parçalara ayrılır.

Firmanın birkaç çekici kamu projesi var. Geçen yılın haziran ayında, Londra’nın 2012 Olimpiyatları’nda, geri dönüştürülmüş 2.500 aerosol tenekeden yapılmış bir açık hava spor salonu açıldı. Mart 2017’de TerraCycle, Avusturya’daki vücut yıkama kaplarından bir oyun alanı oluşturmak için kimyasal devi Henkel ile ortaklık kurdu. (Kulağa hiç hoş gelmese de bunlar mümkün)

Şirket kendini “atık fikrinin ortadan kaldırılması” görevini üstlenen Kanadalı bir girişimci olan Tom Szaky’nin çabalarıyla var etti. 2001 yılında Princeton’da, Szaky bir solucan çiftliği olan arkadaşlarıyla kaldı. Gıda artıklarının süper güçlere sahip olan bu minik solucanlar tarafından doğaya geri kazandırılması Szaky’yi çok etkilendiğinden, atık üzerine çalışmak için cesaretlendi. “Bu minik solucanlar dahi bunu yapabiliyorsa ben neden yapamayayım” dedi.

Birkaç yıl içinde, Walmart ve Home Depot’ta yeniden kullanılmış soda kaplarında paketlenmiş organik solucan satıyordu. Kısa bir süre sonra TerraCycle, yeni bir iş akışına başlayarak geri dönüşümlü şişelerden market torbaları üretmeye başladı.

“Dünya’da atıklar iki sebepten var. İlki tüketim, yani ihtiyacımız olandan daha fazlasını satın almamız ve satın aldığımız şeyleri sonsuza kadar saklayamamamız. İkincisi karmaşık malzemelerdir. Hayatlarımıza dokunduğumuz çok az şey, doğa ile ne yapacağını bilen şeylerden yapılır. Yani bu iki konuyu eğer bir araya getirirsiniz, çok “modern” atık kavramını elde edersiniz. ”

Szaky diyor ki; atıkların geri kazanılması aynı zamanda üretim maliyetlerini de düşürüyor. İçecek kutularındaki alüminyum, toplama ve ayırma maliyetinden daha değerlidir. Ve teoride, tüm materyaller tekrar kullanılabilir ve kullanılmalıdır. TerraCycle’ın dünyanın her yerindeki ofislerinde, her masa, sandalye ve duvar donanımı – bilgisayarlar hariç her parça – geri dönüştürülmüş malzemeden üretilmiştir.

TerraCycle bir hareket başlattı. Bütün işletmeler, “geri dönüşümü zor” materyalleri döngüsel ekonomiye geri getirme fikrini araştırıyorlar. Nike, süt kartonlarından yapılan ambalajlarla uğraşırken, Adidas okyanus plastiğinden (okyanuslardan toplanan plastiklerden) elde edilen iplikleri kullanıyor. Berlin merkezli tasarımcılar Pentatonic, mükemmel bir sloganla Starbucks’la birlikte çalışarak, zincirin marka koltuklarını plastik şişelerden ve kahve fincanlarından yeniden tasarladı.

Ardından pirinç kabuklarından ve eski CD’lerden güneş gözlüğü yapan Tayvanlı Miniwiz var. 2010 yılında, 1,5 milyon geri dönüştürülmüş plastik şişe içeren dokuz katlı EcoArk Pavilion’u geleneksel bir bina kadar sağlam inşa etti ve doğal olarak yangına dirençli oldu.

Dünya Ekonomi Forumu tarafından 2015 yılında Teknoloji Öncüleri olarak tanınan Miniwiz, “Günlük ekonomide sirküler ekonomiyi gerçeğe dönüştürmeye takıntılıyız” diyor.

“Kullandığımız tüm malzemelerin tekrar ve sıfır atıkla yeniden kullanıldığı dairesel bir sistemin kitlesel olarak benimsenmesini desteklemek için yaşıyoruz.”

Müfettişler, TerraCycle ve diğer start-up’ların sarsılmaz çabalarının, tek kullanımlık ambalajlara olan kültürel bağımlılığımıza maruz kalacağını iddia edebilirler. Anti-plastik aktivisti Beth Terry, “Herkesin Atık streç filmlerden yapılmış çantaları kullanmaya ihtiyacı var” diye yazıyor.

