İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Düşünmeden Yazmamın 101 Sebebi ve 1 Yolu

“Öncelikle ne düşündüğümü öğrenmek için yazıyorum ve yazana kadar ne düşündüğümü inanır mısınız, ben de bilmiyorum”

Geçtiğimiz günlerde okuduğum bir kitapta Kevin Kelly özetle şöyle diyordu;

“Yazmaktan hoşlanmıyorum, yazmaktan zevk alıyorum. Yazarak düşünüyorum ve ne düşündüğümü yazana kadar bende bilmiyorum.”

Kevin Kelly

Kevin Kelly’nin yaptığı gibi düşünmek için yazmak benim farklı yazmamı sağladı. Düşünmek için yazıyorum, yazmak için değil.

Yazmak için yazmayı denediğim çok oldu. Ben şu an bir şey yazmalıyım düşüncesiyle oturduğumda bilgisayarın karşısına veya aldığımda elime defterimi; kitleniyorum. Beynimin alev aldığını hissediyorum ve sonunda yazı yazamadığım için sinirleniyorum. 

Bu yazımı Spotify’dan dinleyebilirsiniz.

Benim yazı yazma sürecim hafta boyunca notlar almak, aklımda ki konularda çeşitli insanların yazdıklarını okuyarak fikirlerimi pekiştirmek ve bu konuda aldığım hem dijital hem elle yazdığım notlarımı gözden geçirmekle başlıyor.

Öncelikle yazacağım yazıların başlıklarını veya konularını belirliyorum ve daha sonra yazı yazacağım zaman bu notlarıma geri dönerek yazmaya oturuyorum.

İşte asıl iş bu oturuşta başlıyor. Silmeyi düşünmeden, kelimelerimi seçmeden, durmaksızın yazmaya başlıyorum. Çünkü yazmaya başlayabildiğimde aklımdan düşünceler bir akarsu gibi geliyor.

Akarsu gibi geliyor çünkü seçtiğim başlıklar veya konular öyle alelade değil, zaten içimin dolu olduğu, fikirlerimin olduğu ya da en azından kendimde bu konuyla ilgili derdimin olduğu, çözmeyi istediğim, kafama takılan konuları seçtiğimi farkediyorum. Kendime anlatmak istediğim, kafamda, aklımda, zihnimde sürekli kavga ettiğim konuları seçtiğimi o an farkında olmasamda yazıyı tamamlamdığımda içime dolan o huzur veya tam tersi rahatsızlık hissi ile bunu anlıyorum.

Kendi dünyama bir patika…

Beynimiz fikirler, deneyimler ve düşüncelerle doludur.

Yazdığın zaman beynindeki tüm bu bilgileri, dşünceleri aslında düzenliyorsun. Zihnindeki ufak bir düşünce yazarken bir paragrafa bir yazıya dönüşüyor.

Düşüncelerimi anlamak için yazıyorum. Bir deneyimim veya bir konu hakkında yazmadan ne düşündüğümü gerçekten anlamıyor(muş)um. Örneğin, geçtiğimiz aylarda karantina günlerinde kızımla eşime kek yapmaya karar verdik. Anneler günüydü, demek ki Mayıs ayıymış.

Hikayemin ne olduğunun, neler yaptığımızı yazarken farkına vardım. Ve ondan yazarken yazımın yönü, fikri bir anda değişti. Sildim ve yeniden başladım. Ben aslında o an sadece kızımla kek yapmamışım. Bu keki yaparken kafamdaki sorulara da çözümler bulmaya çalışmışım. İşimin süreçlerinde sıkıntılar olduğunu düşünüyordum. Bu sıkıntıları çözmem gerekiyor ve sürekli kafamın içinde dolanıp zihnimi meşgul ediyormuş.

Hikayemdeki düğümün çözümü iş hayatında başarılı olunmak isteniyorsa mutfak işlerinde de başarılı olmanın gerektiğini anlatan bir blog yazısını okumamla şekillendi. Ardından hikayeyi kendi sözlerimle yazmak onu anlamama yardımcı oldu.

Bir hikaye, onun hakkında yazdığınızda ve bu süreçte düşüncenizi gözler önüne serdiğinizde tamamen yeni bir anlam kazanıyor. Buna inanıyorum ki yazdıkça sizde farkına varacaksınız.

Yazıyorum, o halde değişiyorum.

Aslında bloguma yazarken yazma pratiği yapmıyorum, düşünme pratiği yapıyorum.

Düşünmek en iyi alışkanlıklarımızdan biri. Aklımız erdiğinden beri düşünüyoruz. Bilinçli düşünme pratiği yaptığımızda, dünyayı ve dünyada ki yerimizi daha iyi anlıyoruz. Kelimeler ise bu soyut düşüncelerimizi elle tutulur, gözle görülür somut bir gerçeğe dönüştürüyor.

