
Türkiye’de yaşayıp da beyaz yakalı bir iş hayatının içindeyken, “Her şeyi bırakıp güneye inmek” veya “Küçük, huzurlu bir kafe/kitapçı açmak” hayalini kurmayanımız var mıdır? Sanmıyorum. İşte Hwang Bo-reum‘un yazdığı Hyunam-dong Kitabevine Hoş Geldiniz, tam olarak bu hayali gerçekleştirme cesaretini gösteren bir kadının, Yeongju‘nun hikayesi.
Eğer ruhunuz metropol hayatından yorulduysa, bu kitap size Maslak veya Levent plazalarından çıkıp, Karaköy veya Moda’da sakin bir ara sokağa sığınmış hissi verecek.

Hwang Bo-Reum ve Ben.
14.12.2025 Tüyap Kitap Fuarı – İstanbul
Kitabın Konusu Ne?
Romanın merkezinde Yeongju var. Dışarıdan bakıldığında “mükemmel” bir hayatı var: İyi bir eğitim, yüksek maaşlı bir iş, bir koca… Ama içi bomboş. Bir gün içinde bir şeyler kopuyor; işi bırakıyor, kocasından boşanıyor ve Seul’ün sakin bir mahallesi olan Hyunam-dong’da küçük bir kitabevi açıyor.
Başta her şey zor olsa da, zamanla dükkanına aldığı o sessiz ama harika kahveler yapan barista Minjun ve dükkana sığınan diğer “yaralı” müdavimlerle birlikte, burası sadece kitap satılan bir yer olmaktan çıkıp, herkesin kendini bulduğu bir rehabilitasyon merkezine dönüşüyor.
Bir Türk Okur Gözüyle Neden Çok Sevdik?
1. “Elalem Ne Der?” Baskısına Başkaldırı: Bizim toplumumuzda da çok yaygın olan “başarılı olma” baskısı, Kore kültüründe de çok baskın. Yeongju’nun “kariyerini çöpe atıp kitapçı olması”, ailesi ve çevresi tarafından delilik olarak görülüyor. Türk okurlar olarak, bu mahalle baskısına ve “garantili meslek” takıntısına karşı duruşunu okurken içten içe Yeongju’yu alkışlıyoruz.
2. Kahve ve Kitap Kokusu: Kitapta sadece edebiyat yok; aynı zamanda kahve çekirdeklerinin nasıl kavrulduğu, hangi sıcaklıkta demlendiği gibi detaylar da var. Barista Minjun’un kahve yaparkenki dinginliği, bizim Türk kahvesi veya ince belli bardakta çay ritüelimizle aynı huzur frekansında. Okurken burnunuza taze kahve kokusu geliyor.
3. “Acele Etme” Kültürü: İstanbul trafiğinde, market kuyruğunda, metroda hep bir acelemiz var. Kitap ise sürekli “Yavaşla” diyor. Karakterlerin saatlerce oturup havadan sudan konuşmaları, örgü örmeleri veya sadece sessizce kitap okumaları, bizim hasret kaldığımız o “yavaş yaşam” (slow living) övgüsü gibi.
“İyi bir gün geçirmek, büyük şeyler başarmak demek değildir. Bazen sadece huzurla içilen bir kahve, o günü ‘iyi’ yapmaya yeter.”
Eleştirel Bir Bakış (Neler Beklememeli?)
Dürüst olmak gerekirse:
- Felsefi Diyaloglar: Soyang-ri Kitap Mutfağı biraz daha masalsı ve hafiftir. Hyunam-dong ise biraz daha derin, yer yer didaktik (öğretici) olabilir. Karakterler sık sık “Çalışmak nedir?”, “Mutluluk nedir?” gibi uzun felsefi sorgulamalara giriyor. Bazen roman okuyor gibi değil de, karakterlerin ağzından bir kişisel gelişim metni okuyor gibi hissedebilirsiniz.
- Aşırı Durağanlık: Eğer sabırsız bir okursanız, kitabın temposu size “kaplumbağa hızı” gibi gelebilir. Büyük aşklar, büyük kavgalar yok; sadece hayatın olağan akışı var.
Sonuç: Okumalı mısınız?
Kesinlikle evet. Özellikle Soyang-ri‘yi sevdiyseniz, bu kitap o türün “ağır abisi/ablası” gibidir. Daha oturaklı, daha gerçekçi ama aynı derecede iyileştiricidir.
Kendinize bir iyilik yapın, telefonunuzu sessize alın, yanınıza en sevdiğiniz sıcak içeceği koyun ve Hyunam-dong’un o huzurlu kapısından içeri girin. Pişman olmayacaksınız.


İlk yorum yapan siz olun