TerraCycle’dan Stephen Clarke’ın söylediği gibi, kalkınmanın doğal bir tavanı var: “10.000 kilo kullanılmış kahve paketini toplayabiliriz, ancak bu binlerce kurşun kalem kutusu ihtiyacı sağlamaz, bu yüzden bir uyumsuzluk var”. TerraCycle tarafından her hafta toplanan tüm atıkların , % 1’i yeniden kullanılmış, % 1’i geri kazanılmış ve geri kalan % 98’i geri dönüştürülmüştür.

Ama bu bir başlangıç. Birçoğu, bu cesaretli geri dönüşümcülerin atıklarla ilgili yenilgiyi kabul etmesini reddetmesiyle cesaretlendirilecek. Bir daha ki sefere mükemmel bir şekilde işlevsel bir şey attığınızda, atıktan sonra yaşamın olabileceğini bilmek bizleri rahatlatacaktır.

Yararlanılan Kaynak

 

Paylaş:

SESSİZ ÇIĞLIKLARI OLAN TELEFON KILIFLARI

Araba kullanırken cep telefonu kullanıyorsanız lütfen sevdikleriniz için bu huyunuzdan vazgeçin.

Eğer yok ben yine de cep telefonumu araç kullanırken kullanmaya devam ederim düşüncesi hala aklınızdaysa, o halde cep telefonlarıyla mesajlaşırken kaza yapan araçların parçalarından oluşan cep telefonu kabı kullanmak belki sizi vazgeçirebilir. Evet kulağa pek hoş gelmese de kim bu kılıfları alıp kullanır bilemesek de Volkswagen bunu gerçekleştirmiş.

“Crashed Cases” isimli bu kılıflar, sürücünün mesajlaşma nedeniyle yaptığı kazalardan alınma otomobil parçalarından oluşuyor. Yani elinizde tuttuğunuz kılıfların malzemesi için sonuçları belki de ölümcül olmuş bir kazaya karışmış otomobillerin kaporta parçaları ve camları kullanılmış.

Volkswagen Stockholm marka müdürü Johan Karlson, zarar görmüş bir otomobilden yapılma bir telefon kılıfı yaratarak telefonu elinize aldığınızda bir kez daha düşünmenizi amaçladıklarını söylüyor. Bu kılıfların otomobil kullanırken dikkati yola vermek gerektiğine ilişkin sessiz bir hatırlatıcı görevi yapacağını belirtiyor.

Haber orijinali için tıklayın

Paylaş:

Plastik Atıklara Güncel Çözüm

<img class=”size-full wp-image-352″ ” src=”http://www.mustafakurt.net/wp-content/uploads/2017/08/CtUPAn_VUAU7Xrg-e1524751830202.jpg” alt=”” width=”600″ height=”406″ style=”display:none”/>

Geri dönüşüm konusunu her ne kadar yeterince ciddiye almasak da, çevre kirliliğinin büyük ölçüde önüne geçilmesini sağlayan bir sistem. Norveç geliştirdiği sistem sayesinde 1 yılda atılan tüm plastik atıkların %97’sini geri dönüştürmeyi başarmış.

Dünyanın en büyük sorunlarından biri plastik çöpler. Norveç de bu sorundan en çok etkilenen ülkelerin başında geliyor. Bu sebeple Norveç uzun zamandır bu alanda çalışmalar yapıyor. Hatta ülke, plastik şişe geri dönüşümü konusunda dünya lideri. 2016’da 600 milyon şişe geri dönüşümden geçti. Yani tüm atıkların %97’si geri dönüşüme gönderildi. Norveç’te plastik şişeler çöpe gitmesin diye geri dönüşüme atılan her şişe için ödül verilen bir sistem var. Bir şişe içecek aldığınızda 1 kron fazla ödüyorsunuz. Şişeyi geri dönüşüme attığınızda o 1 kronu geri alıyorsunuz. 1 şişeyi 12 kez geri dönüşümden geçirebiliyorsunuz. Tesislerde renkli şişeler ve şeffaf şişeler ayrılıyor. Şeffaf şişelerden yeni pet şişeler yapılıyor. Renkliler ise diğer plastik ürünlerin yapımında kullanılıyor. Bu sistem sayesinde yeni plastik üretimi ihtiyacı büyük oranda azalmış. Peki sistemin parasını kim ödüyor? Meşrubat şirketleri… Bu sisteme dahil olursa vergi indirimi alıyorlar.

