Tekvin

Hanım duymasın ama artık yaşlanmaya başladığımdan mıdır bilmiyorum ama günlük rutinlerimiz de yavaşlamaya ve tabiri caizse daha oturaklı uğraşlarla vakit geçirmeye başlıyorum. Bunlardan en faydalısı olarak kitap okumaya başlamak diyebilirim. Evet, yaş almış başını gidiyor ama okumaya ben yeni başladığımı düşünüyorum. Gençlik zamanlarında bilgisayarlar ve cep telefonları çok vaktimizi ve kalbimizi çaldı. Neyse uzatmayayım, son zamanlarda okuduğum en sürükleyici kitaplardan biri olan Tekvin romanını sizlerle paylaşmak istedim. Okursanız pişman olmazsınız.

“Gizemli bir tablo… Yeryüzünün efendilerine rağmen kurulmuş bir ülke… Ve bu ülkenin kaderi üzerinde oynanan büyük oyun…

İşadamı Hakan Turan’ın hayatı, manevi kız kardeşi Melek’in kaçırılması ile bir gecede altüst olur. Kız kardeşinin izini süren Hakan, kendini paranın kadim efendileri arasındaki bir savaşın ve yıllar önce gerçekleşmiş cinayetlerle kurgulanmış bir bilmecenin tam ortasında bulur. Tüm ülkeyi kaosa sürükleyen bu sırrın anahtarı Osman Hamdi Bey’in gizemli bir tablosundadır. Mihrap ismiyle de bilinen Tekvin’de…”

Tekvin, son zamanlarda ismini oldukça fazla duyduğumuz bir kitap. Özellikle yazarının, yani Arif Ergin için söylenen “Türkiye’nin Dan Brown’ı” benzetmesi de dikkatleri iyice üzerine çekmeyi başarıyor.
Bunların yanında kitabın konusu ve işlenilen temalar da bir hayli farklı ve nitelikli denilebilecek seviyede.

Tekvin’in Teması

Kitabın temasına gelecek olursak; Osmanlı’nın ünlü ressamlarından Osman Hamdi Bey’in kayıp tablosu olan Mihrap yani diğer adıyla Tekvin’in öyküsüyle karşılaşıyoruz sayfalarda. Tablo, dönemin zihniyeti göz önünde alınıp incelendiğinde oldukça cesaretli bir şekilde yapılmış. Çünkü,  çiniden yapılma bir cami mihrabı önünde sarı dekolte bir elbise giyen genç bir kadının, rahle üzerine oturup, ayaklarının altına saçılmış birçok kitap olduğunu görürüz. Bu kitapların içinde Kuran-Kerim olduğu tahmin edileceği kitaplarda mevcut. Bu tablo, Türkiye’de hiç sergilenmemiş. Çünkü siyasi tepkilerden yanı sıra toplumun da tepkilerinden kaçınıldığı için tabloyu alan kişinin ismi gizli tutulmuş. İlk kez 1970’lerin sonunda Mihrap ismiyle bir kitapta kayda geçmiş. Tablonun bilinen son sahibi de Demirbank’tır. 2000 yılında banka batınca, ilginç bir şekilde tablonun da bir şekilde ortadan yok olduğu fark ediliyor. O gün bu gündür bu tabloyu gören kimse de yok, sanki yer yarılmış da içine girmiş gibi…

Mihrap (Tekvin)

Olayların temeli bu tablodan oluşsa da, bahsedilen tablonun haricinde oldukça bilgi verici cümlelerle karşılaşıyoruz. Mevlevilikten tutun da gizli örgütlere kadar, Kuran’dan ve Tevrat’tan ayetlerle birlikte birçok  tarihi bilgiler mevcut. Illuminati, din, matematik, genetik, Sabetaycılık gibi konuları da sayfalarda görüyoruz. Dolu dolu bir kitap. Yazının ilk başında da bahsedildiği gibi, Melek’in kaybolması ile olaylar başlıyor ve bizi Mihrap tablosuna götürüyor her detay. Hakan’ın ailesinde yaşanan kimsenin bilmediği, gizli olan cinayetlerle birlikte Galata Mevlevihanesinden, Galata Kulesinin de yer aldığı oldukça çetrefilli bir macera okurları bekliyor. 

“Biz, Yeni Dünya Düzeni’ni yeraltının derinliklerinde karanlık bir mağara gibi tasarladık. Bu mağaranın bir ucunda, içeri ışık süzülen bir boşluk var. İnsanların sırtlarını ışığa çevirdik. Onları kollarından, boyunları ve bacaklarından zincirlerle bağladık. Öyle ki sadece karşılarındaki karanlık mağara duvarını görüyorlar. Işıkla aralarından bir sürü nesne geçiyor ve ışık bu nesneleri mağaranın duvarına gölge olarak yansıtıyor. İnsanlar, nesneleri değil, sadece onların duvara yansıyan gölgelerini görebiliyorlar.”
(Tanıtım Bülteninden)

Tekvin, birçok tarihi olguyu ve detayı bünyesinde barındırdığından biraz ağır ve sıkıcı gelebilir. Ancak, okudukça kendinizi olayların içinde kaybedeceğiniz bir kitap. Yazarın ilk kitabının olmasına rağmen kitabın kurgusu oldukça yoğun bir şekilde oluşturulmuş.

Cinayet, tarih, sırları çözme konularını sevenler için oldukça güzel bir yapıt. Şans verilmesi gereken kitaplar arasında yerini ayırtın bana kalırsa. Yazarın yeni kitaplarını umarım raflarda görmeye devam ederiz.

Kaynak

Kitap içinde yayınlandı

Sen ne düşünüyorsun?