Sen elinden gelenin en iyisini yaptın babacım

Az önce whatsapptan hanım yazdı. Akşama yemek yok dedi ve manavdan alınacakların listesini gönderdi. İşten çıkıp eve giderken fırından ekmek, manavdan listedekileri ve kızımız için onun sevdiği çikolatadan alıp eve geçeceğim.

Buraya kadar yazılanlar çok sıradan, rutin yaşananlar değil mi? Hemen hepimiz hemen hemen her gün benim gibi bu diyaloğu yaşıyor ve bu alışverişi yapıyoruz.

Halbuki ilk paragrafta şükredecek o kadar çok şey var ki, farkında mısınız? Ben çoğu zaman farkında olmuyorum. Siz de bazen olmuyorsunuz, biliyorum.

Gelin bu basit cümlelerdeki muazzam şükür kaynaklarını inceleyelim mi?

Az önce whatsapptan hanım yazdı

Çok şükür ki hayattayım ve evliyim. Hanımımın da benim de birer akıllı cep telefonu ve internetimiz var. Gözlerim görüyor, aklım okuyor, ellerim tutuyor.

Akşama yemek yok dedi ve manavdan alınacakların listesini gönderdi.

Çok şükür ki sağlıklıyız ve dün akşam evde ki yemekleri yiyerek bitirebilmişiz. Alım gücümüz var ki hanım alınacakların listesini yapıp gönderebiliyor. Evimiz ve mutfağımız var ki yeni yemekler yapabileceğiz. Evimizin yakınında bir manav var demek ki ve eve dönerken uğrayıp alışveriş yapabiliyorum.

İşten çıkıp eve giderken fırından ekmek, manavdan listedekileri ve kızımız için onun sevdiği çikolatadan alıp eve geçeceğim.

Çok şükür ki çalışıp helal para kazanabildiğim bir işim var. Evimizin yanında manav var demiştim ya hatta bir fırın dahi var.

Çok şükür ki sağlıklı bir kızımız var. Onu mutlu etmek için çikolata alabilecek gücüm var.

Fark ettiniz mi şimdi? Aslında günlük rutinlerimiz içinde sayısız şükür kaynağı bulunuyor ama tüm bunlara tek tek şükretmiyorum. İşte aklımıza geldikçe çok şükür diyoruz ama dilimizde söylüyoruz çoğunlukla.

Neden dert yandın şimdi Mustafa bu şükürsüzlüğünden, bundan bize ne, bak ne güzel yazdığına göre farkındasın aslında diyebilirsiniz.

Sabah bir fotoğraf gördüm, beynimden vurulmuşa döndüm ve ondan sonra farkına vardım aslında. Eminim sizler de görmüşsünüzdür o fotoğrafı.

İki kişinin fotoğrafı bu. Biri Oscar Alberto Martinez Ramirez isimli bir baba ve Valeria isimli bir yaşında ki kızı.

Meksika’da yaşıyor ve birlikte seyahat ediyorlardı dün sabah. Tüm hayalleri belki de benim yukarıda yazdığım ve hepimizin hemen her gün rutin yaşadığı ilk paragrafta ki gibi bir hayatı yaşamaktı. Ama olmadı. 1 yaşında ki Valeria’nın kolları “sen elinden gelenin en iyisini yaptın babacım” der gibi babasının boynuna sarılı şekilde, hayallerine doğru… (Yazmaya devam edemeyeceğim, belki daha sonra…)

Oscar Alberto Martinez Ramirez ve bir yaşında ki kızı Valeria’nın son fotoğrafı

Bu da fotoğrafın hikayesi

Bir yorum Sizinkini ekleyin

Sen ne düşünüyorsun?