Kaynak: https://twitter.com/bbcturkce/status/961259169931243520?s=17 & Onedio

Paylaş:

Güneş ve havadan içme suyu üretebilen panel: SOURCE

Her evin, gelecekte yalnızca güneş ışınlarının gücünü kullanarak, kuru veya çöl ortamlarında bile, ihtiyaç duyduğu suyu oluşturabilen bir cihazı olduğunu hayal edin. ABD merkezli Zero Mass Water, geliştirdiği ürün SOURCE ile hayal edilen geleceği günümüze bir adım daha yaklaştırıyor.

SOURCE, depolanan suyun güvenliğini sağlayan, entegre bir sistemle içme suyu oluşturmak için inşa edilen bir panel. Su üretimi, bulunduğunuz yerdeki havaya göre değişse de, SOURCE teknolojisi ile geniş bir yelpazedeki koşullara uyarlanabiliyor.

SOURCE, standart paneller gibi herhangi bir binanın üzerine kurulabiliyor. Sadece güneş enerjisi toplamak yerine, güneş ışınlarını kullanarak suyu havadan çekebiliyor. Gelişmiş su yakalama teknolojisini kullanarak, standart bir SOURCE  dizisi ile, günde 4 ila 10 litre su temin edebilmek mümkün.

İnsanlık için ziller çalıyor

2030 yılına gelindiğinde içme suyu bulmak için insanlığın büyük sorunlar yaşayacağı sık sık raporlarda yer alıyor. Birleşmiş Milletler‘in 2015’te yayınladığı rapora göre dünya, önemli bir küresel politika değişikliği olmaksızın, 2030 yılına kadar ihtiyacı olan suyun yalnızca yüzde 60’ına sahip olacak.

Birçok ülke hızla yer altı suyunu tüketiyorken küresel ısınmaya bağlı olarak dünya genelindeki yağış modelleri daha öngörülemez hale geliyor. Artan nüfus, tarım alanlarındaki yanlış sulama politikaları gibi nedenlerden dolayı  su rezervleri  giderek insanlık için yetersiz kalıyor. .

SOURCE, kendi alanında üretilen ilk ürün değil aslında. Bu yıl MIT de tanıttığı MOC ile benzer bir misyon üstlenerek Dünya’nın her yerinde su üretilebileceği bilgisini paylaşılmıştı.

Son olarak SOURCE’un hali hazırda 3 kıtada 8 ülkeye kurduğu paneller ile içilebilir su ürettiğini de paylaşalım.

Kaynak: webrazzi

Paylaş:

150.000 Pet Şişe ile Yüzen Ada Yapan Adam

İngiliz müzisyen ve çevreci Richart Sowa, yıllarca yüzen bir ada yapabilmenin hayalini kurar. 2005 yılındaki ilk denemesi kasırgalar tarafından başarısızlığa uğratılsa da pes etmez. İkinci denemesinde yüzen adasını yapabilmek adına 7 yıl harcar.  Meksika Cancun yakınlarında 150.000 pet şişeyi geri dönüştürerek kendine bir ada inşâ eder. Bununla da kalmaz, yıllarca hayalini kurup; çalışıp didinip gerçeğe dönüştürdüğü adasını “ruh eşi” ile paylaşmak ister. Eski bir model olan Jodi Bowlin ile Facebook üzerinden tanışır ve kendisiyle yaşaması için adaya davet eder. Bowlin, teklifi kabul eder ve yüzen adaya “kadınsı dokunuşlar” yapmak için adanın yolunu tutar…

Sowa hayalini kurduğu adayı yapabilmek için önce bir tasarım gerçekleştirir.

Sowa hayalini kurduğu adayı yapabilmek için önce bir tasarım gerçekleştirir.

61 yaşındaki Sowa’nın ada projesi.

Projesi için gerekli atık şişeleri yerel çöplüklerden temin eder.

Projesi için gerekli atık şişeleri yerel çöplüklerden temin eder.

Çevreci adam, elde ettiği şişeleri çuvallara doldurup, onları paletlerle birbirine bağlayarak yapar adasını.

Sowa, kendisinin uzman bir bilim adamı olmadığını ama bu yolla doğanın korunabileceğine inandığını belirtir.

Sowa, kendisinin uzman bir bilim adamı olmadığını ama bu yolla doğanın korunabileceğine inandığını belirtir.

Olağan Dışı Bir Geri Dönüşüm Hikâyesi: 150.000 Pet Şişe ile Yüzen Ada Yapan Adam

Adaya ulaşım yine pet şişelerden yapılan bir bot ile sağlanıyor…

Adaya ulaşım yine pet şişelerden yapılan bir bot ile sağlanıyor...

