
Şermin Yaşar denince aklımıza genelde o zeki mizahı, kelime oyunları ve güldürürken düşündüren üslubu gelir. Ama “Altı Harfli Bir Tatlı” ile yazar bu sefer kalbimizin tam ortasına, o en hassas olduğumuz yere, “anne-evlat” ve “yaşlılık” sızısına dokunuyor.
İsmi sizi yanıltmasın; bu sadece bir tatlı tarifi kitabı değil (gerçi içinde hayatın tadı da tuzu da var), bu bir “görülme” isteğinin romanı.
Kitabın Konusu Ne?
Romanın başkahramanı Selime Teyze. Hani o bayramdan bayrama aranan, “Bir ihtiyacın var mı?” diye sorulup aslında cevabı dinlenmeyen, varlığıyla yokluğu bir olmuş annelerimiz, teyzelerimiz var ya… İşte o Selime Teyze, bir gün “Artık beklemekten yoruldum” diyor.
Hayatı boyunca çocuklarını, torunlarını, bir telefonu, bir kapı zilini bekleyen Selime; kimseye haber vermeden, pılını pırtını toplayıp sessiz sedasız bir köye kaçıyor. Amacı ne mi? Belki biraz “aranmak”, belki biraz “merak edilmek”, belki de sadece kendi sesini duyabilmek.
Köyde ise yolu, annesiz büyümüş ve kendi yaralarını sarmaya çalışan genç bir kadınla, Meltem ile kesişiyor. Biri evlatlarına hasret bir anne, diğeri anneye hasret bir evlat… Bu iki yaralı kadın, aynı çatı altında birbirlerine şifa olmaya başlıyorlar.
Bir Türk Okur Gözüyle Neden Çok Sevdik?
1. “Bizi” Anlatıyor, Hem de Çok İçten: Bizim toplumumuzda yaşlılık, “bir köşede sessizce oturmak” gibi algılanır ya hani… Şermin Yaşar bu kitapta o sessizliğin çığlığını attırıyor. Selime Teyze’nin iç sesi, sitemleri, beklentileri o kadar tanıdık ki; okurken aklınıza anneniz, anneanneniz geliyor. İster istemez telefonunuza uzanıp “Nasılsın?” diye aramak istiyorsunuz.
2. İsmi Gibi “Tatlı” Ama “Buruk”: Kitabın ismi olan “Altı Harfli Bir Tatlı”, aslında hayatın içindeki o tezatlara bir gönderme. Yazar, acıyı bal eylemeyi, hayatın zorluklarına rağmen ağızda kalan o tatlı tortuyu anlatıyor. Okurken boğazınız düğümleniyor ama sayfayı çevirdiğinizde yüzünüzde bir tebessüm beliriyor.
3. Beklemek Üzerine Bir Ders: Selime Teyze’nin şu cümlesi kitabı özetliyor aslında: “Ben istiyorum ki meşguliyetim olsun. Elimde bir işim olsun. Bekleyecek bir şeylerim olsun…” Bu cümle, modern dünyada unuttuğumuz “vefa” duygusunu bize öyle zarif hatırlatıyor ki, etkilenmemek mümkün değil.
Eleştirel Bir Bakış (Neler Beklememeli?)
- Saf Mizah Beklemeyin: Şermin Yaşar’ın Dedemin Bakkalı veya Abartma Tozu gibi kitaplarındaki kahkaha tufanını arıyorsanız, bu kitap yanlış adres. Burada mizah var ama hüzünle harmanlanmış, daha olgun ve daha durgun bir mizah.
- Hızlı Bir Kurgu Yok: Kitap, bir aksiyon filmi gibi değil, demlenen bir çay gibi ilerliyor. Olaylardan çok duygular, bakışmalar ve susuşlar var.
Sonuç: Okumalı mısınız?
Eğer “Bugünlerde biraz duygusalım, şöyle beni anlayacak, kalbime dokunacak, okuyunca gidip anneme/büyüklerime sarılmak isteyeceğim bir kitap arıyorum” diyorsanız; hiç durmayın, hemen alın.
Altı Harfli Bir Tatlı, size unuttuğunuz o “ziyaret” borçlarını hatırlatacak, vicdanınızı biraz sızlatacak ama sonunda ruhunuzu temizleyecek bir kitap. Yanına bir bardak çay ve belki bir dilim kek(!) almayı unutmayın. (Ve Meltem’in yerine bu sefer o keki siz yiyin)


İlk yorum yapan siz olun