Hatta şu an nerede okuduğumu hatırlayamadım ama; yazmak, yeterince uzun süre pratik edilirse düşüncelerinizi tamamen şekillendirebilecek güçte bir ifade biçimi. Asla iki kez aynı şekilde düşünemezsin. Her zaman ince de olsa farklılıklar vardır. Aynı şey, bir konu hakkında birden çok kez yazdığınızda da geçerlidir. Bir önceki yazınızla olumlu veya olumsuz anlamda aynı fikirde, aynı düşüncede olmadığınızı rahatlıkla anlarsınız. Bu bana gayet normal geliyor. Çünkü bu durum geliştiğinizin, değiştiğinizin kanıtı.

Düşüncenizi gizlice geliştirmek için aynı konularda yazabilirsiniz.

Bu yüzden beş yıl önceki hatta geçen hafta ki yazınızı okuduğunuzda onu yazan kişiyi tanıyamazsınız. Ben kendimi tanıyamıyorum. Her yazı düşüncenizi geliştirir ve yavaşça değiştirir. Bu, en iyi haliyle yazmanın sihridir.

Ben bu yazı ile neyi çözdüm

Düşünmek için yazmak istememin temel nedenlerinden biri de, çoğu zaman karşılaştığım sorunları çözmenin yollarını, yazarken bulabilmem. Bir de biz Türkler için geçerli olduğuna inandığımız başka bir yer var ama konumuz orası değil. Ve yeri gelmişken yazayım; “lütfen bulmak istediğiniz gibi bırakınız.”

Bir sorunun çözümü benim için kolay değil. Anlamak veya çözebilmek için bir problem hakkında yaklaşık 10 kez yazıp yazıp silmem gerekiyor. Bu da yaklaşık 50 defa düşünmem anlamına geliyor. Amacınız başkalarına yazdıklarınızla yardımcı olmak olduğunda, düşünceniz değişir ve farklı bir şekilde kelimelere dökülür. En azından bende bu şekilde oluyor.

Yardıma ihtiyacı olduğunu düşündüğünüz, hiç tanışmadığınız ve muhtemelen görmeyeceğiniz bir okuyucuyla hayali bir konuşma yapıyormuşsunuz gibi yazmaya başlıyorsunuz. Yıllarca radyodan mikrofonum aracılığıyla düşüncelerimi sesli olarak yine benzer şekilde ihtiyacı olduğunu düşündüğüm, hiç tanışmadığım ve görmediğim insanlara duyurmaya çalıştım. Bu duyguyu yıllarca bomboş odada konuşurken çokça yaşadım ve biliyorum.

“Çoğu kez fısıldanan sözler, yüksek sesle söylenenlerden daha uzağa gider” 

“Yazı, bir okuyucu tarafından daha kolay duyulabilir.”

Kendi düşüncelerinize sizde çok şaşıracaksınız

Düşünmek için yazmaya başladığınızda neler olduğuna şaşıracaksınız. Düşüncelerinizin inanılmaz değeri var. Düşüncelerinizi yazı yoluyla analiz etmek, yaşadığınız felsefelerde dehşet verici değişimler yaşamanız için size hayatınızda muazzam bir güç verecektir.

Yazım hala çok berbat. Ama beni şaşırtan şey düşüncelerimin evrimi. Ben artık eski ben değilim.
Düşüncelerim yazı sayesinde değişti ve ben bu değişime gelişiyorum diyorum. Yazmayı bırakıp düşüncemin korkunç ya da yararsız olduğunu düşünseydim bu asla olmazdı. Yazmaya korkarak başladım ki hala korkuyorum. Az önce de dediğim gibi geçmişte yazdıklarımı beğenmiyorum. Biliyorum ki bir süre sonra bu yazımı da beğenmeyeceğim. Fakat blogumun “Hakkımda” sayfasında da yazdığım gibi “kendimi tedavi biçimimdir” bu blog ve bu yazılar. Okuduğum kitapların girdisinin ve yazma sürecinin zamanla düşüncelerimi bir proses gibi geliştirmesine izin verdim. Çıktı olarak da bu yazılar açığa çıkıyor. Süreç = Girdi→Proses→Çıktı.

Aynı fırsat sizin için de mevcut. Yazar olmana gerek yok. Sadece düşüncelerini geliştirmek için yazmayı kullanabilirsin. Bunu yaptığında, kendini şaşırtacağından ben eminim. Tamamen yeni fikirleri yapboz gibi birleştirmenin, ayırmanın, şekillendirmenin ve üretmenin yollarını bulacaksın.

Yazmak eminim size de iyi gelecek. Düşüncelerinizin ve dolayısıyla kendinizin gelişmesine yardımcı olmak için bence sizde yazın.

Bir yorum

  1. Şirin Şirin 17 Nisan 2021

    Düşünmek en iyi alışkanlıklarımızdan biri. Aklımız erdiğinden beri düşünüyoruz. çok doğru fakat hayat pratikleştikçe ve dijitalleştikçe bu özelliğimize gereksinim kalmamaya başladı, yeni nesil düşünme hayal kurma özelliği için masal terapileri var artık, yitirmeyelim inşallah ..

Düşüncelerin benim için önemli...