Yüzen adada konfor da ihmâl edilmemiş.

Yüzen adada konfor da ihmâl edilmemiş.

Adada yapay kumsal, iki gölet, ve hatta bir de güneş enerjisiyle çalışan şelâle bulunuyor.

Olağan Dışı Bir Geri Dönüşüm Hikâyesi: 150.000 Pet Şişe ile Yüzen Ada Yapan Adam

Olağan Dışı Bir Geri Dönüşüm Hikâyesi: 150.000 Pet Şişe ile Yüzen Ada Yapan Adam

Spor yapmak için de pet şişeler unutulmamış.

Spor yapmak için de pet şişeler unutulmamış.

Olağan Dışı Bir Geri Dönüşüm Hikâyesi: 150.000 Pet Şişe ile Yüzen Ada Yapan Adam

Robinson Crusoe’muz, adadaki hayatını daha da fantastik kılmak ister.

Robinson Crusoe'muz, adadaki hayatını daha da fantastik kılmak ister.

Yukarıda da belirttiğimiz gibi Sowa, eski bir model olan Jodi Bowlin ile Facebooküzerinden tanışır ve kendisiyle yaşaması için adaya davet eder. Kendisinin “ruh eşi” olduğunu düşünmektedir.

Ve adaya kadın eli dokunur…

Ve adaya kadın eli dokunur...

Teklifi kabul eden Bowlin, önerileriyle daha yaşanabilir bir mekân oluşturulmasına yardımcı olur.

Yapay yüzen adanın muhteşem bir görüntüsü.

Yapay yüzen adanın muhteşem bir görüntüsü.

 Haberin Devamı: Onedio
Paylaş:

Apple’ın yeni Iphone’u çevre için neden kötü?

Yeni iPhone daha şık tasarımı ve geliştirilmiş işlevleri ile geldi ancak aynı zamanda ağır bir çevre / fiyat etiketi taşıyor.

Salı günü Apple, akıllı telefon cihazının üç yeni modelini duyurdu: Daha üst düzey iPhone X (999 $ ) ve daha mütevazı fiyatlı iPhone 8 (64 gigabayt için 699 $ ‘dan başlayan fiyatlarla) ve iPhone 8S modelleri (64GB için 799 Dolar’dan başlayan fiyatlarla). Yeni iPhone’un yüz tanıma teknolojisi ve kablosuz şarj özelliği var ve önceki iPhone’lara göre iki saat daha uzun bir bataryası var.

Ancak bu maliyet bile çevreye kıyasla sönük kalır. Greenpeace’e göre, dünyadaki hemen hemen her insanı bir cihazla donatmaya yetecek kadar, 2007’den beri üretilen 7,1 milyar akıllı telefon var. Yine de, tüketicilerin yeni ve gelişmiş modeller aradıklarından, iPhone 8 gibi yeni cihazlar üretilmeye devam ediliyor ve çevreye etkileri olan akıllı telefonlarla ilgili önemli endişeler oluşturuyor.

Akıllı telefon satışı yapan Kanada şirketi Orchard’ın kurucularından Alex Sebastian, “Bu durum sorunu çok önemli ölçüde büyütüyor” dedi. “Bir bilgisayara bakarsanız, çoğu insan bilgisayarını kullanılamayacak duruma gelene kadar kullanıyor. Ancak insanlar her iki yılda bir telefonda yeni güncellemelere alıştı.”

Milyonlarca insan yeni iPhone’u alacak. Apple, iPhone 7’nin piyasaya sürülmesini izleyen aylarda 78.2 milyon iPhone sattı – (eski modelleri de içeren bir rakam.) Ancak bu başarı, artan bir e-atık sorununa katkıda bulunuyor. Cihaz ticareti yapan bir şirket olan HYLA Mobile tarafından toplanan verilere göre, Nisan 2017 ile Haziran 2017 arasında işlem gören bir akıllı telefonun ortalama yaşı 2.58 yıl idi.

Ne yazık ki, insanların çok az bir kısmı yeni bir akıllı telefon satın aldıklarında eski telefonlarını geri dönüştürüyor. BM’nin araştırma kolu olan Birleşmiş Milletler Üniversitesi’nden 2014’te yapılan bir araştırma, e-atıkların% 16’sından azının geri dönüştürüldüğü tahmininde bulundu. Aynı çalışma, yalnızca 2014 yılında 3 milyon ton e-atık üretildiğini hesapladı. Bu atıkların çoğu düzenli depolama alanlarına giriyor ya da içinde bulunan metallerin geri kazanılması için ayrıştırılmak üzere gelişmekte olan ülkelere gönderiliyor.

Fakat yanlış işlendiğinde, kobalt veya tungsten gibi ağır metallerin yeraltı sularına sızması ve sağlık üzerindeki olumsuz etkilere neden olma ihtimali çok yüksektir. Çünkü ” Ağır metalden kurtulmanın hiçbir yolu yok “

Örneğin akıllı telefonlar eritilirken yakılan ağır metaller, bilim insanlarının iklim değişikliğine olumsuz katkıda bulunduğu söylenen atmosferik kirliliği artırıyor. Geçen yıl Washington Post gazetesinin yayınladığı bir rapora göre, Çin’deki hava kirliliği de sağlık üzerindeki olumsuz etkilerle ilişkilendirildi.

Akıllı telefonlar için madencilik metali ekosistemleri harap edebilir.

Ancak akıllı telefonlar atıldıklarında sadece kirlilik yaratmazlar. Metal madenciliği onları oluşturmak için gerekli ekosistemleri harap etmektedir. ABD’ye göre akıllı telefonlarda ve diğer elektronik cihazlarda bulunan şarj edilebilir lityum iyon pillerde kullanılan dünyanın en büyük kobalt üreticisi  Kongo Demokratik Cumhuriyeti’dir (DRC).

Bağımsız, kar amacı gütmeyen bir araştırma ve ağ organizasyonu olan Çokuluslu Şirketler Araştırması Merkezi (SOMO) tarafından yapılan araştırmaya göre, kobalt maden şirketleri düzenli olarak doğal kaynakların ve vatandaşların korunması için çıkarılan yasaları çiğnedi. SOMO, sonuç olarak, kobalt madenlerinden gelen atık suyun ülkede içme suyu kaynaklarını kirlettiğini tespit etti.

Kirliliğin ötesinde olan diğer konular da gelişmekte olan ülkelerdeki madencilik uygulamalarında devam etmektedir. Washington Post’un araştırmasına göre, örneğin Kongo’da, çocuk işçiliği yaygın ve madencilik faaliyetlerinden elde edilen gelirler, ülkedeki sürmekte olan çatışmaları beslemek için kullanılmaktadır. İşin ilginci Mart ayında Apple, geçici olarak Kongo’dan kobalt alışı yapacağını açıkladı.

“Çevre dostu elektronik bir cihaz yapmak mümkün değildir.”
Kyle Wiens, iFixit’in CEO’su

Karbon emisyonları akıllı telefonlarla ilgili bir başka sorun

Buna ek olarak, Greenpeace’e göre akıllı cihazlarla ilişkili karbondioksitin büyük çoğunluğu (% 73) imalat sırasında  yayılıyor.

Apple çevresel izini azaltmak için adımlar attı. Şirket, ürünlerinden materyalleri geri kazanmak için gerekli olan yöntemlere yatırım yapıyor ve müşterileri geri dönüşüm programıyla ürünlerini geri göndermeye teşvik etmek için çalışıyor. Bu program aracılığıyla nitelikli cihazlar bağışlayan Apple müşterileri bir hediye kartı almaya hak kazanıyor.

Apple’ın ilerlemesine rağmen, bazıları şirketin çevresel etkisini ele alabileceğine inanmaktadır. Wiens, kulaklık jakını iPhone 7’den çıkarma kararı eski kulaklıkların yeni bir adaptör olmadan kullanılmaz hale gelmesi sebebiyle e-atıklara eklendiğini söyledi.

AirPods kablosuz kulaklıklar, şarj edilebilir bir pille güçlendirildi – ancak Wiens, pilin değiştirilemeyeceğini söyledi. Geleneksel kulaklıklar, kabloları ve kolayca geri dönüştürülebilen mıknatısları kullandığını belirtti.

Yeni cihazlar satın alan tüketiciler çevresel izlerini de araştırmalıdır. Global bir bağımsız güvenlik bilim şirketi olan United Laboratories, yakın zamanda “çevreci elektronik” için daha çevre dostu olan standartlar oluşturdu. Şimdiye kadar Samsung yeni sertifikayı alan tek akıllı telefon üreticisi olduğunu belirtelim.

Paylaş:
En yukarı